Cumartesi, Aralık 11

tesadüfi anlar ve durumların kayıtlarına hoşgeldiniz.

bundan sonraki yazılarım bunun üzerine olacaktır.
keyifle okumanızı dilerim ve isterim.

Salı, Kasım 23

Şuan iphone'dan bloguma yazmanin keyfine bakiyorum. Bakiyorum henuz keyifli mi anlamis degilim. Keyifli. Ahmet sağolsun hem yükledi hem anlattı. Elimde tutuyor oldugum aygitin ipad mini. Her yerden yazabilirim artik, memnun edici.

Pazartesi, Kasım 8

bugün şan dersi 1

nefes almayı bilmiyorum.
nefes aldım bugün, cok mutluyum.

bugün şan dersi 1

nefes almayı bilmiyorum.
nefes aldım bugün, cok mutluyum.

Pazar, Kasım 7

receptör

Temel işlevi duyusal alıcılar (receptor) diğer nöronlar ve kaslar ile iletişim kurmak olduğundan, nöronun yapısı bedendeki diğer hücrelerin yapısından farklıdır.

Receptörler içeri, lafını anımsattı, yaratıcılıgı içinde gizli üzeri bulut kaplı bir arkadasımı aradım bu anımsama üzerine.
Duyusal alıcılarımızı içe dogru ceviriyoruz ve içimizi dinliyoruz, ordan gelenlere göre dışımızı algılıyoruz. Algılamayı seçmiyorz belki de yerine göre, içte kalıyoruz, daha gercek ve sen ve güvenli..

Sonrasında da malum kişi ile konusurken baska bir kavramdan bahsetti, az sonra arastırıp neymiş anlayacağım o kavramı, bu tür beslenmeden bahsediyorum, konusmalarda sohbetlerde ki tabii iletişim kurmakta kurabilmekte lazım, beslenmek ve beslemek için, kulağa çalınan yeni bir kavram, yeni bir kişi, gidilen film, alınan roman, deneline yöntem paylaşması beni cok memnun ediyor.

iyi pazarlar, en sevdiğim gün...
receptörler ve mekan olarak iç.

oh be bugun yenıden dogdum kendi içimde..

16 saat uykunun ardından, sabah karsı uyanıp
karnımda agrı hıssetmek benı ne denlı mutlu etti anlamatam, sonrasında da yastıklara gömülü bir sekilde
kendimi bir 5 saat daha uykunun kucagına bırakmak, olan tenis oynamaya oldu ama tenis bizden anlayıs gösterir.

7 kasım, tam yeniaydan bir gün sonra, olan durum, aramıza hosgeldin..

Perşembe, Kasım 4

anlam

sadeleşmekte
sahip olduklarının ve sahip olmayı istediklerinin azalmasında
sessizlikte
sevip sayabildiklerinde
ses verip ses duyduklarında...

L'age de raison

.tophane'den yürürken işte pazar geldiğin bir yere haftaiçi iş için geldin diyerek kendimle konusmaların yerebatan sarnıcından ayyuka yükseldiği u günlerde, neden yaşlı gözlerim derken bir taksi cevirdim. Setüstünden gecerken, zamanı geldi artık buralara tasınamanın diye gecirdim içimden, sonrasında sağıma bir baktım, 1996 yılında çnünde foto cektirdiğim ve yıkıldıgından neye dayanarak bilmiyorum, ama emin oldugum beşiktaştaki saatin yıkılmadıgını ve tüm görkemi ile orda ışık ışık durdugunu farkettim. Sevindim tabii.

gittiğim filmi yazıcaktım, aslında.
sonra.

Cumartesi, Ekim 30

6 sene önce bir zaman

book of answers kitabının da oldugu bir mekanda, adını vermicem cok bilindik,
bir takım kız, elimizden kitabı cekiştirp biz bakıcaz, buralar bizim yapmıslardı
hırs ve kıskanclık..
oralar sizinse zaten cümle içinde kurmanız gerekir mi?
kitabı eve götürmeyi hiç düşünmemiştik.

kızlardan biri sonrasında sevgilisinden de kıskandı,
ona da anlam veremedik..

neyse 6 yıl gecti, ögrendim ki, o kız o kız ve arkaası..

yazı okununca ekizokızı hissi verdi, bizim köyden komşular.

done ve rıfat

bugün çalışma arkadaşlarım done ve rıfattı. vereceğimizine vin temizlikçileri, sabah onlarla karsılastıgımda suratları asık, hayattan bezmiş bir havaları vardı, kendine pek bir görev ayrımı sagamıs, bana herseyi en ince detaylarına kadar anlatıp anladın mı edasında olup, tüm işi yan çizmek, adam dinlememek ve ben biirim olan aslında tam benlik bir sahıs onları arabana hadsizce azarlamıs.
seytan dürrtü, bende o bana camarsıhane ile ilgili gene sorulmadan bence kur temzıleme ve diye baslayan bitmeyen tukenmeyen acıklamalar yaparken direk, sen al götür ve senin sorumlulugunda bunlar gittikleri ebata ıslak temizleme ve üyü olarak geri gelecekler dedim.

Done hanım, bana sen gibi davransalar ben mutfagı 7 kere silerim dedi,
herkes sevilmek istiyor, sevildiğini bilerek calışmak, o zaman severek çalışıyor..
yaptıgın iş, temizlikte olsa, doktorlukta. bende dokturumu sevmediğim için degiştirdiğim oldu.

bu konu karısık.
seviyorum sevmiyorum, sıcak soguk secimlerle bugüne kadar geldim.

yorulmusum yazamıyorum daha fazla.
sanırım temetık olarak
sevgi
sevdiğin iş için tuvalaet temizleyip çöp atmak
herkesin ne işte olursa olsun içinde büyüttüğü komplekleri karsıya yansıtması
iş secmesi
ben bunu yapamamları
nasıl gidip pazarlık yapmassın ve ya hiç yardımcı olmassın.
adam dinlemezsin ve dinlemediğin yanlıs bilgi ile kişilerin bir saatine mal olabilirsin.

kurtulus caddesinde, tasfırında yemek fena değil ancak etrafa baktıgımda burası da istanbul diyorum, zamanında eas istanbul burasıymış, diyorsun..gene de seviyorum. istanbul u ..burda etrafta gördüklerim ve kişiler ile bir bag kuramasamda, küçük pazarı andıran manavları sevdim. İtalya balkonlarından küçük fransız köylerinden sarken sardunyalardan bol bol sahip olunan sadece bir handa tek balkon olan evi sevdim, s ile başlıyor hanın adı ancak su an aklımda degil.
Salı günü konuk sanatcı getirirken özel gidip oranın fotografını cekiyor olacagım.

içeride done teyze celiktepeli mesela ve ben celiktepeyi hiçbiryere deişmem diyor,şimdi gidicem akşamları balkonumdan dısarı bir bakıcam oh tüm yorgunlugum gidecek diyor, o denli keyifli ki, memenun oldum. bizim sevgili teknik olmayan hiçbirseyden sorumlu durmayan, dinlemyen sinir bozucu bey ise gelip bu kişiyi azarlamış.

tatsız, gereksiz.

birde dün aksam gece bir suları uykumdan uyandım cebimde missed call vardı, eski bir sevgili..
sonra mesaj attım, hayırdır birini gördün de bana haber vermk için mi aradın, hayır kızııııım diye yıllar önce kulaklarımda cınlayan kırmızı perdeler zamanı sesiyle cınladı.. bugün arayaı dün gece benim cumhuriyet bayramımı kutamak için araıgını söyledi.
erkek psıkılojisi, içinden o gelmiş.

su an perdeler takılıyor
kimse akıl yurutmuyor tüm perdeler asılmıs ve pede arttı deniyor, herkes kendi işi hakkında ne olursa yaptıgı akıl yürütmeli
biri ince tül ve altta digeri de kalın ve ustte gibi dusunulmuyor veya artanları yanına assak daha da ıyı olabilir mi gibi, neden evde fazla perde cıksın?

bu bir cahil insan örneği okulsuz yani..
okullusu da var boyle ellemem dokumamam diyen

en guzelı herseye elleyıp dokunana kaldırıp konduran okullu veya okulsuz
konu cunku kumasında..
kumasında olmayan kişiler ise karın agrısı her an..

işin mutfagı bu ise, girdim, memnumiyet hakim.
sevdiğin bir iş ugruna gerekirsem tuvalet de temizlersin denir, mecazi yaptım.

iş tanımı ve içeriği de bana bağlı, herseyin bende düğümlenmesi gibi, o da bende düğümleniyor.

Cuma, Ekim 29

tam evden

cıkarken nasıl olur da tam derinden yaşlar gelir ve ağlamaya baslar insan.

kurtuluş, inci, ara, mektup, metro.

Cuma, Ekim 22

kadim dost coka'ya..

Coka Merhaba;

Madem bu bloga her an birsey olabilir ve sen baska bir aleme gidebilirsin hissi ile gelip okuyorsun, meraktasın, al sana bir yazı. Konu sensin, bu gün de bu oldu.

İçim içime sığmıyor, sabah dusta gene cok eglendim, bugün için kendimle konustum, şu an uykun var evet ama bir an önce uykunu unut ve işe git dedim. Teomanın o kadar güzelsin ki sarkısını, o kadar osmansın ki özge kaldım yanında diye çığlıklar atarak söyledim. Fonda beynimde bir yerde de dün aksam ki hint muziği..

Seninle konusmalarımızı ve dünyayı algıladıgımız ve önemlisi de dünyada algılayaMAdığımız yeri cok seviyorum.
İlelebet algılayamayacağımız çirkinlikler bize dokunmadan hep etrafımızda olacak, ve biz o sırada yerdeki salyangoza bakıyor ve ya bulutların varlıgı ve yoklugunu tartısıyor olabilir, biraz gercek biraz yalan yasarken kişiler, hep kendi gerceğimize sahip cıkıp, birbirimize ve yakınlarımıza hiç yalan olmayacağız.

Ben bunu hissediyorum ve yaşıyorum.

Kız kardeşin gibi seninle ilgili meseleleri üstüme alınıp mesele etmeyi de seviyorum.

Aramızdaki keyifli durum nerde nasıl basladı ve gelişti o kısmı kacırsam da, şu an olanla çok mutluyum. Birbirimizin hayatına açtığımız pencereler ve tanımadığımız hayatlara yaptığımız ve yapıyor olduğumuz dokunmalar ne tatlı. Bu hayatlar bunu kendi üstlerine alınsalar da ne fark eder? Helali hoş olsun. Farketmeden de dokunuyoruz etrafa. Dün akşam yanına gelip sana birşeyler fısıldayan kişi bunun kanıtı!


Aslında hep okurken kendimi iyi hissettiğim Küçük Prens romanından çıkmış gibisin.
Küçük Prens konulu konularda hep yanımda olman, saflığıma beni sevindirmene seviniyorum.

Şanslıyım.

Senin eserlerini bile bodozlama eleştirip, sevdim sevmedim dediğim zamanlar için de tesekkür. Bana bu lüksü sağlaman, senin tam bir insan olmandandır. Sen çizersin ben sevmem ve bu sadece çizdiğinle ilgilidir, senle değil. Yeri gelmişken beni çizdirtme ve sen çiz bol bol. Bana çizim takımı almayan utansın.

Şanslıyım, teşekkür ederim sana!



.ILUSTRASYON Coka İÇİNDEKİ de Coka.

Perşembe, Ekim 21

rüyalarda buluşuruz.

cidden çok özleyince rüyana mı giriyor, çok düşününce mi?
gerçek olmadığını bildiğim halde özlemim gitti, hersey kafada biter lafını da burda tecrübe ile sabit onayladım gitti.
seni çok özledim ve rüyama girdin, dün gece beraberdik yedik içtik gezdik tozduk ve şimdi şu an ben sanki seni görmeden seninleydim gibi bir durum var ama gerçek degil. özlemim geçti mi evet.
al sana paradoks ve gercek hayal kesişmesi.

hayır hayır kesinlikle bunu ölen birini her zaman düşünerek ona bağlı karı ve onu yaşarıza getirmicem. getirsem de getirmicem.

yeni bir kalvyeden merhaba dünya ve öbür dünya.

Çarşamba, Ekim 20

dar allar

beynim kafama dar
ruhum bedenime dar

dusunduklerim kelimelere fazla

su an catlamak ve patlamak uzereyim
zaman bana hep kisa

aklim benden once

Salı, Ekim 19

ISTANBUL HAVASI

ISTANBUL HAVASI GIBIYIM
DEGISEN
DUN YERLERDE OLAN RUH HALIM BUGUN NASIL DA TATLI BIR YUKSEKLIKTE..

YEDIKLERIMIZLE VE DINLEDIKLERIMIZLE ALAKALI GERCEKTEN.

GINGER VE PEYNIR
LIMON
KIRMIZI BIBER
VE YEMYESIL SALATA KIVIRCIK ROKA GIBI

yasiyorum

kendimi zorlamayi seviyorum
kendimi sorgulamayi seviyorum
hemen her gun bu mu diye hissetmeyi bu degilse ne
demeyi seviyorum
sevmesem yapiyor olmam
bana bir yerde memnuniyet vermese devam etmem biliyorum kendimi

su an baktigim ekran gelen mailler etrafimdaki yuzler kalkis saatim
printerin formati gibi herseyim degisti
degismeden degismeye  calisinca son iki hafta cok daraldim.
simdi bende mac e gectim kafada. windows yok artik beynimde.

tam bu degisimin gobegindeyken tum enerjimi kullanirken anlamaya ve geldigim noktanin bana uygunluguna kendimi ikna ederken, bir de nasil ask acisi cekip debelenebiliyorum
kendimi tebrik ve takdir ediyorum
en onemlisi de kabul ediyorum

dunya duzenine uyamadigim halde kendi duzenimde devam edip icimden gelenleri yapma ve askin pesinden bencilce kosma serbestimi sonuna kadar kullandigim icin.

dun gece icimden gecenleri duvara karsi konustugum smslerden sonra kahkalar icinde uyuya kalmam en az opusuren aldigim haz kadar rahatlatici ve dusunce durdurucuydu.
 yasayip yatinca insan kendine olan sorumlulugunu yerine getiyor.
tohumlarini ekiyor
elbet bicecek tohumlar var cunku
karsindaki evet ben gordum tohumu bana ektin fakindayim iyi veya kotu niyet belirtmese de.
onaylanma ihtiyacini bitir ozge.
cidden.

kendini onayladiktan sonra baska bir onaya ihtiyacin yok.
mesela meselen bu sabah ne denli farkli bir nokta da
neden
kendini onayladin ve yetti de ondan.

hersey oldugu an gercek ve guzel.
olanla ölen.
yasasin an.

