Pazar, Şubat 27

Kilit açan kelimeler

Yapmayi en cok sevdigim yazmanin olmassa olmazi kelimeler, sözcükler. Sözcük daha güzel benim icin mesela,yazimin konusu tam da bu. Bana sözcük kelimeden daha cok tesir eder. Dert, mesele demek ve diyenler. Sahane, harika yerine. Superi cok severim. Mesela super sözcügünû tek gecerim demem, cok severim derim. Bazen de aklinda olmayan ama bildigin ve karsilasmayi beklemedigin an bir sözcük cikar karsina gül gül ölürsün. Hem de komik değilken ne sôzcük ne de anlami. "Hazardous" mesela. Tehlikeli gibi manasi var, dangerous,'ın havai kullanimi. Çok komik. Kalp mesela yürek yerine. Bir de tanistiginizda karsidaki biriyle kaynasma hoslanma hisleri de karsilikli kelime secimlerinizle alakali olabilir. Ayni dili konuśmuyoruz bizin tersi, ayni dili hemde ayni kelime secimleri ile konusuyoruz. Aferin bize.

Cumartesi, Şubat 26

55 yasındaki annem 35 yasındaki beni güşdürebiliyor, 57 yasındaki babam ise hiç 57 yasında gelmiyor. ailecek birbimize esin kaynagı oldugumuz için belki de kise de karar kılamadım.
ve ya hayran olmak, esinlenmek ve samimiyet gibi kriterlerim oldu, bir de sahnesi olmak. 

dün rüyamdaki bir karede şu vardı, gözlerimin içine bak ki bir süre sonra aramızda baglantı kurulsun ve düşünce akışlarımız sağlansın. konusmadan anlaşalım. bir de yakınlarda kaybettiğimiz birinin alnında bir dilim salatalık yapışmış e gülerken yemek yeme sahnesi, iki gecedir rüyama ölmüş kişiler geliyor, bunun anlamı ne acaba? 

anlamaya çalışma derken, teoman nasıl güzel söylemiş. kim anladı ki sen anlayasın? çizmedin ki kesesin gibi bir baglantı var ikisinin arasında. insanlar ile konusmayı düşünmüyorum bir süre. oldukca anlama kıtlıgındalar, kendilerinden bahsedip ve ya bahsetmeseler bile kendilerine baglamay calısarak konusma içindeler cünkü. sanki evde kurulmus ve olana bitene duyarsız sadece kendi kafalarında olana etrafı ikna cabasında olma durumu.

hayalkırılığı icinde bulunduğum durumun adi. Yapacagimi dusundukletimke yaptiklarim aradindali fark ve hic bir zaman alismayi kabul etmeyecegim kompleksli insan cikislari.. annem ve babamın komikiği, elif'in paris'ten gelen mutlu sesi, efe'nin aaşk yaşaması dısında gerçekten önemli hiçbirşey yok hayatımda, bir de yıllardır onunla büyüdüğüm ve şimdi sarkilari baska bir duyusla dinlediğim adam ile buluşup sohbet etmek isteği dışında. olursa çok tatlı olur, olmaz ise de hala cok tatli.

ne zaman gönlümden geceni yazsam genelde olur, aksam gene iki kişiye göndermemek üzere, sadece istekler kağıt üzerinde daha bir netleşsin bana karsı diye.. destructive eleştiri ve ya costructive eleştiri hiç bir sey kabul etmiyorlar,, yapıcı degil derken ne haklıydı zeus, neptun hakkında. ancak az kaldı güneş açmasına, mesela bu paragrafa kadar yazı  nekadar da güzel giderken şimdi bozuldu, pek iyi olmadı bu yazı hadi tomris uyar okuyalım..

