Çarşamba, Eylül 29

Buyur Burdan Yak.

Facebook seni çok seviyorum.

Özellikle insanları bana daha iyi tanıttıgın için. kendimi anlamak için buldundugum o mekanda,
gene insan var, bırakmadan bırakmak calısmalarım için bir asram orası beim gibi, tanısık oldukların, bildiklerin, bir zaman bir nedenle bir yerlerde beraber calıstıgın, kimi ararsan var, hayat, gece cıkmak gibi bir sey.

Kendisiyle barışık orda da daha bir tatlı, biliyor cünkü, aslında etrafta kimse yok.

Kendi için yapıyor ve ne yapıyorsa ve arkasında.

Ne zaman ki dertli, kendimden biliyorum, çıkmak mesela facebook’tan, birilerini silmek, ya da fikirlerine kıl olmak gibi hareketler yapılabiliyor.

Duvarı etrafa kapamak modumda, sıkılmıs oluyorum insanlardan ve onların sacma sapan algıları ile yaptıkları yorumlardan. Siz varsanız ben yokum kardes moduna giriyorum.

Sonra, kimse düşünmeden hayatına giriveriyor, seviniyor bir de seni buldu diye; Sen de.
Neden bir tane daha, korku küpü, tek taraflı, saldırıya hazır, sonra üzerine gidince de cirkinleşen bir mahluk hayaımıza girdi diye seviniyoruz?

Gene sacma sapan cıkıslar ile seni zor durumlarda bırakıyor, saflık adı altında sonrasında sen de bakakalıyorsun duruma, paylaşıyorsun cünkü ona acık ve biliyorsun ki, o paylaşmak istediğinde saatlerce karsısında olacaksın, paylaşmadıgı için kendini ketum belleyip bundan prim cıkarıyor kendine de, sonra seni sucluyor, paylaştıkların için. Kendinin paylaşacak bir seyi olmadıgından beni sucladıgını farketmeksizin, yargısız infazlar herkese kolay geliyor, içlerinde kalplerinde sevgi eksiği var.



Onlarda ne yapsın, sürekli sevgi verilmemiş ki onlara. Bundan oluyor belki de..

Her neden oluyorsa olsun, kendilerini ben ima edip sonrasında da, yapma özge onu da kabul et böyle dedikce, hayatımda tuttukca, zamane örneği, facebookta silip geri ekledikce sonrasında onlar seni silebiliyor, hem de en basından paylaş benle dedikleri konuları dinledikleri için.



Sen anlatamıyorsan ve ya anlatamıyorsan benden ne istiyorsun?



Bir yandan cocoukluk arkadasımsın kıymetlisin diyen birileri, ve bana kafama kazıdıkları lafları ve foografları..bir yandan da yapayanlız hayatlarında türk dizilerinde buldukları tat dısında kendilerine bir hayat kuramadan kötü anılarının yasanmıslıklarının filtresinde bana ve kendime biçtiğim degeri sorgulayan beylik lafları.


Dersimiz : İnsan denen yaratık insan doğuyor diye,insan olmuyor. Olamıyor.

Salı, Eylül 28

david potter

facebooktan arkadasım bir nedenle..

When you fall in LOVE with "YOU" you will not find it necessary to look for Love in others..."the pathway to God is paved with broken hearts." good luck on your pathall answers for your life's questions are within...

(David Potter az önce chat yaptık, bir kaç soru sordum, cevap yazdı. stüdyosunda muzik yapıyordu)

gokyuzune bakıyorum

lacivert ve evler siyah duruyor..
ızlemek muthıs


diger bir arkadasımı da gördüm harika fotograflar cekmıs,
ben de birseyler sunmak ıstıyorum
uzun zamandır
ve bunu yapmazsam catlıcam..
yapamadıgım ıcınde catlıyorum
o zaman yapıcam.