Pazartesi, Ekim 18

eger ki ben bir rüzgar gülüysem..

dönme nedenimi rüzgara baglıyorsam, durgun bir havada kendi elimle dıs güc olup gene kendimi döndürmeyi basardıgımı neden kabul etmiyorum.

durgun havaları ben sevmiyorum, bana ne hadi bakalım rüzgar cıksın da ben dönücem demediğim ne belli..

öyle.
böylece kabul ediyim ben bunu.

yoksa bu kadar yorulmazdım.

bir de ben cocuklugumda biryerde kaldım. büyümedim.
bu hem eglenceli hem değil..
sistemin içinde bunu algılayan var algılamayan var, bu da sorun değil
algılanmadıgım anları taktıgım anlar kalbim daralıyor bu sorun.

kırılganmısım, hassasmısım bundan sertmiş dısım.
kabul.

belki belki de..

leyla benı arkadası sanıyor ya, belki gercekten onun arkadasıyım. belki gercekten büyümedim, anlamadım, sıkılınca aglayan üzülen ve istediğim her ne ise olana kadar aglayan biriyimdir.
hep beni sevsinler, öpsünler güldürsünler ve bana baksınlar istiyorumdur.

belki de bana bu hiç yapılmamıstır ve öfkem bundandır.

olabilir mi?

Cumartesi, Ekim 16

oh dedim//

geceden baslayan gece 3 de gelen bir kriz tum gun beynimde dolandi durdu
su an alacagim john friedanin kokusu ile saclarimi yikadigimi hayal ediyorum
saclarimdan akan kopuklerin omzumdan ayaklarima akarken head over heels hissttigim askid abenden alip suya akitacagini ve kendimi hafiflemis bir halde yataga atip temiz bir uyku sonunda yenilenmis kalkicagimi hissetigim bir sabahin hayalini kurdum//
ya da kacta kalkarsam
kakltigim o saatte
evdeki messy
clutter havayi delip gecmeyi
ferahlatmayi aynen kendimi yikladigim gibi evimi ve kafamin icini yikmaka ve kalbimi elime laip sikmak icinde topladigi duygulari akitmak istiyorum
ve ne guzel tum bunlar yarin sabah olu bitmis olacak
akil alamk vermek gibi isleri sevmedim ve sevmicem

kendimin tek dostu kendimim
icimden geleni yaptim
acik oldum
iyi ki yaptim

oh dedim/

Çarşamba, Ekim 13

mutluluk reçetesine giden yolda cevaplar...

, Temel ihtiyaçlara yetecek kadar zenginlik,
evet.
, İş ve eğlenceyi dengeleyecek kadar sağlıklı bir akıl,
bazen.eglenmekten kendimi alamiyorum.
, Birçok insanı beğenecek, bunlardan birazını da sevecek kadar şefkat,
fazlasiyla.
, Kendini sevecek kadar özsaygı,
evet.
, Muhtaç olanlara verecek kadar iyilik duygusu,
fazla ve zarar ver'yor bana.
, Zorluklarla yüz yüze gelecek kadar cesaret,
var.
, Sorunları çözecek kadar yaratıcılık,
beni yasatan duygu bu.
, Her an gülecek kadar mizah duygusu,
istesem evet..sadece gulerim bu seferde.
, İyi bir yarını bekleyecek kadar umut,
gel git halinde.
, Hayatı bütün değerleriyle yaşayacak kadar bir sağlık,
allaha şükür.
, Sahip oldukların için şükran duygusu
evet. daha yukarda ettim.

Salı, Ekim 5

istiklal caddesi, namı deger nehir.

istiklal caddesi,

merhaba,

sanırım sen en çirkin ve kalabalık halinle bile güzelsin.. verdiğin his aynı değişmiyor, sanki hersey kucak acan en hosgörülü ve eglenceli insan modelisin.
trafğie acık olupşu an kamyon seslerinden basın şisse de iyi görünüyorsun.

Bundan sonrasında içindeyim, ofise geldim, 40 dakika önce kimse yok, sanırım iş bası
10  da. bu da ne güzel bir his..motive hissetmem içi tüm sartların bir aarada oldugu bir olusumdayım.

bende yavastan dün gelen mailleri okuyup, heycanım gecese okuduklarımı anlayıp işleri yapmaya baslıyacağım..

ask hissi içindeyim..
erken yattım, teli kapadım da uyudum , uykumu iyiy alıp günümü iyi gecirmek için ne gerekiyorsa yaptım, bornoz akıntım dan sonra, agar olmayan yumusak beyaz yorgan arayısım da sona erdi, dün pat diye buluverdim, huzurlu odamda bir bulutun altında hafifce uyudum ve hafif uyandım..

şimdilik bu kadar,
seni seviyorum istiklal caddesi, ve garanti han.

Pazar, Ekim 3

telling tenderly..

Manik – Geyik


Zarif, koruyucu, psişik. Peyote Geyiğin ayak izidir. Ölümü ve öte hayatı biraz tattıktan sonra, şefkatli oluruz ve gücümüz yenilenir. Sabrı ve toleransı tecrübe ederiz. Şimdiye eriyen bir

geçmiş ve gelecek duygusu vardır
 
KOSKOCAMAN BİR KALPLE, YUKARDAKİNE ASIK OLDUM...
 

Ix – Jaguar

Dünya’nın sihrini bilen Şamanik kabile. Kediler gibi sakindirler,

jaguarlar gibi  hüküm sürerler! Yüksek tonlu bir sezgi, nazik ve bağımsız...

Jaguara biraz kedi nanesi verin!


MAKE IT MINE ...


BASIMIZA GELEN EN ACIMASIZ VE CAN YAKICI SEY YA POTANSİYELİMİZİ ORTAYA CIKARAMAMAK YADA ASIK OLDUGUMUZ ADAMIN YANINDA OLMAMAKTIR.

ASIK OLDUGUMA GOZYASLARIMIN SAYISI KADAR SUKUR..

WHAT EVER WILL BE WILL BE!


MANİK - GEYİK




Spiritüel, Güçlü, Gözü yılmaz, Kararlı, İlham dolu, Kendine güvenli, Dışa dönük, Sevecen.



Geyik gününde doğan insanları sembolize edecek bir özellik varsa o da güçlü olduklarıdır. Bu günde doğanlar cinsiyetleri ne olursa olsun belli bir erk taşırlar. Geyik şamanizmde de erki sembolize eder, ve şamanlar erk toplamak için geyik eti yerler. Geyik burcu insanları genelde güçlerini çok direk olarak ve kuvvetlice ifade ederler, ve bunun yumuşak ve kibar geyik stereotipi ile hiçbir ilgisi yoktur.



Tahmin edilebileceği üzerine Geyik insanının hayattaki en önemli mesele bu gücün doğru kullanımıdır. Hedeflerini sürekli olarak sorgulamak bu konuda Geyik insanına yardımcı olabilir. Sahip oldukları inanılmaz kaynakları başkalarının iyiliği için mi yoksa üstü kapalı olarak kendi bencil arzuları için mi harcadıklarını tartmaları faydalı olacaktır. Bunun öteki ucu ise etrafındakilerin haklarını savunurken kendi haklarını savunmayı ihmal etmektir ki bu da sık sık onların başına gelebilir.



Olumlu Özellikler: Zarif ve Cesur Otorite sahibi, Büyük lider veya rehber, Dengeli ve sorumlu, Şefkatli, Taahhütleri yerine getirebilir, Takdir etmeyi bilir, Şöhreti sever.



Olumsuz Özellikler: Hükmeden, Araya giren, Buyurgan.


KALP

Ağzı sıkı, Duyarlı, Zeki, Psişik. Rahat, Gevşemiş, Uysal, Dalgalanmaz.


Jaguar gece görüş yeteneği son derece yüksek bir hayvandır. Jaguar gününde doğmuş olanlarında diğer insanların görmediklerini görmek gibi bir yetenekleri vardır, aynen bir Jaguar gibi. Bu yüksek Şamanik ve Psişik yetenekler ile Jaguar insanında kendini gösterir.

Mayalara göre Jaguar gününde doğanlar zengin olmaya meyillidir. Ama bu zenginliğin bir bedeli vardır ki bu bedel kendini hastalıklarla gösterebilir. Jaguar insanına zenginliği getiren güç aynı şekilde dönüşüm içinde bir baskı getirir. Dönüşüme direnç gösterildiğinde ise hastalık ortaya çıkar. Tabii ki bunun bir çözümü vardır: dönüşümü kabul etmek ve iç dönüşümü kucaklamak. Dönüşüm ihtiyacına ayak uyduran bir Jaguar insanı çok güçlü bir Şaman figürü olarak karşımıza çıkabilir.



Olumlu Özellikler: Gayretli, Pek çok yeteneğe sahip, Çevik, İyi ebeveyn.




Olumsuz Özellikler: Aşkta zayıflık gösterir.  ( EVET KABUL, YAPMICAM)

isimlerim yorumlaması...

Buradaki Bilgilerle Kendi İsminizi Analiz Edebilirsiniz...



özge
mürşide özdoğan

2 ö
2z
2g birde yumusak
1e
1a
1n

atılgan sıkıntılardan kurtulmak için mücadele eden, içine kapalı bilimsel acıdan okuma seven, üstün güçlere sahip basarısı sürekli engellen,sert yapıya sahip cok üretken ve güçlü...inatcı gerginlikten de g den..

özleri agarlıkta bakmakta fayda gördüm,
öö m
olsun

içine kapalı tüccar..:)
..........................................


Buradaki Bilgilerle Kendi İsminizi Analiz Edebilirsiniz...







A: Atılgan-enerjik

B: Ön sezileri kuvvetli

C: Konuşma ve yazma yetenekleri olan

Ç: Zevk sefa düşkünü

D: Üstün güçlere sahip

E: Sıkıntılardan kurtulmak için mücadele eden

F: Uysal, güvenilir

G: İnatçı kişilik, gerginlik

H: Sakin ve durağan

I: Hassas

İ: Kırılgan

J: Kaprisli ve kıskanç

K: Başarılı, unvan sahibi

L: Sanatsal yeteneğe sahip

M: Ticarete yatkınlık

N: Sağduyulu

O: Gizliliği sever

Ö: İçine kapalı

P: Kendinden emin

R: Sert yapıya sahip

S: Hayalperest

Ş: Çok üretken ve güçlü

T: Duygularını zor açabilen

U: Durgun, çok ağır hareket eden

Ü: Başarısı sürekli engellenen

V: Kendi içine dönük, umursamaz

Y: Geçmiş üzüntüleri sürekli yaşarlar

Z: Bilimsel açıdan, okumayı seven.

Cuma, Ekim 1

mesela 2

Az önce evden çıkıp, unkapanı yoluna çıkan ben şu an sarap yanında eski istanbul beyefendisi kestane kaynak suyu yemeğimi bekliyorum, tam nispetiyeye cıkmıs ve metroya ulaşmadan kitap bakıyım demişken, birşey beni cekti ve all sports'da gözlerini sevdiğim çoçukla oturup cok ( çok deme fazla makul ol)  keyif aldıgım masayı goren bir masadayım..


Çantamda, iki kitap, bir netbook var. 5 adet buzdolabı poşeti, üzerlerine kırmızı oje ile ailemin baş harfleri yazılı, ki içlerine harfe göre hislerlerle kum koyacagım ve dileğim onlar için en dogru ve hayırlı olanın yollarına cıkması, kendime düşünemiyorum sadece, aile anlayısım çekirdek. Çılgın dağıtık ve fakat bir ailem.

Etraf iki tane iş için buluşmuş kişiler dısında tek'lerden olusuyor, birkac da orta yaşın üstunde tipleme facebook muhabbeti yapıyor, helal sana facebook, bir daha senden ne cıkıcam ne kıl olucam ne de insanlar kendilerini gizliyor ama eşşek gibi comment bırakmadan da sağı solu geziyorlar demicem, kızdıgım sen degilsin bir platrfom olarak, salak insanoğlu. Gizemli olmayı maskeli olmakla kendini gizlemekle karıştıran gürüh. Gizem, net olandadır, tanımayı seçene, seçmeyi severim.

Gözlerini begendiğim çoçuk, gözlerinden kollarına geldiğimde zaten yok olan çoçuk, derin bir ah cektirip sarabımdan bir yudum aldırttın bana, farkındır.Bana gündüz dündüz içtiren çoçuk..  2010 yılımın son 3 ayında yoksun. Sen bana fazla iyisin cosmopolitan lafarına gönderme mi yapıyor ki dediğim , tam anlayamadığım, üdtü metal kaplı içinde bulutlar kaplı beni benden alan çoçuk... Ben de şaşırdım neden 3 ay, yoksa, ocak gibi gelmeyi mi planladın hayataıma da şu an bana gaipten yazdırdılar, yoksa ses cıkmaynca merak eden kesimden misin? En başta sıkılıp sonrasında sesssizliğe ses veren misin? Yumurtaya can veren allahımsa benim artık şiş gözlerle gezmekten vazgeçip, göz yaşlarımı başka şekillerde akıtacağımın da bir habercisi midir, bu kararım.

Mama geldi.

Rokalar sanki çiçek pasajndan babamın ögrettiği;  bir günde annemi özledim diye ayva alıp; yediğim manavdan alınmış. En sevdiğim manav, artık iş çıkışı o manava uğrayıp ordan manav işlerini halledebileceğim.

Mutluluk nedeni 1. Akşam Ankara, mutluluk nedeni 2.

Mama da tam mama, tam şu an yemem gerekeni seçmişim, sebzeli strudel, ben bunu yaparım da fırınım yok, olan fırınla yaparım ince olabilir, fırın kısa. Sebze severim, şarap severim, s seviyorum gibi durum var, sevgi severim, senaryo yazmayı severim, a, kendimde bir nokta çoğunlukla s ile başlayan şeyleri seviyorum.
S sever özge. Klavyeden ş de kabul, s, ş sever bir kadın.