Pazartesi, Şubat 14

jay jay johanson

tam kapıdan çıkarken arkadasım aradı, sahneden indi ve konustuk dedi. ben cıkana kadar bitti, tabii şimdi de neden 6'dan beri çıkmadım, az sonra yıllardır sevdıgım sarkılarla konserli bir pazartesi gecesi gecirecektim.
harekette bereket vardır, hemen yola koyulmalı, oturdugun yerde oturmak kime ne kazandırmıştır. neden atıl kaldım, bir kendime verdiğim söz aslında beni tutu, dogruya dogru, 2 ay gece cıkmayacaksın ve yoga için altıda kalkıyor oldugun ıcın nefsine hakim olup eglencelere dalmayıp erken yatıp erken kalkacaksın, tabii bu kuru kuru bar gezmesi degildi, ı believe in you you believe in me how come that you dont believe in us
sözlerinin tok bir tonda kulaklarımda bangırdaması gecesiydi, şu an sarımsak etkisi gecti, kendime geldim, enerjim de geldi, dolapta puding ve jay jay davetlisi onun konserine gitme fırsatım yok bir tek..
nasıl olsa o bizden gene gelir, fransa'dan gelen özü'ye sevgilerimle posteri nerde acaba? taşın taşın boktur işin, taşınmalarım bir başka yazının konusu zaten.. 2000 yılı rennes maceramın bir başka yazı konusu oldugu gibi ve 2001 sevgililer gününde elimde çicekler arabadan indiğimde elinde çiçekler beni bekleyen diger bir kişinin varlıgının da baska bir yazının konusu oldugu gibi.

bir kadeh jameson ve jay jay eşliğinde ve kitap ve uyku..j ile baslayan bir yazar var mıdır ki kütüphanemde, raflar bu arada çok tozlnamıs ve güneşten kitaplar renk değiştirmiş, fazla nostaljik bir hava sezdim, kapalı balkon kütüphanemde..

hepsibiryasonunda...

bugün tüm gün kafamın içinde yazdım. yürüdüm yazdım. arada baktım olmuyor, telefona kaydettim düşüncelerimi,ferhan sensoy der ki esas yazar kafasında yazandır. uyandım, kendime saat 6.'da uyanamanın hesabını sorup stresini yarattıgmı gördüm, diger bir stresim döşemcide olan koltuk ve bana düşündürdükleri idi, digeri ise, 14 gün önce meydan gelmiş olayın gene aklıma gelmesiydi.  elimde olupta çözebileceklerimi çözeyim diye düşündüm, telefonuma yoga in bed yazdım ve karşıma bir dolu, tam benim modumda olan kişilere sanırım yaratılmış yatak içinde yoga hareketleri olan videolara cıktı, ve onlardan hareketler yaparak yatakten yere indim ve direk salona geldim.şu an elimde olan kitabı bitirdim, kendimi editor ve ilk okuyan olarak kitabı cok özel hissettim ve bir dolu kavramsal fikir geldi aklıma ve kitabın gidişine yön verdiğim için pek tatmin olmuş hissettim. ikinci stres kaynagım olan döşemecideki koltuğa geçtim, evden çıktım yürüyerek, arnavutköy'e ulaşmak amacıyla yola koyuldum. derken az önce uyurken, corbanın içine attıgım sarımsak coklugu uyku verdi ve uyukaldım, rüyamda birini ve pıding gördüm, yapabileceğim olan riyayı gercekleştirip gittim puding istedim ve yaptım, tam o sırada, jay jay joahnson'dan haber geldiğini ve toplantıya gideceklerini söyleye arkadasımın daveti ile içim heyecanlandı fakat zaman kısıtı ve sarımsak uyuklaması nedeni ile gidemedim, metroya taksi ordan metrodan ilgili yere yetiş için zamanım yoktu, yaşlandım mı dedim, hayran oldugum bir insanla iş konusma ve onun sarkı söylemeyen sesini duyma fırsatını degerlendirmemiş, ya yetişirsem değil, nasıl olsa yetişemem zaten çok uykum var ihtimalini pekiştirip, pıding yapmaya devam etmiştim, 12 yıldır begendiğim bir şarkıcı, ilk begenme anımda sesini duyup, sefahathane'de cd kabnı sormustum, mavi gömlekli incenik ineze bir adamdan dean martin -leonard cohen karısımı bir ses cıkmasıydı benı ben bu kişiyi bundan sonra severim dedirten, saclarını uzutaıp yarısını kazıyıp turuncu yapana kadar da sevdim, klasik yanı hosuma gitmişti.. arnavutköy'e yürürken  bebek yokusunda yeşil renkli küçük papagan gordum bir dalda üç tane fotograf cekerken uctular, aklım jay de kaldı, arkadasımı aradım hala beklıyorum dedı, arkadan sound check sesleri gelmekte, ve henuz konusmamıslar, şimdi cıkıp gitsem yetişir miyim derken, gene içimde bir heyecan akısı baş gösterdi. Gidiyorum...