sabahın 3unde uyanuıp kendımı uyuttum
5te ikna edemedm kendımı ayaktayım

sıkıntıyla uyanma nedenim onu yanımda gorememek, yasanmıslıgın yasanmamıscasına iletişimizlik ve ona duydugum aşk sansanm da sıkıntımı yatağa geri dönerken baska düşüncelerdeyim. gene o var içinde. yanında var aslında.

sevgiliden sahnesi olsun istemek aslında benim olmadıysa onda olsun isteği mi?
sevgili güzel şey, aynı yukardaki cümledeki gibi oda kendine asık bende kendime asık ve ikimiz ikimizin keşisim kümesine asık olup, birlikte çoğalsak, paylaşsak. kafamızı ruhumuzu kendimizi.
isteğim bu.

hep buydu havanın koyu da olsa aydınlanması kadar ortada.
ıstedim, içimde ve dısımda, bıraktım bu gün bu sabah istemeyi.
29 eylul 2010 sabahı, 6 42 de.

nasıl olsa bir kere istedim.

Pazartesi, Eylül 27

dagınık

evim kadar kafam da dağanık son günlerde
kafam dagınık oldugundan mı evim dağınık.
gecen salıya kadar tam 6 gün oncesi her ikisi de topluydu.

mesela 1

Mesela serisi başlatıyorum..




Mesela 1:



Mesela, eskiden bir süre bulundugum bir yerde, en destek olup, kendisinin de elma verdin sen bana bakısımı deigştirdin, kendime yol acmam da bulmam da cok yardım ettin diyen biri.

Bizim dostlugumuzdan belli ki habersiz diğer kişi, ondaki değişimlerden memnun, bana diyor ki, ya da diye biliyor ki, sen onunla zmana gecir onun hayatı son gunlerde cok degişti, gelişti, sana da destek olsun.. söz konusu kişi de orda havalara bakıyor, mesela o sırada..

Millet elmaları yiyip, kendi elmalarını ( varsa tabii ) paylaşamadan onları da yedikçe, sanırım hazımsızlık çekiyorlar.
Bu durumda ne yapıyoruz MESELA?
Oldu diyip, ben zaten çıkıyordum’a geçiyoruz,

Asabi ve gergin görünmeden. Olmayan bir sahte gülümseme, ne kadar tatlısın, cicim maskesi edinerek..

Çarşamba, Eylül 22

kokun

Bu yazıyı sana yazıyorum.

Sen içimdesin. İçimsin hatta.

Sanırım seni ilk gördüğüm andan beri oraya girmişin, ve durmuşun.

Tanımak değil de hatırlamak gibi, bir duygu hissettiğim.

Seni özlediğimi net hissettiğim bir anda kollarında olmak, çok etkilendiğim
gözlerine bakmak. Gözlerine bakınca sanki bir süre sonra duvar varmış gibi
gelen insanlar vardır, sen onlardan degilsin. Çok derin. Tam benlik. 

24 Haziran gecesi, sana baktıgımda da, şu an ne oluyorsa bana oluyor dediğimde
de gözlerindi, sonrasında dudaklarında hissettiğim ve kafamdaki seslerin durması
öpüşürken, çok sessiz, her yer senin dudaklarndayken, sadece ordayım başka hiçbirsey yok aklımda.

Seni düşünmek ve beklemekte keyifli.
Seni sevdim.

Pazartesi, Eylül 20

Top 5

Çoçuk Hayatımdaki

Küçük insan aslında;

Çoçukluk etme gibi bir laf hakimken, bu pırıl tatlılara demek istemedim, çoçuk.
dilimizde çoçuk ladı pek tatlı kullanılmıyori cok tatlı olsa, kelime. Göndermeleri farklı oluyor, ekseriya.

Bence ruhlar, onlar.
Çoçuk büyük yasamdaki fazları.
Şu an neyseler öyle kalacaklar..





Henry

Charlotte

Leyla

Efe

Can

Pazar, Eylül 19

dört s bir n

Onu niçin sevdiğimi bana söyletmek isterlerse bunu ancak şöyle anlatabilirim sanıyorum : Çünkü o, idi. Ben de bendim.