Ne diyordum, All sports, all olmasa başında o da S, sahne severim, aman tanrım, ne kadar S mişim haberim yokmuş. Sarımsak, soğan, bu S konusu burda kapansın.

Sanat, sır, sefahathane derken sevdiğim hersey S

Güneş  yanağımda ve kestane suyu çarptı beni, şisesinde ki değişik tasarımlı ki şişe  severim, şisesindeki boğaz köprüsü o kadar zarif ki, bayıldım. 1954 den bu yana, ne tatlı, yıllanmak..Bu arada All sports'un kitabı cıkmıstı almadım, alıyım, Zehra Akay, yemek tariflerini yazarken hemde burdan anılara yer vermiş, tatlı.. İçinde samimi insan paylaşımı olan bir yemek kitabı özeldir.

Samimiyet severim. Gene S

Şımardım, s lere taktım, şımarıklık da severim, gider şımarıklara asık olurum, bakınız aşkın en çok ş sini severim, şıp sevdi sevmem, şıp yaptı bey hiç sevmem. Bu benim yaratımım değil, Ferhan Şensoy yaratmış, bende sevdim, kullandığıma kızmaz, okuduguma sevinir, Ferhan Şensoy severim, şu an yanımda en sevdiğim renk olan mor ile, kapak yapmış olduğu gene S ile başlayan son kitabı var,
Seçme sapan şeyler..
S konusu takıldı.

Sirtaki, özellikle tabakları çat çat çat kırma kısmı, sahile bayılırım, gün doğarken ve batarken ki kesinlikle farklı batımı ve doğumu. O anlarda renk değişiminden mutlu olurum, allahtan hersey değişiyor ki derken , allah sorgulması yapmaktan geri kalmasam da benim bilmediğim algımın ötesinde bir güç tarafından
değişen bu renklerin hayatta da değişimin bir kanıtı olduguna inanarak rahatlarım,

Allahtan hersey değişiyor, yoksa katlanılmaz olurdu.

Derken başımı kaldırdım,karşımda bana bakan biri var, yok sen değilsin gözlerine bakmaya doyamadığım çoçuk, çok ta bakamadığım çoçuk, baktığım kadarı sana çok gelen çoçuk..Başkası..

Neden bakıyorsun bana, ne ilginç geldi, tekim diye mi? Burayı sevme nedenim herkes genelde tek oluyor, ve tekliğin normal oldugu bir yer, en güzeli, tekken etrafla konuşma ve arkadaslık etmek..

Tek mi çift mi? derdi babam eskiden bir oyunda ben genelde tek derdim.

Tek sayı severim.
Sek severim herseyi, gene S.

Ne güzel olurdu, kendine has yürüyüşü ile şurdan girse safi göz adam, bana baksan ben sana bakmasam, azarladın beni diye, azlaşmamı istedin diye, becerebilsem yapardım, Sana bakasım var. 

Sırtta bir kavisimsi baş önde, tatlı ve sakin ancak hızlı ilerleyen bir yürüme ...
Bir de sırt severim
Hayat güzel.

Seni seviyorum, S severim ya ondan...

30 eylul - 1 ekım

1 ekımda kas ta oldugum bir zaman vardı..
sabah o hs ve aldıgım bir mesajın sıkısntısı ıle uyandım.
mesaj sıkıntılarına son vermek kararımdır.
birazdan ıstıkamet aksaray ve unkapanı ordan da malum yer.
ıstanbulum olmayan ıstanbulu gezme gormek bana bir haylı heyecan ve dusunce katıyor.
etrafan duydukların muthiş.
cok gezen mı bılır cok okuyan mı emın degılım..sanırım sonunda ıkısıde aynı..
cok bılmek neden?
bilmiyorum
zevk meselesi sanırım
yasamayı secmekten ılerı gelıyor.

aksam ise ankara, sabah dogdugum sehir ve ordakiler..

Çarşamba, Eylül 29

Buyur Burdan Yak.

Facebook seni çok seviyorum.

Özellikle insanları bana daha iyi tanıttıgın için. kendimi anlamak için buldundugum o mekanda,
gene insan var, bırakmadan bırakmak calısmalarım için bir asram orası beim gibi, tanısık oldukların, bildiklerin, bir zaman bir nedenle bir yerlerde beraber calıstıgın, kimi ararsan var, hayat, gece cıkmak gibi bir sey.

Kendisiyle barışık orda da daha bir tatlı, biliyor cünkü, aslında etrafta kimse yok.

Kendi için yapıyor ve ne yapıyorsa ve arkasında.

Ne zaman ki dertli, kendimden biliyorum, çıkmak mesela facebook’tan, birilerini silmek, ya da fikirlerine kıl olmak gibi hareketler yapılabiliyor.

Duvarı etrafa kapamak modumda, sıkılmıs oluyorum insanlardan ve onların sacma sapan algıları ile yaptıkları yorumlardan. Siz varsanız ben yokum kardes moduna giriyorum.

Sonra, kimse düşünmeden hayatına giriveriyor, seviniyor bir de seni buldu diye; Sen de.
Neden bir tane daha, korku küpü, tek taraflı, saldırıya hazır, sonra üzerine gidince de cirkinleşen bir mahluk hayaımıza girdi diye seviniyoruz?

Gene sacma sapan cıkıslar ile seni zor durumlarda bırakıyor, saflık adı altında sonrasında sen de bakakalıyorsun duruma, paylaşıyorsun cünkü ona acık ve biliyorsun ki, o paylaşmak istediğinde saatlerce karsısında olacaksın, paylaşmadıgı için kendini ketum belleyip bundan prim cıkarıyor kendine de, sonra seni sucluyor, paylaştıkların için. Kendinin paylaşacak bir seyi olmadıgından beni sucladıgını farketmeksizin, yargısız infazlar herkese kolay geliyor, içlerinde kalplerinde sevgi eksiği var.



Onlarda ne yapsın, sürekli sevgi verilmemiş ki onlara. Bundan oluyor belki de..

Her neden oluyorsa olsun, kendilerini ben ima edip sonrasında da, yapma özge onu da kabul et böyle dedikce, hayatımda tuttukca, zamane örneği, facebookta silip geri ekledikce sonrasında onlar seni silebiliyor, hem de en basından paylaş benle dedikleri konuları dinledikleri için.



Sen anlatamıyorsan ve ya anlatamıyorsan benden ne istiyorsun?



Bir yandan cocoukluk arkadasımsın kıymetlisin diyen birileri, ve bana kafama kazıdıkları lafları ve foografları..bir yandan da yapayanlız hayatlarında türk dizilerinde buldukları tat dısında kendilerine bir hayat kuramadan kötü anılarının yasanmıslıklarının filtresinde bana ve kendime biçtiğim degeri sorgulayan beylik lafları.


Dersimiz : İnsan denen yaratık insan doğuyor diye,insan olmuyor. Olamıyor.

Salı, Eylül 28

david potter

facebooktan arkadasım bir nedenle..

When you fall in LOVE with "YOU" you will not find it necessary to look for Love in others..."the pathway to God is paved with broken hearts." good luck on your pathall answers for your life's questions are within...

(David Potter az önce chat yaptık, bir kaç soru sordum, cevap yazdı. stüdyosunda muzik yapıyordu)

gokyuzune bakıyorum

lacivert ve evler siyah duruyor..
ızlemek muthıs


diger bir arkadasımı da gördüm harika fotograflar cekmıs,
ben de birseyler sunmak ıstıyorum
uzun zamandır
ve bunu yapmazsam catlıcam..
yapamadıgım ıcınde catlıyorum
o zaman yapıcam.

sabahın 3unde uyanuıp kendımı uyuttum
5te ikna edemedm kendımı ayaktayım

sıkıntıyla uyanma nedenim onu yanımda gorememek, yasanmıslıgın yasanmamıscasına iletişimizlik ve ona duydugum aşk sansanm da sıkıntımı yatağa geri dönerken baska düşüncelerdeyim. gene o var içinde. yanında var aslında.

sevgiliden sahnesi olsun istemek aslında benim olmadıysa onda olsun isteği mi?
sevgili güzel şey, aynı yukardaki cümledeki gibi oda kendine asık bende kendime asık ve ikimiz ikimizin keşisim kümesine asık olup, birlikte çoğalsak, paylaşsak. kafamızı ruhumuzu kendimizi.
isteğim bu.

hep buydu havanın koyu da olsa aydınlanması kadar ortada.
ıstedim, içimde ve dısımda, bıraktım bu gün bu sabah istemeyi.
29 eylul 2010 sabahı, 6 42 de.

nasıl olsa bir kere istedim.

Pazartesi, Eylül 27

dagınık

evim kadar kafam da dağanık son günlerde
kafam dagınık oldugundan mı evim dağınık.
gecen salıya kadar tam 6 gün oncesi her ikisi de topluydu.

mesela 1

Mesela serisi başlatıyorum..




Mesela 1:



Mesela, eskiden bir süre bulundugum bir yerde, en destek olup, kendisinin de elma verdin sen bana bakısımı deigştirdin, kendime yol acmam da bulmam da cok yardım ettin diyen biri.

Bizim dostlugumuzdan belli ki habersiz diğer kişi, ondaki değişimlerden memnun, bana diyor ki, ya da diye biliyor ki, sen onunla zmana gecir onun hayatı son gunlerde cok degişti, gelişti, sana da destek olsun.. söz konusu kişi de orda havalara bakıyor, mesela o sırada..

Millet elmaları yiyip, kendi elmalarını ( varsa tabii ) paylaşamadan onları da yedikçe, sanırım hazımsızlık çekiyorlar.
Bu durumda ne yapıyoruz MESELA?
Oldu diyip, ben zaten çıkıyordum’a geçiyoruz,

Asabi ve gergin görünmeden. Olmayan bir sahte gülümseme, ne kadar tatlısın, cicim maskesi edinerek..

Çarşamba, Eylül 22

kokun

Bu yazıyı sana yazıyorum.

Sen içimdesin. İçimsin hatta.

Sanırım seni ilk gördüğüm andan beri oraya girmişin, ve durmuşun.

Tanımak değil de hatırlamak gibi, bir duygu hissettiğim.

Seni özlediğimi net hissettiğim bir anda kollarında olmak, çok etkilendiğim
gözlerine bakmak. Gözlerine bakınca sanki bir süre sonra duvar varmış gibi
gelen insanlar vardır, sen onlardan degilsin. Çok derin. Tam benlik. 

24 Haziran gecesi, sana baktıgımda da, şu an ne oluyorsa bana oluyor dediğimde
de gözlerindi, sonrasında dudaklarında hissettiğim ve kafamdaki seslerin durması
öpüşürken, çok sessiz, her yer senin dudaklarndayken, sadece ordayım başka hiçbirsey yok aklımda.

Seni düşünmek ve beklemekte keyifli.
Seni sevdim.

Pazartesi, Eylül 20

Top 5

Çoçuk Hayatımdaki

Küçük insan aslında;

Çoçukluk etme gibi bir laf hakimken, bu pırıl tatlılara demek istemedim, çoçuk.
dilimizde çoçuk ladı pek tatlı kullanılmıyori cok tatlı olsa, kelime. Göndermeleri farklı oluyor, ekseriya.

Bence ruhlar, onlar.
Çoçuk büyük yasamdaki fazları.
Şu an neyseler öyle kalacaklar..





Henry

Charlotte

Leyla

Efe

Can

Pazar, Eylül 19

dört s bir n

Onu niçin sevdiğimi bana söyletmek isterlerse bunu ancak şöyle anlatabilirim sanıyorum : Çünkü o, idi. Ben de bendim.

Bu cümle sabah evden cıkmadan okudugum son cümle idi, yani o günün sabahı düşünüldüğünde son.

Sonra normal günüme başladım.

Bu cümlede kafamda anında sadece sen belirdin.
Erkek olsan aşık olacağımı defalarca söylediğim sen.

Mekanımız ayrılacağıı için de her gün görüşemeyeceğimiz  içinde daha da duygusal oldugumuz şu günlerde, seni tanıdıgım ilk andan beri, çok mutluyum. Ruhlarımızda kendime dahi açıklayamadıgım bir yakınlık var, oldukca farklı dünyaya yansıyan iki tip gibi dursakta nasıl aynıyız, bunu bir tek sen biliyorsun.

Kelimelerin bizde oluşturdugu  anlamlar aynı belki,de. Bazı aynı olmayanları ise, birbirimizi önce silip sonra da iyice belirgin kalın harflerle birbirmizin hayatına yazarken de aynılaştırdık.

Anlaşmak ve uzlaşmanın aynı fikirde olmayı gerektirmediğini anladık beraber, birbirİne kavgada denmeyecek lafları gercek hayatta diyerek birbirmize bağlandık, altında sevgi olan her lafın aslında can yakmadığını, hayat kolaylşatırdıgını gördük.

Her ne diyorsak diyelim gözlerimiz hep;  ikimizinde cok sevdiği o içtenlikle baktı birbirine.

Konuşmadığımız dönemlerde bile, her zaman karşılaştığımızda, herşeye rağmen gözlerden anladık az çok neler oluyor o gün, nelere ağladık nelere güldük, hep kopya verdik birbirimize.

Dışarda isek, şansa ne tesadüf ki, gene konuşmadan aynı meselelere kafa yorduğumuzu anlayıp, çılgınca dans edip, çıkıp gidebildik, aynı mekanda olsak ta diğerlerinin olmadıgı yerlere

Seni, sen oldugun için seviyorum.
Bu sevgi sen kendin olmadığında flulaştı bir kere, sonra eskisinde  de net geri geldi.

Yazabileceklerim daha çok, örneklerim de çok...
Biz az paylaşıp, çoğaldık. .Görünmeyni gördük.

Ne diyim dostum daha, erkek olsam seni seçerdim!

Seni seviyorum süperiz sadeyiz ; Numuneyiz.
Dört S Bir N

Cuma, Eylül 17

düşünce

2 hafta sonra Eylül bitiyor,




Eylül bitmesi haytaımda başka bir bitişinde habercis ve bu beni heyancala kaeısık mutlu ediyor, bilgisizliğimi düşünüp hem ögreneceklerim çin heyecanlı hem de neden bilmedim daha önce okumadım diye düşündüğüm bir sürü kitap oldugunu biliyorum. Sonunun olmadıgını da.