Pazar, Şubat 13

yarıda kalmak.

Uyandım uyudum uyandım uyudum uyandım, uyudum,uyandım derken kalktım. Saat sanırım üç civarı, güneş duşu öyle bir düşüyordu ki, kendime başka bir deger kattıgımı anladım bu evde, bundan sonrasında dışun güneş almasını istiyorum ben. Yıkanmak beni rahatlatırken, suyla birlikte bir çok sey akıp giderken üzerimden bir de gölzeri kapatınca güneşe doğru durduğumda oluşan sarı renk beni rahatlatıyor, sessiz ve düşüncesiz kılabiliyor, aynen, hoşçakal demekte zorlanıp ancak içimde onu tutup uzaklaştıgım kişiyle öpüştüğüm an olanlar gibi bir his.  O an renk sarı degil daha koyu ve tok bir renk, rengi belli degil. Mavi belki, soğuk bir kadar da koruyucu bir renk.

Yukardaki fotoyu sabah cektim, uyanıp kahvem olurken salona geldiğimde, dün keyifle hazırladıgım mantıdan bozma yemeğimi telefondan aldıgım haberle nasıl yarıda bırakışım. Etkisinden kurtulamadığm bir olay bu. Filmde izlesem bile etkilenirken ölümden, yakınlarımın çok yakını benimse iş hayatında ışıklı bulduğum, ne gercek ve zeki dediğim biriydi. Kötülere birşey olmaz lafı doğru mu ya? LAflar kelimeler, bugün düşünm.k için ve üretmek için uygun gün degil, içmek ve okumaky için uygun bir gün..Yazmak için de uygun degil .Çıkan herkelime cümle, sorgu ve saskınlık olur, zekanın ötesinde bir boyutta anlayabileceğimiz bir durum ölüm.. kabul etmesi de mecburi, sana kalmamış, ve sorulmamıs ve olmuş.. Sadece aşık gitmek yüksek bir mutuluk mertebesinden gitmek ise giden ruhsal olarak şu an iyidir diye düşünüyorum, dedim ya, bugün yazmasam iyi olur, aklıma gelen her kelime bu tatta.

Yukardaki yemek gibi başından kalkılan ve birdaha dönülmeyecek bir hayat ... Dalga boyu saturn, ay belki hatta.

Cumartesi, Şubat 12

aşık ölmek güzeldir..

Prenses Di'de aşık ölmüştü, aynen bugün duyduğum olay kadar beni sarsan bir hikayeydi o da.
Telefonum çaldı, çok sevdiğim bir ses, kötü bir şey oldu dedi, ilk sorum, ölümlü kötü mü? oldu.

İnsan kelimelerine daha sık dikkat etse, sarfetikce kendini ve korkularını daha cabuk kavrar.

3 Şubat günü tam arka çapraz masamızda yemek yiyen biri şu an yaşamıyor.

İş hayatımda zekası ve ışığı ile nadir aklımda kalan biriydi.
Nur içinde olsun, ölüm ona iyidir belki de, yaratan üreten birilerinin bu dünyadan gitmesi beni çok üzer.

Kafam ağarlaştı,  ona yakın oldugunu bildiğim herkese baş sağlığı diledim, ben bu durumdaysam
onlara iyi olmaları için sabır diliyorum.

Salı, Şubat 8

Osman Özdoğan

Güne saat 6 'da başlamak.
Güneşin doğusunu denizin üzerinde belirişini izlemek.
Fotografını cekip, Osman Dedeme göndermek.