Bu cümle sabah evden cıkmadan okudugum son cümle idi, yani o günün sabahı düşünüldüğünde son.

Sonra normal günüme başladım.

Bu cümlede kafamda anında sadece sen belirdin.
Erkek olsan aşık olacağımı defalarca söylediğim sen.

Mekanımız ayrılacağıı için de her gün görüşemeyeceğimiz  içinde daha da duygusal oldugumuz şu günlerde, seni tanıdıgım ilk andan beri, çok mutluyum. Ruhlarımızda kendime dahi açıklayamadıgım bir yakınlık var, oldukca farklı dünyaya yansıyan iki tip gibi dursakta nasıl aynıyız, bunu bir tek sen biliyorsun.

Kelimelerin bizde oluşturdugu  anlamlar aynı belki,de. Bazı aynı olmayanları ise, birbirimizi önce silip sonra da iyice belirgin kalın harflerle birbirmizin hayatına yazarken de aynılaştırdık.

Anlaşmak ve uzlaşmanın aynı fikirde olmayı gerektirmediğini anladık beraber, birbirİne kavgada denmeyecek lafları gercek hayatta diyerek birbirmize bağlandık, altında sevgi olan her lafın aslında can yakmadığını, hayat kolaylşatırdıgını gördük.

Her ne diyorsak diyelim gözlerimiz hep;  ikimizinde cok sevdiği o içtenlikle baktı birbirine.

Konuşmadığımız dönemlerde bile, her zaman karşılaştığımızda, herşeye rağmen gözlerden anladık az çok neler oluyor o gün, nelere ağladık nelere güldük, hep kopya verdik birbirimize.

Dışarda isek, şansa ne tesadüf ki, gene konuşmadan aynı meselelere kafa yorduğumuzu anlayıp, çılgınca dans edip, çıkıp gidebildik, aynı mekanda olsak ta diğerlerinin olmadıgı yerlere

Seni, sen oldugun için seviyorum.
Bu sevgi sen kendin olmadığında flulaştı bir kere, sonra eskisinde  de net geri geldi.

Yazabileceklerim daha çok, örneklerim de çok...
Biz az paylaşıp, çoğaldık. .Görünmeyni gördük.

Ne diyim dostum daha, erkek olsam seni seçerdim!

Seni seviyorum süperiz sadeyiz ; Numuneyiz.
Dört S Bir N

Cuma, Eylül 17

düşünce

2 hafta sonra Eylül bitiyor,




Eylül bitmesi haytaımda başka bir bitişinde habercis ve bu beni heyancala kaeısık mutlu ediyor, bilgisizliğimi düşünüp hem ögreneceklerim çin heyecanlı hem de neden bilmedim daha önce okumadım diye düşündüğüm bir sürü kitap oldugunu biliyorum. Sonunun olmadıgını da.



Bu gün varlıgından haberdar olmadıgım Jane Austen mektuplar kitabına rastladım ve aldım. Jessica Abla serim ile ilgili fikrim de yapılmıs dedim, hem de yarattıgı karakterlerde kendimi buldugum 1775 doğumlu Jane Austen’da.

Senaryo Fikrimin yapılmış olan filmini buldugumdaki hissim gibi. Kader!
Değişik coğrafyalarda yaşanmış aynı olaylar olabilir.
Zaten düşününce evet, hemen işte yapıldı diye neden telaşım?



Okumak bilmek önceliğim bunlar olacağına, dedikodu para ve koca olsaymış.
Hırslı, gözü doymayan, zenginlik isteyen bir kadın olarak yüzeyden yüzeyden daha mı rahat ederdim ki?

Çarşamba, Eylül 15

Yaşamın renkleri.

Dün çeneme vurup aynı tekdüze durmadan sıkıcı hep aynı kaldırlar gibi konusurken,

Bu sabah seyrettiğim Roma fotoları çok iyi geldi. Renkli, değişik, kendinle konuşan, yaşanmışlıgı olan, armut olmadığı için her konuda dibine düşmeyen insanlardı sanırım esas konum. Onları sevmem, onlardan oldugumdandır.