Bu gün varlıgından haberdar olmadıgım Jane Austen mektuplar kitabına rastladım ve aldım. Jessica Abla serim ile ilgili fikrim de yapılmıs dedim, hem de yarattıgı karakterlerde kendimi buldugum 1775 doğumlu Jane Austen’da.

Senaryo Fikrimin yapılmış olan filmini buldugumdaki hissim gibi. Kader!
Değişik coğrafyalarda yaşanmış aynı olaylar olabilir.
Zaten düşününce evet, hemen işte yapıldı diye neden telaşım?



Okumak bilmek önceliğim bunlar olacağına, dedikodu para ve koca olsaymış.
Hırslı, gözü doymayan, zenginlik isteyen bir kadın olarak yüzeyden yüzeyden daha mı rahat ederdim ki?

Çarşamba, Eylül 15

Yaşamın renkleri.

Dün çeneme vurup aynı tekdüze durmadan sıkıcı hep aynı kaldırlar gibi konusurken,

Bu sabah seyrettiğim Roma fotoları çok iyi geldi. Renkli, değişik, kendinle konuşan, yaşanmışlıgı olan, armut olmadığı için her konuda dibine düşmeyen insanlardı sanırım esas konum. Onları sevmem, onlardan oldugumdandır.

İnandığım bir şey bu, benzerlik olmadan beğeni zor. Benzerlik, anlama ve beğeni.
Tersi de, anlamadığından korku, tehdit görme, kıskanma oluyor, o zaman da durum
Zaten kendini belli ediyor ve ortamda elektrik carpmasın diye yalın ayak dolaşılmaması gerekiyor.



Roma'ya hemen yarın gidip, sokaklarını arşınlamak istedim, çeşmelerin altına bilerek girip ıslanmak sonrasında da birşey olamamış gibi yürürken kurumak.



Hayallerimin böyle oldugu; bu sene ilk defa sevdiğim Eylül ayında, 24 Haziran’da başlamış olan bir duygu durumum hat saffa nüksetti, çağarışımlı düşünen beynim

Gördüğü fotograf kareleri, mekanlar bana zamanın olmadıgını, iluzyon oldugunu bir kez daha mesajlıyor. Mesajlamak, doğru Türkçe mi?



Ne ara 16 Eylül oldu? Kapanış, açılış. Tam anlamıyla açılış olsun! Kalp açılış. 16 Eylül 2000 üzerine peki ne ara, 2010 oldu! Temmuz Ağustos geçmiş çok mu?


http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2000/09/17/241289.asp


Yunus’u gördüğüm yıllar kadar görmedim, her anı taze. Eğlendik çünkü.
Emine Teyze’nin de dogum günü, ona her teyze diyisimde attıgı kahkaha< geldi şu an kulaklarıma.


Yaşamın renkleri olan dostlarımdan cok memnunum.  Kalanlardan..Değişerek kalbini de koruyabilenlerden.

Eski dost düşman olmaz elbet ancak bal gibi de herkese karısıp sana anlam ifade etmeyebilir, eski bir dost 10 yıl sonra da anlam ifade ediyor, ve sana mutluluk veriyorsa ve huzur o zaman işte, dostluğun dostluk.


Hüsnü Kuruntu, olmayacağım büyüyünce.

Salı, Eylül 14

bakır'a

beni bu kadar iyi tanıdıgı ve gercek samimi oldugu için..
eşini ayrı seviyorum, kızını ayrı..oglu ile bir iletişim paylaşım henüz olamadı..

huzur verdiler
cok konustum..
iyi ki geldiler..

hani kuzenime küsmüstüm ben?

nerde kaldı beni 3. kırışı oldu bu'lar.
nasıl bir kalp benim kisi.
ne kadar büyük, sevgi dolu, kinsiz, anti hırs.
mesafeli, özgün, orijinal, sert olabilir

komik
muzip

Pazar, Eylül 12

64 81

bugün tuhaf bir gün.
şu an üzgünüm.

son 2 dakika da biel acaba 20 punaı kapar mıyız diye umit edebildiğime de şaşırıyorum, mantıgım hiç zaman öne geçmiyor, geçemiyor.

Hem evet konulu hem us yenememe konulu üzgün yatıyorum.
önümüzdeki hafta süprizlerle dolu olabilir mi?

insan kendi ülkesinde yabanı hisseder mi?
izliyordu merak ediyordu.
bu yağmurlu havada şu an kız arkadası adama senı eskısı gıbı gormek ıstıyrum su an senı boyle gormeye gelmek ıstemıyorum diyor..
bencillik mi zayıflık mı?

adam ise göz kırparak hergün seni bekliyoırum dedi..yanında karısı varken,
karısı göz kırpmaları telefonda diger kişiye söylüyor..


kafamızdan neler geciyor, hep merak ederken bu film benım ıcın kafadan gecenleri kapsadıgı ve gecebilecekleri kavradıgı ıcınde önemli bir konumda..

sanırım halamın birebir hıkayesı olmasa da ben bu fılmi alırdım..

kafamızdan gecenler hayaller, hepsi var.
şimsek evin çini aydınlatmıştı ve camları zangırtarak bir gök gürültüsü evin içine davetsizce girmişti
oy kullanmak isteyen vatandasların camün önunden gecişleri dikkat dagatıyordu 3 adet soldan 2 adet sagdan yürümeye calısan kişiler camnda bakılınca karnaval havası veriyordu. renkli, ve değişik ebatlarda semsiyelere ragmen herkes sırılsıklamdı okula yüyürken, mahalleye hareket geldi,herkes aynı amac ile yandaki okula giderken yagmur da onlara eslik ediyordu.

izlediği filmi düşündü, birebir haattan alınmıstı, nasıl olur ki canım bu kadarı diyemiyordu bile cğnkü ibrebir yasadıgı ibrolayı ızlıyordu..hatta su an birebir yasadıgı olyada kendıne sordugu ve kesın soyle dedıgı konuların cvapları bu fılmı yazan senarıstın hyal gucunde cevaplarını buluyordu.

ne tembelsın sen dedı kendıne..sen denen yazmadın.birebir aynı seyı dusundun..sahıtlerıne soyledın allahtan..
boyle bir calısmaya basladıgını  ve devam ettırmedıgını bılenler var.

bilsinler bu neyi degiştirir ki? oratada iş var mı yok.
Cama baktı, bir gözüyle, cam tamamen su damlacıkları ıle kaplı ve grileşmişti, saydam bir gri, kriztalize, dısarısı artık flue bir sekıld cekılıodu,sankı semsıyeler uzaktı yakın olsalalarda aradakı su damlacıklarından dolayı..

neden bu filmi izliyorum dedi kendine,

Cumartesi, Eylül 11

06

bayram ziyaret, kısa olur
bir gün annemi bir gün babamı her iki günde hayatıma yeni giren eski dostlarla gecirdim.
babaannemin evinde yemekten sonra,

ah su gönül gözünden görmek dedikleri var ya
beraber uyansak
bütün gün sarılsak bana yetmez...

tv yi actım
ve yalın cıktı karsıma..
içiçem mecburen
dün de içtim,
babam elif ben
baannem ve yengem..
baannem buruk, baannemin evi de buruk, 2005 zuhal ölümünden sonra bana bir burulmustu zaten,

ölümle yakın mıyız şu sıralar, bilmiyorum.

yalın beni mutluediyori umutlu sarkılar geliyor, şu an herseyim tamam işim gücüm

iu koc burcları ne katı kafa..bir seyi anlamarı mümkün degil, kaskatı kaskafa...

beraber uyansak
büyün gün sarılsak bana yetmez
o ana dünyaları....

benim bu durumum bitsin artık
cok özledim ya.

ankara da salatadaki kereviz tadı, zeytinyagı tartısması, sonrasında barlarda bir nabız yoklama derken
gene aile sergisi tasında çözülmelerin yasanması, gercekleri konusun ve yasayın dozumun atması ile gece yaslı bitse de su an pırasa yapmanın ve harika bir salata ypıp yemenin tatlı huzuru ile geceye hazırım.

Gecenin planı ise 4 dalda oscar adayı bir film, konusu ise ben halamı yazmaya baslamısken, bu da yapılmıs dedirtti, kaca zaman once aklıma gelen baskasının da aklına gelmiş,
bu adamın herseyi felc sadece sol göuz v hayatl gübü kalmıs..haamdan daha beter bir konumda var demek.

izlemeye gücüm var mı? izlerken anlayacagım bunu..

herseyimi evde yapmak istiyorum, yemek olarak, ne güzel olur.

ışıl'ın efe siyle tanıstım, cok sevdim onun gölzerini ve kırpiklerini, canım tam mis bir yanak.
tatlı sımarık hi. degil, cocouklugunu tam gosteren fazla bir hareketi olmayan, melek gibi bir tip.
Cok sevdim cok, kafa cocouk arkadaslarımın arasına şimdiden girdi bile. Bir tanem Efe'cim.


İnsanların hatlar karısmadan ilerlemesi ne iyi bir his.
herkes becerebilse keske.

Yolda gecenin verdiği alkol karmasından zor gelsem de, bugun gelince uyumak cok hosuma gitti.

macro ve chakra gezim d mutlu etti. Zman derdin olmadan yaşamak ne rahat, aynı rafların arasından 5 kez gecip herseyi görme zamanın vari keyfine vara vara..

Gecnin olayı, direk tvactıgımda yalın karsılasmasıydı..

ne gecityse yazdım beynmden
filme gidicem gidemiyorum,
bakalım nasıl bir tecrube olacak.

iki kardesinin olması ne tatlı..
biri orda biri burda, kardes keyfi katlamalı.

eski fotograflar mutlu gülen iki yüz,
seninle
adım adım fazlalasmak istiyorum seninle güzel insan.
askıma güveniyorum

benden degerli degilsin.. aynıyız eşit..

bir bakmısın ben yokmusum
ısyanımı yola koyup hayatından kaybolmusum..

olmadan
yanyana durmak istiyorum

eylül sana güveniyorum.
tete a tete senle ben..


öperim

Çarşamba, Eylül 8

sen (8 9 ikisıfır10)

Beraber yaşlanmak istiyorum seninle.
bugün sana baktım. göbegine, belinde oturusuna, sıkıntılı haline, dizlerini tutarak kalkısına, içten olmayan gülümsemene, icten olanı da gördüğümden, müşteri gülüşünü anlaybilmek mutlu etti.

Neren agrıyor dediğimde, aşağı çıktım diyişine o
baktım. diyişe bakılmaz gerci, sana o kadar tutuldum ki, demeyeşine de bakmıyorum.

Beraber yaşlanmak istiyorum.
Gördüğüme memnunum, ama öyle ama böyle.
Kahverengi üzeri kahverengi, cok yakısmış, masamızdakileri az bulman da bizim kutu hikayesi gibi, atıcam kutuları atamıyorum, beraber yapalım.

yeni ay da dolunaydan sonra,


mor cicekleri evimdeki sana sms atıcaktım atmadım.
nedeni dünya kuralları.

dost. D o s T . os

Şu konunun altını çizeyim de es geçilmiş gibi olmasın:




Hayatımda çok özel çok nitelikli ve kıymetli insanlar olduğu için kendimi her zaman şanslı saydım.



Birbirinden alakasız, bambaşka artıları ve eksileri olan yeter sayıda çok özel insanlar.



Herkese dostum diyemeyenlerdenim.



Seni dost bilenlerden.



Salı, Eylül 7

BONO ADINI NERDEN ALMIŞ DİYE SORMUŞTUM.

Her sorunun bir cevabı var aslında...

yılmaz özdil yazmış...:)

----

Paul David Hewson.
İrlanda, Dublin doğumlu.



İbrahim’den 8 yaş küçük.

Henüz 14’ündeyken, nota bilmeden, arkadaşlarıyla grup kurdu, alternatif rock söylüyorlardı. Ve, büyüdükleri ortamda herkesin lakabı vardı. Benimki ne olsun diye düşünürken, her gün eli cebinde volta atar gibi arşınladığı O’Connell Caddesi’ndeki dükkânın adını gördü, Bona Wox yazıyordu. Aşırı gürültüden işitme kaybına uğrayanların kullandığı ilacın adıydı... Gürültülü müzik yaptığı için, beğendi. Bona’yı Bono yaptı, Bono Vox O’Connell Street lakabını kullanmaya başladı. Ama pek bi uzundu... Tam vazgeçiyordu ki, bir arkadaşı Bono Wox’un Latincede “güzel ses” anlamına geldiğini hatırlattı. Kararını vermişti. Kısalttı, Bono oldu.

ı am the magnet of miracles.

ı am a magnet of mıracles


ı am a magnet of miracles

ı am a magnet of miracles..





mutsuzum yerine bunu tekrarlıyorum..



fındık lahmacun ve gavırdagı yaınada tulum peynırlı pıde ıstedim.
köşebaşı sen harikasın, öglende dükkan'da yedim, hamburger hem de dişci randevuma ragmen.


gelene kadar yemekler, durmadan

ı am the magnet of mıracles

dicem.

missing.
missing u. so much so much.
evet fazla.

fazla
fazla
azla
az
laaa laaaa....

7 eylül

Gün ışığı mor perdeden içeri süzülürken, havanın bulultu oldugu anlaşılıyordu.
Üşüyordu, hem içi hem de artık pikelik zamanlar geçmişti.
Ne çabuk geçti koskaca yaz, aslında neresi koskaca yazın, sonbahar kadar koskoca
sadece topu topu dört ay.

Pazartesi, Eylül 6

6 eylul

içerleidğim bir gündü, herkese herseye.
bunu tansas alısverişimdeki snickers, magnum, ritter sport gibi aldıgım objelerden anlayabiliriz.
9 liraya organısk yogurt aldım, buna da gerek yoktu. aldıgım hıcbırsey guvenmıyorum ki. yumurtalar cesıt cesıt hangısı daha yenı tavuktan cıkmıs gıbı kırlıyse dıye bakıyorum.
herseyın cesıtlı olmasını sevmıyorum ben..sevdıgım tek cesıt, klasık yeterlı..yorgunum bugun..
insanların ben merkezcı olmalarına, kotu nıyetlı olmalarına uzgunum.
neden
bu yuzyılda bırlıge ınanıyorum herkes bu kadar bencilken.
neden hala severken korkusuz ve umutla sevebılıyorum ve hep ıncınıyorum.
masumuyet budur bence
sevebılmek.
yara bere içinde olsamda şimdi gidip sebzelerle basbasa kalıp, güzel bir corba yapıcam.

u2 ya gitmedim.
bir gece once selection ıcmesem bugun daha ıyı olurmuydum.
beyaz sevmıyorum ben ya. ne zaman ıcsem basım tutuyor.
yada turk sarabı beyaz, cankaya beyaz dısında ıyı gelmıyor.
insanlar yordular beni.
iki kişilik bir dünya istiyorum herzaman ki gibi, arada insanlaral olup aslında herseyı ıkıkısı arasında paylasıp cogaltan olmak.

bugun düşünceliyim
huzunlu ve yanlız hissediyorum, en iyisi mi mutfahta olup, karısımlar yapıyım.
sonra yiyimi hem da ha ekler var, buzlukta magnum..