Okuduktan sonra ben bu kişide ögereirim ve hayatta kıl olmam diyip, evet bu kişi hissi.
Hareketlerin daire olması, tüm hareketleri biri hariç zaten Şahika tekand'ta yapmış olmam.
Duş sandıgımdan da pratik.
Ayurveda sohbeti.
Kitabı görmem ve almam.
Hızlıca karıştırırken, zekaya zaaf, içinden geldiği gibi yaz cümleleri ile, biri benden habersiz
benim yazılarımı mı bastı hissiyle ağlamaya başlamam.

Enerjim yüksek şu an.
Memnumum, doğru yerdeyim.
Erken kalktıgımda yapacak birşeyim var artık. 

Kaldı, 5. ve 3 kendi kendime pratik.


Dersler: 
Yazı konusunda bırak daanık kalsın modundan uzaklas.
Osman'ın felsefesi nasıl olur da benim en önemsediğim konuda hayatımda olabilir.
Bundan sonra ne evim ne de yazı ile olan ilişkim bırakıp dağanık kalamaz.

Seviyorum.

Pazartesi, Şubat 7

acemi radyolara artık sinyal göndermeyeceğim..

herkes aslında kendi dünyasında uyur.
mekan aynı olsa da. içilen aynı olsa da, yaşanan aynı olsa da.
ortak sanırsın fakat kafandaki yargılardan cekmıslıklerden eskıden basına gelmısliklerden bır cam senın onundedir hep biri sana hep o cama kadar yaklasır aslında... bazılarında cam ne kelime önünde beton duvar örülüdür.
bazısı gelır kırar o camı, oysa onu yavasca kafandan cıkarıp opmek varken dan gelir kendi kafasıındaki camı senin kafandakine çarpar ve kırar ..o cam bazen de tehlıke anında kırılır, karsı taraftakı tehlıke gormustır ve dank diye kırıverır o camı, sen kalakalırsın..
herkes kendı kafasında kalsa, arada o cam hep kalıverse, uzaktan gozgoze uyusalar
baktılar cam arada fazla, digeri nazıkce kafadan cıkarsa ve kenara koysa o camı...

nazıkce

ve
öpse...

Pazar, Şubat 6

dünyalar arası

bugün baska bir dünyaya uyandım.
eski dünyadaki dertlerin beni cok ilgilendirmediği, bunu neye borcluyum bilmiyorum.
yüzümde bir ısıldama bir süpersonic hissetme var.

Cumartesi, Şubat 5

İllet Şubat!

Odanın ortasında koca bir filden bahseden bir yazı okudum ve aklıma son haftada yasadıklarım geldi. 
Kendime çok gülüyorum, başka da beni güldüren olmuyor zaten, olunca da aşık oluyorum güldürüne, bir 
süre güldükten sonra direk ağlamaya başlıyorum.  Sonrasında da kendime dönüp, kendi kendime 
devam ediyorum. Evden kaçmış ve sokakta dayak yemiş bir sokak kedisinden farkım yok şu an.
his bu ancak ne evden kaçtım ne de sokak kedisiyim aslen, bu durum yorucu.  Evden kaçmış olsam 
ve bu işlere bulaşsam, kendi düşen ağlamaz der, öyle ağlardım.

Yaşana her ne ise, gerçekti, maskeleri düşürdü, iletenin de iletilenin de.

Yoranlar yorulduklarını söylerken içimde bir rahatlama olurken, fiziken ve ruhen çok zarar gördüm.
Vucudümda biriken sıkıntı şişlik yaptı ve içkinin dozunu kaçırıp ne bulduysam içtiğim içinse beynim
yoğruldu.

Şubat ayının ilk haftası, zaten şubat ayı külliyen sevmem, bizde ölüm ayıdır şubat. Bu ayda doğanları 
da şimdiye kadar rastaldıklarım kadarı ile pek bayılmadım. Direk içe dönüş, kendimde var olan katmanları
saptayıp bunların üzerine çalışarak etrafımdaki katmanlı ve yalancı karakterleri elimine etme sansım olabilir.

Detaylar için;

Google'a shadow yoga yaz.