İnandığım bir şey bu, benzerlik olmadan beğeni zor. Benzerlik, anlama ve beğeni.
Tersi de, anlamadığından korku, tehdit görme, kıskanma oluyor, o zaman da durum
Zaten kendini belli ediyor ve ortamda elektrik carpmasın diye yalın ayak dolaşılmaması gerekiyor.



Roma'ya hemen yarın gidip, sokaklarını arşınlamak istedim, çeşmelerin altına bilerek girip ıslanmak sonrasında da birşey olamamış gibi yürürken kurumak.



Hayallerimin böyle oldugu; bu sene ilk defa sevdiğim Eylül ayında, 24 Haziran’da başlamış olan bir duygu durumum hat saffa nüksetti, çağarışımlı düşünen beynim

Gördüğü fotograf kareleri, mekanlar bana zamanın olmadıgını, iluzyon oldugunu bir kez daha mesajlıyor. Mesajlamak, doğru Türkçe mi?



Ne ara 16 Eylül oldu? Kapanış, açılış. Tam anlamıyla açılış olsun! Kalp açılış. 16 Eylül 2000 üzerine peki ne ara, 2010 oldu! Temmuz Ağustos geçmiş çok mu?


http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2000/09/17/241289.asp


Yunus’u gördüğüm yıllar kadar görmedim, her anı taze. Eğlendik çünkü.
Emine Teyze’nin de dogum günü, ona her teyze diyisimde attıgı kahkaha< geldi şu an kulaklarıma.


Yaşamın renkleri olan dostlarımdan cok memnunum.  Kalanlardan..Değişerek kalbini de koruyabilenlerden.

Eski dost düşman olmaz elbet ancak bal gibi de herkese karısıp sana anlam ifade etmeyebilir, eski bir dost 10 yıl sonra da anlam ifade ediyor, ve sana mutluluk veriyorsa ve huzur o zaman işte, dostluğun dostluk.


Hüsnü Kuruntu, olmayacağım büyüyünce.

Salı, Eylül 14

bakır'a

beni bu kadar iyi tanıdıgı ve gercek samimi oldugu için..
eşini ayrı seviyorum, kızını ayrı..oglu ile bir iletişim paylaşım henüz olamadı..

huzur verdiler
cok konustum..
iyi ki geldiler..

hani kuzenime küsmüstüm ben?

nerde kaldı beni 3. kırışı oldu bu'lar.
nasıl bir kalp benim kisi.
ne kadar büyük, sevgi dolu, kinsiz, anti hırs.
mesafeli, özgün, orijinal, sert olabilir

komik
muzip

Pazar, Eylül 12

64 81

bugün tuhaf bir gün.
şu an üzgünüm.

son 2 dakika da biel acaba 20 punaı kapar mıyız diye umit edebildiğime de şaşırıyorum, mantıgım hiç zaman öne geçmiyor, geçemiyor.

Hem evet konulu hem us yenememe konulu üzgün yatıyorum.
önümüzdeki hafta süprizlerle dolu olabilir mi?

insan kendi ülkesinde yabanı hisseder mi?
izliyordu merak ediyordu.
bu yağmurlu havada şu an kız arkadası adama senı eskısı gıbı gormek ıstıyrum su an senı boyle gormeye gelmek ıstemıyorum diyor..
bencillik mi zayıflık mı?

adam ise göz kırparak hergün seni bekliyoırum dedi..yanında karısı varken,
karısı göz kırpmaları telefonda diger kişiye söylüyor..


kafamızdan neler geciyor, hep merak ederken bu film benım ıcın kafadan gecenleri kapsadıgı ve gecebilecekleri kavradıgı ıcınde önemli bir konumda..

sanırım halamın birebir hıkayesı olmasa da ben bu fılmi alırdım..