Pazar, Eylül 5

5 eylul hala hala

hala sapkasız yazında hala..
hala..
yorumsuz..

yatmıstım guya.
tertemız odalardan yerlerden odama gecınce, yatmadan 20 sayfa okumak ıstedıgım tomris uyar gundoku kıtabı ıcın, bilgisatar ısıgına geldım, karanlıkta yolumu bulduguma memnun, gelmişken yazıp kitabı alıp, temiz serin çarsafa dogru yol alıyorum, yatak yarın gidiyor diye bile uzuldum, onca zaöndır burdaydı, niye diye.
dur bakalım gitmez, belki..efe ye sorucam, gönlümü o çok daha iyi bilir..

5 eylul hala

görüntüde hala yatmadıgım için bana aynı gün, hem zaten yıllar once miladi tkvime göre bu gece kadir gecesi oldugunu kim söylemekte..
dert o degil..
dert var mı evet.
karaoke barda bile ki muzisyen eşiliğinde kimse kimseyi ciddiye almıyor..

neyse,
bilmediğim sarkıyı
onlar bilimiyor diye bildiğimi söyleyemdiğim bir gecede, ceza parcası, olarak zühtü olunca pek sevindim ...benim tipimde birinin zühtüye sevinmesi onlara tuhaf geldi, ben sahnedeysekn bana hayranlıkla baklanlar, hayranlıkla bakmadıkları karga sesli hemde arayıp sormasam da unuttum seni sanam parcasına tahammul ettiler.. yalan dünya da gercek arayısı devam.. dünya güzel ..gercek,..aynı ben gibi..devam...
arada sasırsakta, gercekten sasıran kim?
gercek te belki çok.. benim dogrum bu kacısına, benim gercegim bu eklenince, daha da bombok..

görmediğim ve cok sevdiğim dedeme, var olma nedenim o.
yoksa yoktum bence.

öz.
bitti bu gün, 5 to 6 eylül..
bana hala 5 yatmadım üstüne diy aslına 12 dn sonra 6sı..saçmaça..


benim blog a yazmam, zamanında ilk insanın duvara tasa yazması gibi birsey..
neden yazıyorum derken sanırım bu..
sanmak kelimesi sanırım su an dogru anlamında.
kullanıldı.

işin zor diyen kişi, gel de tut elimden...

mike oldfield ve vileda pratik pas pas.

temizlik temizlik temizlik, gitar gitar gitar, pas pas pas pas..

heryere ait bir bez atadım. bundan sonra o renk bez o objenın olacak..herkes herkese alısacak ve bu sekilde huzur saglanacak, ve kirlerde bu ekip ruhundna nasibini alıp ayagını denk alarak daha az yaklasak bize ve içimiz daha az sıkıcak, ayagımıza daha az yapısıp gozumuze daha az batacak..daha az da nedenk yahu, batmayacak. ev temiz kalp temiz niyetler temiz.

Temizlik iyi bir yaklaşım.

hele ki böylesi, ne derde, bu burdaymış, vay be ne zaman almıstım taa ben bunu ve ne de cok severdim, severdim, lafının eşliğinde, severdim de, neden aynı catı altında 5 yıldır o orda ben burdayım? bu bir cd ise mesela, neden tozlu, neden dinlememişim, ki ne cok severdim.

mike oldfield, guitars!
1 ve 3. parça, muse ve cochise.

temizlik devam, karsıma neler cıkıcak bakalım benim olan da uzağımda kalmış istemeden de olsa!

Aynen;  soft rock cd'si olsugu gibi,
don't you cry tonight!
I still love you baby!
sevdiğim bircok parcadan olusan CD'leri albümlerden daha cok tercih ediyorum, ruhuma uygun.

Temizliğe, devam.

Banyonun aynasının yanındaki anlam veremediğim böceklerden tarafından agackakan misali delinmiş ancak estetik, nedeni rutubet desem, bilmiyorum. Orada aklıma Yeliz geldi. Facebook'tan baktım, stockholm e tasınmış .  Mail ile ona düşündüklerimi anlatıcam, bir zaman aksamdan sabaha kaldıgı bir yerde evi nasıl düzenlediği ve temizlediğni anımdasım, bir de en sevdiğim taksime giden dolmabahcenın onundeki agaclı yolda yagmur varken dıreksıyon hakımıyetını nasıl kaybdıp ıkızın dur bırsey yok su rafa yap yelız cıglıklarımız arsaında normal yola donusumuz aklıma geldi..

özledim, banyomdaki aynanın ahsabını yıyen bocekler bana yeliz i fısıldadı.

temizliğe devam....

yatak odasının yerleri gercekten bu yerler benim yatak odama mı ait, dedirtti.
Yerler temzilendikce aklıma o odada adlarını burda takma olarak verecegim, atom karınca ve daglar kızı reyhanı getirdi.
atom karıncayı tanıdıkca ofiste herkesın gozunde bır yerı olan hayran olunan bırıyken ben ona hayatının cehennemını verdım sanrım..
kendınde gormedıgı gormedıgı yanları amacım bu olamsa gostererek ıcındekı tum mayınları patlattım hem de kendım basarak bende yara alarak dolandım onun ıcındekı mayın tarlasında..
daglar kızı reyhanla ile direk dalga boyundan yakaladık birbimizi, heo güzel gitti, sandık.
aslında gitmedi, nedensiz uzak durduk arada sonra bana kabul mesajları geldi beni cok meutlu eden.
bende ne gördüğünü ne kanul ettiği ile iglili.
tek fark kabul etmedıklerı degıl kabul ettıklerı uzerine konustu.

hayat cıdden güzel böyle bakınca, her ikisi de özel dostluklar ve kendinle ugrasırsan bir dönem, etrafında da bu kişilri bulman dogal, kendi ile ugrasma konusunda bir faz once ve arkada olanlar ıle karsılasmalar.

yatak odası bana bunları temızlettı ve yenı bir yatak almanın vaktnı bazamdaki yenıkoy ancak yenıkoy sıkıldıgım anların asınısını hatırlattı, saracık odalarda o yatagı tasırken cektıgın agrıyı ve yuvarlak bır bosluga kare bır cısmı sokmaya calısmanın verdıgı zorlukları...kolay mı 2000 de girdim o eve, 2005 te ayrıldım.
hayatımın en onemlı kararları ve ınıs cıkısları orda basladı aslında..

baza 1997 doğumlu.
uzerindeki yatak ise 2000 dogumlu..
yarın ınsaallah sıfırlıyoruz kendilerini..

6 eylul 2010 dogmlu bir yatagımız olacak..
sıra,

mutfak ve ordan baglantılı yaratma odası ve ordan da baglantılı, efe den sonra meydana gelen ısımsız bır oda..
oda bır mesaj vermıyor bana, nedense, şimdi temizlik sonrası bakalım ne diyecek?

temizlik devam...

araya bir kahve, badem, kayısı ve nick cave aldım..And I don't believe in the existence of angels


Parcanın en sevdiğim kısmı, yıllarıdr..ezberimde olsa, degil,kopyaladım, yaıstırdım.

But looking at you I wonder if that's true

But if I did I would summon them together

And ask them to watch over you

To each burn a candle for you

To make bright and clear your path

And to walk, like Christ, in grace and love

And guide you into my arms



.ne zaman düşünsem seni yaprak gibi titriyorken kalbim,
camdan gozuken yapraklar, tam su an parca ile dans ediyorlar, cok eglenceli
tum bunları yasarken yazmak ise cok daha keyifli ve zevkli.

efes darkın vaktı gelmiş, hem de kahvenin yanında..
pek güzel yakıstılar...

tatların tadı, teomanın insanlık halleri parca 9unun girişi ile cok uyumlu, zıplayarak zıplamak
istiyorum..
zıııpppp
ihtimalsiz bir hayal yok ki dünya da...
dillerimi dokundurmak denizin yzueyine...

ve en son lavaboyu delice ovalarken artık kır yokken bıle kenarda kalmıs tat tar seklındekı yerı tırnaklarıma cıkarıp tertemiz yaptıgımda sahika tekant geldi aklıma, bize kendi ile ilgili  anılardan bahsederken bir temızlık anısından bahsetmişti,
birinci dönem bitti v ikinci dönem 13 ünden baslamak üzere, gidesim yok, gidesim var da heyecanım yok. bu iş heyecansız olmaz, bu iş degil hiç bir iş heyecansız olmaz, asistanları ile calısmak istemiyorum, onunla calısmak ondan ogrenme ıstıyorum, kendince tecrubesi olan ondan duydukları ıleten bır kısı istemiyorum, en basta ısterken ıstemiyorum, sanırım ona hayranlık ve saygı gelıstıremedım ıcın.. o kadar cok insan küstürdü ki, beni kesmedi, egitimi.
birsey de katmadı bana, bazı konularda sanırım aynalıgım dedim o kadar,

mutfak ve ordan ordan odalar direk beni, dedemle aynı isim kişiye bagladı, buzdoabının enerjınden olsa gerek, aksam refik.
dedemle aynı isim kişiye, en son bana ugradıgında, nasıl sarılıp kapıda öpmustum..
ılk ugradıgında da nasıl sarılıp opememıstım cekınıp, gidip geldiğinde nasıl sarılıp öpmustu tam ben konusurken, ordaki konusma ne yapacagımı bilmememi kapatma konusmasıydı, fazla olan oydu işte..

ona verdıgım kupa da ozge yazıyordu, benım fincanımı ona vermiştim, o bir mesajdı belki de, acaba fazlaydı yorumunun ardında baska bir kız mı yatıyor, ve adı özge..kurmak tursu dışında faydalı, degil..kapat netbooku, veya bırak kalemi kağıdı dogru yemege..
hersey olması gerekitği gibi.

isterim olur.

sonra da temız bir uyku, temız ve serin carsaflarda..

süper bir gündü..
tesekkürler kendim..

Cumartesi, Eylül 4

4 eylul

tuhaf rüyalar eşliğinde yanık kokusu alıyorum hissi ile uyandım.
son yasadıgım olayda bana soylenenler,
fazlaydı lafının altında baska seyler benım eski sevgilim senın cvocukluk arkadasın var mı? mesela bunu düşündüm.
tam kelime anlamıyla fazla ise, beunun bana ıletılmesı ıcın, karsılasmanın beklenılmesı yerıne
direk acıp soylenmesı durumu sankı saha yakısıklı olmaz mıydı?
fazla olan
kac zaman sonra olan yakınlaşmadan sonra yasana senı merak etmler ve duyguların farkında olmak mıydı?
belkı de sana fazlayım..
sende azsın
gozumle gordugum senın en guzel yanların goremedıgım bazı yıkıcı uzucu yanları flulastırdı..

uykumu alamadıgım gunler bırbırne baglanıyor
yorgunluk artıyor ona baglı da halsız ve hasta oluyorum
doktora bulasmak canım cekmıyor ancak ıyılesmem ıcın senden bırsey gormek ve hıssetmek ıstıyorum.
konusmak olsun bunun adı..
hatta konuların acıklandıgı degıl..jherseyın en basta oldugu seklıyle gelıstıgı..

olacak mutlaka oldurucaz gunlerınden dırek baslamak.

diger bır konu ıse
halamın yurudugunu konustugunu gordum ruyamda
sadece normalınden hızlı ve serıydı hersey yaptıgı..
o gunlerı anlaıyordu bıze..babannem benım telefonu saklamıs,
senden gelen mesejalrı almıyım veya sana bırsey yazmıyım dıye
halama ragmen sevıncıme ve saskınlıgıma senden haber almak ıcın delıce telfon aradıgım sahneler var,
yumusatıcının arkasına gızlemıs sekılde bulyorum..bu da yatmadan once yımamya basladıgım camasırlardan sanırım..
yatmanadan once mumkunce spora gıdıp sauna sonrası yatıcam..beynımı temızlemek ve rahtca uyumak ıcın..
bılıncaltım dun gecen hıc rahatnvermedın eksık olma..
tesekkur ederım...
ay yengec burcunda olacak o kadar..
gonulden ıstıyorum.

sımdı okula kosma zamanı..
serın bır 4 eylul gını.
eve dondugumde ruhum kac kıla, kafam kac kazan olacak bakalım?

sevgiler.
iyi günler.

kırıldıklarım var hala, devam..
yanlızlık korkusu olan turustler nasılsın napıyorsun dye mesaj da attı bır de,i bende tatıldeyım ve bana mesaj atmanı ıstemıyorum yazdım..5 satır toplam ozur yazdı sonrasında..
ne zayıfsıznız siz yahu..kızlar sizde oylesiniz.

aksam oldu, eve geldim..
content kelimesin turkcesiyim su an.
meslegimi icra ettim.
ıstedigim bir ortamda calıstım..dusundum kafa yordum, konustum yaptım tesekkuredildim, tesekkur ettim.
eski bir tanıdıgı gordum.
betty club partisinde  belime sarıldıgı ıcın kızdıgımdan sonra kısa bır ılıskı yasayıp cok konuyorum ve heyecanlıyım dıye benı terk eden
sonrasında evlenmek uzere oldugu bır donem tekrar karsılastıgımız
bakıstıgımız ıltıfatlasıp sonrasında herkesın kendı hayatına cekıldıgı bır donemden sonra
masa basında onun projesını dınledım, bır hafta once takmıs oldugu alyansı eslıgınde..

sonrasında ıkı bınayı da gezdık..
hep bırlıkte.

buyulendım..
osmanlı tarıhıne de
osmanlı mımarısının kendıne has sadelıgıne de..
mermer bır dokunun altından cıkan ahsapın tazelıgıne ve dogallıgına
server odasının manzarısına ve tarıhın tam ıcınde ıstanbul un tam ıstanbul oldugu yerde olmaktan gurur duydum ve sanslı hıssettım..ellerımı ıkı yana acıp gercekten mutlu oldugumu hıssettıgım bır anı yasadım.
dıngın huzurlu ve kendım basardım hıssı.
zihin acıklıgı ıc rahatlıgı ve akıl ıslemesi.

sonrasında 2011 ıcın hazırlıklar yazmalar ve okumalar yaptım..
okurken ve yazarken secıncten anlayamadıgım oldu.
durumu kabul edemedım henuz..
cok memnunum.

kabul ediyorum su an oldu..
metroda tomrıs uyar benı yanlzı bırkamadı
nasıl benzıyoruz
yazıları nasıl ıyı gelıyor
kendımı taze bır ask acısı ıcındeyken yanlız hıssetmek bor yana dursun
oldukca ıyı ve umut dolu hıssedıyorum.

ev gelınce zamnasız yaptıgım mıgrıs alısverısını yerlestırdım..o sırada deep freezeı temızledım..
en son elekırk kesıntısınde ıcınde tekrardan donan peynırlerın bıraktıgı ızlerı uzerlerıne kaynr su dokerek
cıkarttım
ikinci cekmesinde olan paylamıs efes dark artıklarını da aynı sekılde cıkarttım..
bugunun faydalı diger bir işide 2234 adet olan
gmail maillerimi arsıvldim..gonlum acıldı..
yarında erken kalkıp evi temizleyeceğim..
aşram usulu her bir kosesonı kendim silip tertemız bır hale getireceğim..
sonrasıda da kitaplarımın keyfine varacağım..
yarına temızlık yapacagım beleri yıkıyorum su an...buzlukta efes darkımın sogumasını beklerken..
temız bezle temızlık..

geldi mi bana cok fena bir titizlik geliyor,
silinmedik, yerinden oynamadık tek biryer bırakmıcam bu evde.

kendi,me yazı işlerim ve ofis işlerim için ıkı calısma masası ayarlıyacagım..
osmanla beraber yakmayı planladıgım karton kutuları yapmaya nıyetlıyım..bir sekilde yapıcam o kutuları...
yardım ıster mısın dıyısınden 2 ay gecti..su an hayatımda yok..isriyorum olsun.

olacak..oldurucaz. lafının onun ıcınden cıkıp bana degmensını tekrar cok ıstıyorum...
st antuan da mumumuz da var.

gerisi anlam kazanması ıcın bosluk bırkakmakta..
az kaldı. 8 eyluk günü arıcam onu..
hiçbirsey demek için.

bayramını kutlamayı düşünüyorum.
elini öpücem.

4 eylul
süprizliydin.

cok memnunum.

Cuma, Eylül 3

2 eylül'ün özeti.

neden?
fazlaydı.

hersey bu kadar basit.

öncesi nedendi?
??

3 eylül ün özeti

Duyduk duymadık demeyin, peynir ekmek yemeyin, sarap üzüm herzaman tavsiye edilir.


Elma yanı sarapta uygundur. evde hiçbirsey yok ise sadece muz, yogurt ve sarımsak limon demirbasınız olsun.

Evimde misafir için oda hiç olmadı.

Herkes gelsin otursun sonra da gitsin istedim hep.

Sansa biri gelir de onun kalmasını ister onunda kalası gelirse evin sartı her ne ise kalsın istedim.

Hayatım boyunca kapasitesinin üzerinde bir seyler görmeyi istedim insanlardan.

Grupbum olmadı olamadı, hep sıkıldım.

Ben bukadarım diyene kadar da onları hiç anlamadım.

Su an burdan onlardan özür diliyorum.



Kendim için üzgünüm.

Klişe bir dünyada bu aklımla ve duygusallıgıma var olmaya calsımakta cok zorlanıyorum.

Anlamıyorsun demekten, anlamıcamı duymaktan usandım.

Konusmuyorum.

Yazıcam sadece.



Bana bunları diyenler, yoruyorsun derken, kendileri salya sümük ne zaman isterlerse sonsuz onlara acılan beynim kalbim onları için düşünene ruhum nerden kaynaklı pek düşünmüyorlar, neden?

Çünkü o an iyiler ve mutlular.





Tamam, peki canım
Evet
O kadar tatlısın ki ve iyisin ki.
Hep böyle kal, değişme!

Kan bagına hiç inanmadım, secerek sevmek, paylaştıkca saymak hep ilkem oldu, onu sevdim. Nedensiz kan bagından dolayı sevmem gerekenleri, bana sevmemek için neden verdikçe sevmemeye basladım..Yüzlerine de söyledim. Hiçbiri de nesen bunu dedi diye düşünmedi, hep bende buldu yanlısı..

Bulsun.
Anlıyorum, bu gidişle cevrem iyice daralacak, olsun varsın.

Yazar nerden yazar?

Yazar etrafında onu anlamayan kişilerle cevrili oldugunda yazar. Yüzeyde yüzemiyorsa yazar,

Çarşamba, Eylül 1

Kanallar

İnsan aslında neyin ona uygun oldugunu bilir de uygun olmaya işlere kalkısarak kendini mi korkumaya calısır ya da kendinden kacmaya, üzerine üşümemek için alınan yorganda yetmeyince alınan battaniye gibi kaplar kendini sıkı sıkıya..












Sonrasında bu yükün altında olmaktan kurtulmanın yollarını, kendine yeni kacıs tünelleri kanalları acarak saglamaya calısır.





















Kimi zaman bu bir kişi olur , yazılan yazılar olur, gidilen yerler olur, hep kendiyle gitse de kendiyle hiç konusmaz ve dinlemez kendini. Heveslidir baskalarının hikayelerinde kaybolmya ki, anımsamasın hiç kendini.





















Uzak olsun, yok olsun böylece yükleri diye düşünür.

Cuma, Ağustos 27

kurcalamak

“Başlangıçta hersey normaldi.

Aynı uçak kazalarındaki gibi, henüz bir kaza olmasa da, havalanmış ancak inemeyen bir ucak gibiyim.”



Bu benzetmeyi kendi ve yazıları için yapıyordu.



2007 bir gece kalkmış, ona söylenen lafların bilincaltından cıkıp tam basucunda oturması ile aralarında anlaşıp direk yazmaya başlamıştı. Yazacaktı da, konusu ne olacaktı. Konusu çoktu da yazılara deneme mi denecekti, kısa öykü mü?



Kütüphanesi denemeler, denememeler ve kısa öykülerden oluşuyordu. Daha birşey anlamazken Tomris Uyar ve Ferhan Sensoy dışında. Alınmış, kütüphanemde duran diger yazarlarında bu alanda yazmıs olması bir mesaj.

Türüm, kendi türünde deneme, ferhan sensoy seklinde deneme miyim ben aslında az sonra kısa öykü de olabilir bir deneme tadında bitebilirim diyen yazılar.

bu

İşlere dalmak




Çoçukluk hayallerimdeki safari fotografcısı koca..



Herseyde bir ask kadınlıgı mevcut porgamlanmam bu sekıl sanki ve fakat koca kavramı..

Dünya evlenince olmuyor diye yankılansa da yıkılsa da ben yılmıcam..

Koca da koca ve aşk ta aşk. Birlikte ama bireysel.



Güven ve sadakat üzerine bir ilişki. Ya olacak ya olacak. Olmaz ise de baska birsey olmayacak zaten ben kendimle 2008 yılından beri iyiyim. Sadece araya parazit aldık. Kusura bakmasın kimse ancak durum böyle, parazit ..Ve şu an görmem gerekeni göremeyecek kadar karıstı kafam.

Perşembe, Ağustos 26

40 ımız cıktı, gıkımız cıkmadı..

annem herkes iyi dedi
bu ne kıymetlı bır cumle.
facebook ve twitter a aynı anda birseyler giriyorum
neden?
facebook a twitter muamelesi yapıcam ya da hiç biri.
leylagencer finaline gitim
cantama suyun kapagını kapatmadan koydugum ıcın cantamı su bastı
cantamda telefon ömeri aradı
ömer beni geri arayınca cantam aramıs dedim. cantanla konusabilir miyim o zaman dedi.
yazacaktım fark ettim ki sadece kısa not modundayım.

kayıp balık niyazi'ye şöyle bir his geliştirdim, ay sen beni öldüreceksin, gibi, nedeni, bir fotograf..
gözlerini cok seviyorum onun..herkes cidden köpegine mi benzer?

içim ferah
limon oh!

bu şiiri okuyp uzun süre ağladım.

Galiba yoruldum,


Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,

Kendime kalbimi kanıtlamaktan,

Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan

Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum

Can Yücel

Salı, Ağustos 24

tam "teoman"ım şu sıra..

"zaman mı değişti yoksa ben mi geride kaldı o günler aklın belli karışmış yüzünde gölgeler senin için saklayıp sana getirip anlattığım her şey artık çok boş geliyor yalan tüm kelimeler"

esiyor

ruhum rahatlıyor, kendi irademle yapmıs olduklarımdan yarattıgım şimdi mi yasıyorum, şu an yapmaktaolduklarımdan da bir gelecek mi olusturucam..
evet, bura durmalı ve bir sure birsey yapmadan karar vermeliyim..
gelecek benim elimde, bir kısım yaratımlardan cok memnunum..
bir iki düzeltme lazım.

su ve muzik, en takın dostlarım.
bir de kendim..

kendimle ugrasma sayısı kac bilmiyorum..

Kendimle ugrasma


Uzun zamandır kendimle ugrasmıyordum.



Ugrassamda kagıda gecmiyordu bunlar, yazınca herseyin daha bir net oldugunu bütce yaparken anladım, hayatımın ilk bütcesini ciddi anlamda bugün yazmıs olmam ve dolunay bügüne damgasını vursun.

Bu gün gözlemlerimde şunlar var.



Yazınca hersey daha bir net.

İnsanlar dürüst değil

Çözümlerimi çok uzaklarda arıyorum.

Dertli kişilerle ilgilnemeyi, psikolog edasıyal bana yanlıs yapmıslar ise bile onları dinleyp anlamayı, benim basıma gelmiş olayı dısından görmeyi becerebiliyorum.

Sonrasında üstümede bir negatif his ve mutsuzluk oluyor.

Herkesin bir olayı bende kesin patlıyor, mesela ikili ilşkilerde yalanı secmiş bir kişinin yalanı bana sökmüyor.

Karsımdakini kendim gibi görme eğiliminden vaz gecmeliyim.

Benim olgunluguma yıllar sonra erişip ben yeni yeni böyleyim diyen kişileri hayatımda ne yapıcam bunu bilmiyorum. ( ögleden sonra aklıma gelen bir sey, herkesin algılama eşiği, aşma eşiği, kendinle karşılaşma cesareti zamanı farklı, anla)

Onların bende yarattıgı anlaşılmıyorum tahribatı canlandı, onlardan gelen seni anlıyorum ARTIK yaklaşımları ile. Tuhaf

İnsanım bunu kabul etmem lazım

Olgunum, kavrama ve gözlem yetimden dolayı, durmadan kendimle kaldıgımda iyilikten maraz dogar cınlamamalı kulaklarımda.

Önce sünger gibi alıp bir yerden sonra bir patlıyorum, karsımdaki siniyor.

Yapma sekerim neden yapıyorsun? de kendine ve düşünme!

Sabit bir demirbas bulma temmennisi

Rüyamda tramplenin ucundan tutunup önce traplenin ucuna tutunarak tramplenle birlikte esneyip kendimi boğaz’a bırakıyordum ve önce parmaklarım suda ve tüm bedenim, sonrasında da yukarı cıkıyordum, öyle bir cıkıstı ki bu,

Aslında ne cok diplere gitmişim diyordum içimden, bir ara da yukarı dogru kurbalağama yüzerken lacivert o kadar net ki gözümde ya cıkmamazsam dediğim bir anda pırıl pırıl gökyuzu ve boğazın tam ortasında yüzümü güneşe ceviyorum.



Birinin beni temin etmesini istiyorum, gercekliğe, aşka sevgiye.

Kendi kendime istemiyorum. Gelen türk ve yabancı cisimlerin ise sabit bir demirbaş olmasını istiyorum. Demirbaş zaten sabittir, gene de sabit diye belirtmek isterim.

Pazartesi, Ağustos 23

kim bu kişi, yanıma gelsin!

Temmuz ayına damgasını vuran yıldönümü kutlu kutlu olacak olayları daha yazamadan, ne o agustos mu bitiyor yoksa, en sevdiğim eylül kapıda, cıksın sweat shirt’ler sort giysend e dönüş yolunda üşüyüp diken diken günler gelsin, şarap içilsin filan, karakterli, kırmızı.






En yakından 24 temmuz ve 3 temmuz’a dogru anlatmaya başlıyorum bak!

Dinle son iki ayda ne insan halleri ile karsı karsıya gelinmiş, gerceğin görünen kısmının sadece esas gercegin yüzde birlik kısmı olduguna beni inandırmış.



Başlıyorum,



Dün anladım ki, fevri cıkısıma azcık bir yön verilmesi, beni iletişim ustası anlayış abidesi ulvi bir insan yapabiliyor, bir kelime seçimi yetiyor, karsımdakindne istediğim bilgiyi almaya ve olay neden oldu, nasıl oldu sorularımı rahatlamaya yetecek bilgilere kavusuyorum. Benim gercek biriyle yanyana durmam gerektiği, gövdelerinde görünmeyen bir soru işaret ile dolaşan bembeyaz kişilerden ve ya olmamış esmer güzeli tiplerden bana hayır gelmeyeceğine kadar araya aldıgım gözyasları ile gercek ve derin, tamam ,dogru kişiyle konusuyorum bir Pazar gecirdim.





Sonra evime yüyürken, üzerimdeki hisse baktım ve yolda düşürdüm bilerek, evin kapısındayken, içim rahat işim zor bir durumla karsı karsıyaydım. Karsımda iki cift güzel göz, karısık bir kafa, gercek duygular, özür dileyen ancak basına gelmiş olayın faturasını bana kesmek isteyen kendine yalancı bir kişi vardı. Konusurken bir yerde ağlamaya basladı hatta, bende sanki bebek ve aglıyor gibi kalkıp ona bira getirdim, tama yok önemli değil al bunu i. Diye, orta derece sefkat gösteremedim, oldukca soguk alkollü bir sefkattı. Sonrasında o konusurken konusurken bende bir aglama basladı, hayatımda ilk defa karsımda ben aptalım ve zayıfım diyen bir erkek görünce,

O direk güçlendi beni teselli etti.



Olayda da düşünce yani bu olay benimle ilgili degil, degişik bir filmde degil, basroldeki kız aynı ben demesem, olayda birsey yok. Genc ve yakısıklı oglan beni begeniyor, cok begeniyor, bunu söylüyor peki güzel, hadi diyoruz, sonrasında bana demediği kız arkadası sahneye cıkıyor, beni dert edip erkeği bırakıyor.

Bu konuda benim bir bilgim ve ilgim olmadıgı konuya kesin.

Üzülen bir yarım günüme üzgünüm şu an.



Aklım içinde soru işsareti gizli dısında kar beyaz deri kaplı istese de yanamaz kişide.

Bende aslında o kadar orda degilim. Gene de içinde yer aldıgım senaryoyu önceden okumus olsam, yok ben bu rolü almıyorum deme sansım olurdu, olamadı.



Herkül, süpermen, temel reis, ne zaman nerde geliyorsunuz karsıma..

Tek beklenti, dürüst ve sevgili olmanız.

Güç evet ne güzel gider, de ruh güçü karakter güçü..



Fani dünyada durumlar ani,

saglam durmalı, durdurmalı.


devam edecek, henüz gecen pazar yani dünü kaleme aldım..

Adriano Pedrosa

Adriano Pedrosa


1965 yılında Rio de Janeiro'da doğan sanatçı, küratör, editör ve yazar Adriano Pedrosa, Artforum (New York), Art Nexus (Bogota), Art+Text (Sidney), Tate etc (Londra), Exit (Madrid) ve Frieze (Londra) gibi dünya çapında güncel sanat yayınlarında makaleler yayımladı.

Pazar, Ağustos 22

aşk askısı

Bu benimle ilgili bir problem degil, yapmış oldugum hata da yok, Mesajı aldım, aşk için yanlıs zamandayım. Şu an için aşk'ı askıya alıyorum. doru zamanda bana ait olan mutlaka gelip beni bulacak.

Cuma, Ağustos 20

gene öylesine

Saptama




Bu sabah kendi evimde sessiz olmaya calısırken, cok tuhaf hissetmişim kendimi, benden daha duygusal diye gecirdim içimden, sonra da yakaladım dedim

Kendimi.



Karsılastırma, ne kendin gibi bil ne de kendinden daha daha az gibi düşünme.

O baskası cünkü. Ve fransızca ögren.



Le petit Nicola’yı biliyor musun evet cok severim, biz de ona Pıtırcık deniyor diyip gülmek. Aslında bilgi manyagı bir insan olarak, baska kültürün insanıyla olmakta bu acıdan güzel.



Şu an yapmaya calıstıgım ne?

Kendimi ikna.

Deli miyim ?

Perşembe, Ağustos 19

bosluk doldurmak ıcın bır yazı

konum çok o nedenle yazı ne şekil alacak bir fikrim yok.
her ilşki bize kendimizi gösteriyorsa şu an ne kadar harika biri oldugumu her an her dakika görüyorum ve pek memnunum, yarım saat daha bir yarım saat, suratım cok daha güzel, gözlerim daha anlamlı, içim öyle rahat ki dışımda da bir sende ne var bu aralar sorusuna neden oluyor.


uzun zamandır düşlediğim bir olay gercekleşti. bu gelişme yeni blogun habercisi,
konusu olan bir blog, diger bir kararımda bu blogumu editlemek uzere yazılarımdan yazı cıkarmak ıcın baslamıs olsamda, yani bir gün gelir ben oturup bu blogtaki tüm yazıları iş edinir be başlarım, hissettiklerimle kalem aldıgım kısalı uzunlu yazıların bazılarındna oyku bazılarından deneme diye yazılmısı yazarım diye düşünmüştüm.

.bunun iyi bir fikir olmadıgını senden yazar olur diyen bir yazar da söyledi,
o kadar yazamıyorum ki şu an..
kendine hsa tarzım daha da bir has oldu, sabah okudugumda ben ne anlarım bu yazıdan merak ettim..
kacıncı kez bılmıyorum serseri mayınları izliyorum
bu sefer italyanca ızlıyorum
alt yazılar gene bızım dılımızde ancak,
gözlüklerimi her nereye koyduysam bulamadım
zaten konuyu ezberledim ve sanki italyanca anlayacagım gibi gelliyor.
az sonra
fransızca anlamadan anlayacagım

heyecanım var..

pijamalarımlayım kabul edilir mi yazdım
elbette hatta tavsıye edılır yazdı..

ikiinsanın yakınlasması ve anlasması
asık olması ıcın bir saniye yeterli düşüncemi destekleyen bir karsı cins ile el eleyim..

bu sefer yazıcam neler hisettiklerimi tembellık etmeyip

bakalım bu ılıskıde benım ıcın neler saklı?
içimden gecenler ile
gerceklesenler aynı mı olacak?

düşünemeyen ahlim hosuma gidiyor
acaip üzülmüş ve soru işsaretleriile cevrili olmus bir dönemden sonra bçyle bir etkileşimin içine düştüğüm için cok mutluyum..
ilkokul gonluklerımı andıran bu yazı
ne zaman biter,
kapı caldıgında...
kapı ne zaman calar?

bir hafta ne de cabuk gecti..

hergun ne tatlı mesajlasmalar ve duygu bıldırımlerı yasadık..

insan ister istemez soruyor, onda ne den oyle olmadı dıye
olurken olmadı

kopuktu kopuktu zincir olduramadık..
sarkısısız biz belki de..

Cuma, Ağustos 6

Kir top taşlar korku düğmeleri

İki insanın arasında konusmalar gecerken bünyede kir top taş varsa arada akması gereken enerjiyi öyle bir etkiler ki, mayın tarlasında yürümeye benzer sohbetler. Dediklerini sen öyle demesen de o öyle anlayabilir, sadece o lafın onda olusturdugu algıdan. Yazamıyorum. Kafamda yerine oturan hersey su an beni yordu ve uykumu getirdi. Ağlattı da. Değişiyorum. Anlıyorum kendimi.

Perşembe, Ağustos 5

beze

Beze




En sevdiğim tatlıydı, beze aslında tatlı mı, her zaman yenebilecek bir atıştırmalık. Halam O kadar güzel yapar ki. Özledim. Artık yapamaz herhalde, aslında eve cıksa beraberce yapabiliriz.

En azından sahitlik yapar ben yaparken, aksam evde beze yapıcam, kendi mini fırınımda sadece 10 tane, fakat mikserim yok. O zaman vazgectim, peynirleri yicem..

Sadece peynir olsa yasarım, bir de balık.

Bir de sarap ve üzüm ve elma.

aşk

Bitti denen yerden başlamak

Belki de sevinçle kucaklaşıp başlarız kaldığımız yerden

Gibi eski türkce parcalara girdim cıkamıyorum.



Asık oldum.

Kabul..



Hissettiğime memnun özlediğime ve duruma üzgünüm.

Uyumsuzluk

Yazacak çok sey var, heyecanlı oldugum için tüm hersey kafamda kilit, duruyorum. Bu cümleden başka bir duruma cevap cıkar mı ki hayatımdan?






Bugün sarkı ve yazı konusunda netleştim. Sevgili yavrum annen ne istediğini tam 35 yasonda anladı derken hayal ettim kendimi. Ve bu çok hoşuma gitti. Şu an kadar düşediğim eler, annemle garage sala’lerden alınan, biz bu sandalyelerle napacağız anları, hepsinden birer adet yerim olmus ve saklamıs olsam özlemi.



Bizden dagalan esyalarla döşenen evler, her evden merhaba şu sandlye bizimdi alabilri miyim diye izin istesem oldu bu iş.



Kutuları dün Efe ile yakmaya çalıştık, yapmaya çalıştık. Frued aramızda, dilim sürçtü, yapmak ve yapamaktan dolayı yakmak ve bu cümle bana seni hatırlattı. Nerdesin?

Özledim.



Matık girerek burda araya, nesii özledin ne kadar zaman gecirdin denebilir ki mantık girmesin araya, boş cünkü mantık girmesi, olay sezgisel ve duygusal.

Yasadıgım anların bende biriktrdikleri, içimde olanları tetiklemesi, kendime ifade etmem ve sonrasında ona etmem. Onunda bana aslında tam ne demek istedi bu şimdi dedirten bir acıklamasını hatırlamam, uyku oncesi bir anda,



Ben seni üzerinde beyaz şey varken ilk begğendiğimde sana yaklaşsam böyle olmazdı.açıklaması..



Vaka calısmasına hoşgeldiniz. Sizin anlamanız gereken aslında hiçbirsey anlamanıza gerek olmadığı.



Evde uyumsuzlugu sevmemin nedenilerini uyumsuz karakterime bir o kadar uydu mu uyan, uyumsulara gayet iyi gittiğime baglamya niyetindeydim, hatta Tomris Uyar’ın Bir uyumsuz’un noktlarından alıntılar yapmaya bile niyetim vardı.



Bir baska sefere!

ozan sezen kenan

İnsan bunaldıgını düşündüğünü anlarda kendinle konusa konusa sonunda bir noktaya geliyor, koltukta tüm etraf hava üzerine inmişken ve dünyayı sadece senin o anda gördüğün kadar görürken birden sana gelen bir mesajla, evet ben cıkmak sitiyorum dısarı ve evde bulunmayacagım kararınla, girdiğin ortam kendi kendinle yaptıgın konusmaların son noktasını koyuyor ve ortam flue halini netliğe bırakıyor.




Yazar burda ne demek istedi, einstein mantıgı ile basit yaklasırsak, dün evde karalar baglamış oturuken arkadasım planın yoksa hadi ozan dogulu dedi, ve enerjilerini direk kendime katıp toparladım. Gecenlerde bir sıkıldıgımda corridor’a gidip harika parçalar eşliğinde dansettiğimde de aynı hisle uyanmıstım. Demek ki, tedavim, iyileşme yöntemim bu, benim.



Hep de bu böyle oldu, çoklu düşünüp ortamı sünger gibi içime cekip özümsediğimden yoruldum da iyileşirken.



Dün sadece parcaları dinlemek değildi yaptıgım, mesela, ajda, hareketleri ne zarif, vucudu 70 yasına ragmen cimdik derken ne kadar ifadesiz ve copy paste, hi özgün degil, sadece iletici, sunucu dedim. Tek sansı iyi yorumlayabilmesi, bu kişiler beni cok etkisinde tutamıyor tutmuyor, marka bir ayakkabının inciş tarafından üretilmiş bir kopyasından farkı yok, burcunu düşündüm, kova. Şaşmamalı.



Sezen, o kısa boyuna blık etine ve aslında ne o kıyafet diyecekken bir söylemye baslıyor, iki laf ediyor, hemen aklına, ruh geliyor, içtenlik geliyor, destek olunması geliyor, ve kendinden parcalar vererek yarattıgı santcılar, kendini cogaltmış hem de baska baska tiplemelerde, onu hatırlatmayan kişiler, demek ki her kişideki kişinin kendini görebilme potansiyeli hayata gecirme özelliği var.



Enerji.



Kendimi dengelememe neden oldan tüm yengeçlere teşekkür. Sezen, Begüm ve ben.

Salı, Ağustos 3

Jessica Abla'ma mektup 2

Jessica Abla;




Şu an koşu bandına ayakkabısının bagları sıkısıp düşmesini istediğim canlılar var.

Bakalım, gögsümdeki hipopotam’a ragmen sana güzel bir mektup yazabilir miyim?



Hintli de değilim, nedendir bu öküz’e tapmalar?



Book of answers kitabı yerine, sorular kitabı çıkarıcam ben. İnsanogluna ait, bu konuşmamalar, neden dilimiz var sence, Jessica Abla?



Merak ediyorum bunu, bitki gibi durmak, hayvan degilsen tilki gibi yaklaşmak, hep gibi sen degil, insana ait değil, ne olursa olsun insan olmak sart. Kendinle karsılastıgına emin oldugum kişilerin olgun çıkmaması iletişim kurmaması mutsuz ediyor beni, işte bu noktada onlara ne olsun biliyor musun Jessica Abla, koşu bandından düşsünler ve içecekleri viskileri olmasın, yatınca uykular kaçsın..

Beni sevmediler, istemediler diye degil, acık olamadılar, dengesiz oldular diye.


Öperim.

düşünce seridi 2

Dizimin içinden bir bir hat geciyor bu sabah, psikolojik mi diyorum, neydi diyorum dizimizi hasta edip agrıtmanın sebebi, ve bende hiç olmazken su an neden basgösterdi, evimin ekeltirigi kesik bu bana neyin ifadesi diyorum ve kızılderili oldugum için acaba gecelecek olan bir felaketin mi habercisi bu sevgili diz ağrısı? Egom, uyumsuzlugum iş basında, daha dogrusu diz başında.




Gece neden rüyamda durmadan üniversiteden sonra koptugum kişiyi görmekteyim.Sahneler bana hosluk yapması ve benim de ona artık bu hosluklar anlamsız ben affederim acank affettigim konuyu asla unutmam ve sen nuh desen de paygamber olamassın kategorsinden gül gibi gecinmem, oysa ki, neden? Madem affettin eskiye dön, aslında eskiye dön derken, döencek yer yok bunu hiç düşünmedim, ortak ne var ki? Onun benim evimi fasilite olarak kullanmasından ve

Sonrasında da kendi düzenine gectiğinde arıza yapmasında baska, benim aklımı kalbimi anladı mı bir kere de olsa? Hayır. Eglenmek güzeldir, bir yere kadar.





Bazı ben bunu düşündümleri okuyunca insan hem daha onceden okumayıp bu mertebeye kendine gelip düşündüğüne seviniyor bazen de önceden okumus bilmiş olsam baska bir bilişie gecerdim diyor, ancak gene bu sabah uynadıgımda sunu gördüm ki, düşündüm ki, aslında düşündüğün herşey düşünüldü, sen kendine göre düşünüp olunca bu bir mertebe, mertebeyi oluş senin kendinde vardıgın farkındalık diyorum.



Neleri sevdim,

Kendim deneyip evet bu bana uygun dedgiğim ieyleri hem cok sevdim hem hep sevdim.



Dönüştürüyorsa sanat, kendimi sanat olarak konumluyorum, daha önceki yazılarımdan da bunu yaptım, beni dönüşteren kişileri de sanat olarak tanımlıyorum. Aşık oluyorum.



Özünü gördüğümü hissediyorum, o öze ait olmayan davranıslara maru kalınca üzlüyor ve o kişide diplerde de olsa öz davranısa ulaşana kadar zorluyorum. O kişiler bundan kacıyor, ve hastalık sahibiler aslında, bu özden kactıkları için hastalanmıslar..



Bugün düşünce seriti, bu sekilde.

Cumartesi, Temmuz 31

31 temmuz

bugün bircok seyin baslangıcı.
aynada yüzümü kurularken farkettim bunu, gözlerimde gördüm değişimi.
bir cok olayın konunun hayalin süresi doldu ve artık hayata geciyorlar,
ayagımızda olusan fala dans ve tıpuklu ıle 10 saat dolanma sonrasında
24-31 tam bir hafta ıcınde yok oluveriyor, geciyor.
gecer
lafı sana ilk soylendıgınde evet bılıyorum ancak su an degil ajitesi veriyor ise de,
sık sık kendımeze bu gecer emanet duygusunu hatırlatmalıyız.
emanet
senin degil sadece emanet..
cocouklarımız da emanet..tek sorumluluk onlara iyi bakmak
iyi davranmak..
eşim nerdesin, emanet alamk istiyorum seni artık.
bense kendime emanetim.

bugün bir hayalimin gercekleştiğigün.
bugün bir hayalimi gerçekleştirdiğim gün
daha dogru
alacakgönüllü olmak

iş hayatının en baslarında bile işleri ben yaptım diyenlere nasıl kıl olurdum..
kendi birebir yapsa bile orada tek degil ki nasıl ben der diye düşünür dururdum..birebir kendim yaptıgım eve bile benim demez bizim der bir kafada oldugumdandır.

hoşluk var, esiyor ruhum..hafifliyorum, degişiyorum..

sinyaller iyi...

Çarşamba, Temmuz 28

gülmeler

Her gün değişik. Kendimden biliyorum bunu.

İki gün öce hissettiğimi şu an hissettmiyorum.

Kızgınlık yerini gülmeye bıraktı, yok oluş komik geldi, sanki bir cocuk ayakları gözükerek bir yere saklanır onu andırıyor durum, ve ya kapının arkasında ve görmem an meselesi.

Direk şu ögretiyi deneyimledim, varlıgına sevinme yokluguna üzülme
Bu kısa deneyim bunun için basıma geldi demek.
İçinden gecerken biraz sms attım anlayana kadar sağlık olsun.

Anladım mı.
Anlamadım, bu komik.

Bana gelecek olan cevap için bir tahmin hakkım var, ve bunu kullanıyorum.
Bilmiyorum.

yengecim yengeç

Yengeç Kardeşliği;

Dün akşam sohbet o kadar güzeldi ki, kendimi dünyanın en dogru insanı hissettim.
Karşımda sağlamasını yapan da benim gibi oldugundandır!

Bir olayı dinlerken kendin yapmadıgın için aslında yapılmaz gelen birsey gibi geliyor, bir süre sonra konusulanlardan farkettim ki, kendinde sana anlatılanı yapmısındır belki.
Yengec oldugundan hissettiğine sevin yasadıgına bak diyip aslında beni şu andan geçmişe götürdü, tüm ögretilerin aksine, sen yasadıgına bak şimdiyi ne yapacaksın dedi bir anlamda. Güzel de oldu.

Zaman gene uçtu, aynı kafalarla kesinlikle bir içkiyle kalamıyorsun ve ya bir sarkı dinle öyle git öyle olmuyor, tüm elvis sarkıları, bazı bana benzeyen kadınların besteleri, elinde zil tutan kadın aklımdan cıkmıyori saclarımı uzatmak istiyorum, böyle de güzel oldugunu duymama ragmen dün, uzun saç durusu bir ayrui ruh yansıtması açısından... U2, Michael Jackson, sadece rock bazlı sarkılarını sevdiğimi dün farkettim, mesela, Dirty Diana ve give it to me, Dasty Springfield’in tipini görmek, Nick Cave, Into my Arms, Jımmy Sommerville ve adını bilmeyip dinlediğim bir dolu parça. A-Ha diye düşünmek istediğim bildiğim müziğini ancak adını bilmediğim parçalar,  bir çok insanın ilham kaynağının Elvis oldugu, U2 dahil.

Elvis'in tulumları onda nasıl erkek duruyor tanrım, damat kişisi bence giysin, yanımda. Ne o penguen gibi, smokin!
Buluşmaya giderken ki sorgulamam, nedenlerim aksam evime dönerken yok oldu.

Olanları olmamış, olmamışları olmuş gibi hissettim.

Yengeç kardeşliği böyle bir şey sanırım.

Kendime not, duygu konularının konuşulmaması faydalı, bende bunu biliyorum ancak karşımdakinin kalıcı olmasını istediğim durumlarda iyicene yapıyorum bu duygu paylaşımını gidecekse baştan gitsin diye,içimden bu ses geldi, kendimle karşılaştım şu an!

Sevildiğini bilmek, beğenildiğini bilmek, etki alanına girdiğimi bilmek, onu ancak mutlu etmeli, uzaklaştırmamalı.

Sevilmek güzeldir, Sevmek güzeldir.


Geceden notlar:

biz askı yaratıp onu hissedip anında yukseltip sonunda tepemize düşürüp altında kalıyoruz
karsındaki bu sürecte yoruluyor.

kötü degiliz bize kötülük yapılınca aynısını bir sekilde hakkını geri verme mantıgı ile sahibine bagıslıyoruz.


kendi kurallarımız dısında var olan kurallara baglı kalmadan yasayıp genelde hayal kırıklıgı bursası neresi ya, kendimize bir ulke kuralım ve sadece bizim gibiler vize alabilsin hislerine kapılıyoruz.

hissetmek önemli.

anlam vermek önemli

az düşünmez isek, durum vahim..

Salı, Temmuz 27

DOLUNAY, her ay.

Ay dolarken,


Bende doluyorum, ikimizde tam dolmuşken hadi diyor kışkırtıyor direk.


Aklıma takılanları boşaltıyorum, dün aksam mesela.

Muzur ayın bulutun arkasından çıkışı gibi, çıktım benim kafamı meşgul eden olayların önünden arkasından.

Kafam çalışıyor tutturmaya müsaitim, anlamaya, anladıgım ve aldıgım cevabı kabullenmeye de, sessizlik olunca ise anlamıyorum, neden boşluk var cünkü orda, boşluk dinlenirken güzel. Olaylar netken güzel.

Manasız geliyor.
Sezgilerime ters geliyor.

Sevginin temeli BENCE iletişim. Saygıyı kuvvetlendiriyor. Aşkı da uzatıyor böylelikle.
Kafamızdakileri kalbimizdeki elimizden dilimizden geldiğince anlatalım.

Cuma, Temmuz 23

düşünce şeridi

kaybolmayan adam istiyorum. ask gerekli denenlerin aksine, karsı cins lazım.
neden?
hayat daha güzel olur paylaşma kısmında ozellikle..gördüklerini yediklerini ve dudaklarını..

konu ne şu an, aklımızdan her saniye gecmekte olanlarda bu kısım bana eglencelı gelır, hele ki uzun yolda ise nasıl yanından taslar hızlıca akar renkelrı bırıbıne karısır ve yol altından halı gıbı cekılıyr aslında beynınde de oyle bır akıs var...bu dusuncelerde havaya yayılıyor ve enerjı alalnın olusuyor
su an zıhnen nerdeyım kollarına hayran kaldıgım kısının etrafında muhtemelen v az once kokusunu duydum..o da benım yanımdadır belkı..ıletısım kurmasak ta..
onunla yakınlastıktan sonra daha cok ıctıgım bır gercek..degecegını dusundugum bırı..degmesını hat saffa ıstedıgım bırı de..
ruhunu anlamak nıyetındeyım de gızlıyor kendını..gonderı yapmıyor dunyaya yapıyoraslında muzukle
ve fotoyla fotoarını gormek aaa aslında senını sarkıda duymak
hobılerımız aynı dıye mı tutustum ben...benım hobım onun akademık ısı olmus dıye mı
ne farkeder kı akadeık ısı olsa aslında akademısk ısten kastım okumus ben okumadan..

saate bakıp az kaldı demek keyifli
varıs saatını bılınce ne guzel..
rotar en sevmedgım ıslem.
beklemekte

su an beklıyorum
bırde ılk bulusmada
merhaba ben beklemekten nefret ederım demıstım..
o da eyvah demıstı..

buyur burdan yak.

tam da o oluyor şu an.

dialogta guzeldi..
monolog ta tatlı şu an..

bilirkişiler ve yakın cevrem
yapma dese de içimden geceni ona yazıyorum

akan bant misali gibiyim su an onun telefonunda..

bulutlr asagıdan bakınca ne tatlı ve yumusak bir de içine ucakla gir baka noluyor?

şu sağımda duran alan bos arazı ye kadar ınsanlar yerlesır mı acaba..yapmasınlar..

neden mesela aklıma su an barıs uysal geldi, bu ortam onla alakasız hatırlatan birseyde yok, beynime bak, şu tezi dogrular mı, bu akla geliş, şu an o beni düşünüyor, bana baglandı benimde pat aklıma geldi, aramayı tercih etmediğimden baglantı kopuyor. arasam belki su an aklımdan geciyorsun diyivericek.

az kaldı ankara.
az sonra ankara.
yarım saate ankara.

ankara ankara güzel ankara seni gormek ıster her bahtı kara
senden yardım umar her dusen dara
ankara ankara ankara

ankara kalesine de gıtmek ıstıyorum
orda zamanlar once 10 zaman once yıl bazında
kahve ıctıgım bır tatlı yer vardır..oraları kesfe cıkmısken
gene gıtsem..

hello kıty geceleıge de az kaldı

aksam nerde kalıcam
kacta yatıcam ne ıcıcem hıc baherı yok
yarın aksam neler olacaktan da bı haberım hos ve heyecanlı olacgı kesın

otelde bır kalıyım dıyorum bır yok kalmıyım dıyorum..

bakalım nasıl gelısır..kendi içinde oldugum kendi programımı benim de bilmiyor olmam tuhaf..

bilmiyorum..

eminim şu an o da bilmiyorum benim bildiğim birsey var, bilmeden bildiğim seziş kavraması ile
o, o!

yollar

yollar siz ne tuhafsınız, yerleri  birbirine bağlarken aslında yalnızsınız.  bende bundan sonra yanlızlıgı secicem, daha dogrusu kabul edicem. yazamadım şu an acı var. bloke ediyor.

Çarşamba, Temmuz 21

Jessica Abla'ya Mektup!

Jessica Abla;




Seni yokken çok anıyorum Jessica Abla, olmayınca etrafta sen sıkıntı veren hisler düşünceler ve hayata beraberce yapıştırdığımız etiketlerin altını dolduran olaylarla başbaşa kalıyorum. Olsaydı o da tam da buna takardı demek, iyi bir his. Öteki olmaktan kurtuluyorum senin olduğun ortamda.



Az önce delice bir yagmur basladı.

Kafamı pecereden sıkıştırıp nefes aldım ve gercekten o an pencereden ucmak istedim. Coka’nın çizdiği kanatlar çıksın ve uçarak gideyim. Yarım kalan hikayelerimiz var, Jessica Abla, bitirelim.



Benden bağımsız sen orda olsan aynı his ve birebir aynı hisse kapılırdın ya budur bizim aramzıdaki bağ.



İkincisi kötü bakan kişiler, kötü bakıyor. Birseye kötü demek ne kadar kötü olsa da, kötü bakıyor. Kötü bakıyor, kötü bakıyor. Başka bakıyor diyelim, kötü demeyelim. Evet, kötü yerine başka. Başka bakıyor. Diyişinden anlaşılır zaten o başkanın sen ben gibi başka mı o gibi mi başka olduğu. Gözler ruhun aynası ise işte tam da bu.

Bu da ikinci bir nokta bizim aramızdaki bağ, en nemrut halimizde bile gözlerimiz kendi renginden biraz daha koyu baksa da, sert dursa da, kontrol edemediğimiz bir noktada iyi bakan yumusak duran seviyorum diyen bir hare var gözlerimizde, tüm o nemrutlugumuzu kapsayan sefkatli bakış.



Son ve ancak en önemli kısım ise, iki gün önce, bebek bar’da kızılderili gördüm, beline kadar saclar, yakari’nin amcası aynı, bir süre gözgöze kaldık, yanına gidip,tanısmaya yorgundum yapamadım, bir daha ki sefere.



İyi Tatiller Jes!

Severim, geniş zaman.

Salı, Temmuz 20

en fazla 3 gün

en fazla üç gün kendim kendme soru cevap yazabiliyorum.
sonunda ne şaçma diyip bırakıp kutu yapma kararı ile yanında da sarap içmeye karar veriyorum.

balıkları tanıyalım..escapist, avoid confront..

Pisces sign is emotional and mystical


Pisces are the most mysterious people. You are sensitive, imaginative, artistic, sympathetic and an escapist. You express yourself emotionally and live through your feelings. You are very adaptable and you can change to adapt to any person or situation, you like to get as close as you can to feel an experience to indulge in the same things that the other person likes. You want to see the world through their eyes and you easily get attached to a person or place. You get so attached that when another person feels pain, you feel their pain too. You sympathize with them so much that their hurt is your hurt. This can cause problems because if the other person recuperates, you may dwell and still feel the pain, they might not know this and move along in their life, unappreciative of the support you've given them. This will hurt you, to avoid this, let the person know exactly what is going on or if you are aware of what is going on, you might be able to avoid feeling their pain, support them and when they feel good you can feel good. You won't be able to change they way you are but if are more aware of the reasons why you do the things you do, it will make it easier to cope with these issues in your life.



Pisces sign is sensitive

You are sensitive to your environment and you want to absorb as much as possible. This leaves you emotionally vulnerable and you probably had your feelings hurt many times. Pisces is the sign of self-undoing so if something goes wrong, you feel very sad and are very hard on yourself. If the pressure gets too tough, you run away. Pisces are notorious for avoiding people or a situation instead of confronting it. You avoid facing your fears, escaping is the easiest way out.