kafamızdan gecenler hayaller, hepsi var.
şimsek evin çini aydınlatmıştı ve camları zangırtarak bir gök gürültüsü evin içine davetsizce girmişti
oy kullanmak isteyen vatandasların camün önunden gecişleri dikkat dagatıyordu 3 adet soldan 2 adet sagdan yürümeye calısan kişiler camnda bakılınca karnaval havası veriyordu. renkli, ve değişik ebatlarda semsiyelere ragmen herkes sırılsıklamdı okula yüyürken, mahalleye hareket geldi,herkes aynı amac ile yandaki okula giderken yagmur da onlara eslik ediyordu.

izlediği filmi düşündü, birebir haattan alınmıstı, nasıl olur ki canım bu kadarı diyemiyordu bile cğnkü ibrebir yasadıgı ibrolayı ızlıyordu..hatta su an birebir yasadıgı olyada kendıne sordugu ve kesın soyle dedıgı konuların cvapları bu fılmı yazan senarıstın hyal gucunde cevaplarını buluyordu.

ne tembelsın sen dedı kendıne..sen denen yazmadın.birebir aynı seyı dusundun..sahıtlerıne soyledın allahtan..
boyle bir calısmaya basladıgını  ve devam ettırmedıgını bılenler var.

bilsinler bu neyi degiştirir ki? oratada iş var mı yok.
Cama baktı, bir gözüyle, cam tamamen su damlacıkları ıle kaplı ve grileşmişti, saydam bir gri, kriztalize, dısarısı artık flue bir sekıld cekılıodu,sankı semsıyeler uzaktı yakın olsalalarda aradakı su damlacıklarından dolayı..

neden bu filmi izliyorum dedi kendine,

Cumartesi, Eylül 11

06

bayram ziyaret, kısa olur
bir gün annemi bir gün babamı her iki günde hayatıma yeni giren eski dostlarla gecirdim.
babaannemin evinde yemekten sonra,

ah su gönül gözünden görmek dedikleri var ya
beraber uyansak
bütün gün sarılsak bana yetmez...

tv yi actım
ve yalın cıktı karsıma..
içiçem mecburen
dün de içtim,
babam elif ben
baannem ve yengem..
baannem buruk, baannemin evi de buruk, 2005 zuhal ölümünden sonra bana bir burulmustu zaten,

ölümle yakın mıyız şu sıralar, bilmiyorum.

yalın beni mutluediyori umutlu sarkılar geliyor, şu an herseyim tamam işim gücüm

iu koc burcları ne katı kafa..bir seyi anlamarı mümkün degil, kaskatı kaskafa...

beraber uyansak
büyün gün sarılsak bana yetmez
o ana dünyaları....

benim bu durumum bitsin artık
cok özledim ya.

ankara da salatadaki kereviz tadı, zeytinyagı tartısması, sonrasında barlarda bir nabız yoklama derken
gene aile sergisi tasında çözülmelerin yasanması, gercekleri konusun ve yasayın dozumun atması ile gece yaslı bitse de su an pırasa yapmanın ve harika bir salata ypıp yemenin tatlı huzuru ile geceye hazırım.

Gecenin planı ise 4 dalda oscar adayı bir film, konusu ise ben halamı yazmaya baslamısken, bu da yapılmıs dedirtti, kaca zaman once aklıma gelen baskasının da aklına gelmiş,
bu adamın herseyi felc sadece sol göuz v hayatl gübü kalmıs..haamdan daha beter bir konumda var demek.

izlemeye gücüm var mı? izlerken anlayacagım bunu..

herseyimi evde yapmak istiyorum, yemek olarak, ne güzel olur.

ışıl'ın efe siyle tanıstım, cok sevdim onun gölzerini ve kırpiklerini, canım tam mis bir yanak.
tatlı sımarık hi. degil, cocouklugunu tam gosteren fazla bir hareketi olmayan, melek gibi bir tip.
Cok sevdim cok, kafa cocouk arkadaslarımın arasına şimdiden girdi bile. Bir tanem Efe'cim.


İnsanların hatlar karısmadan ilerlemesi ne iyi bir his.
herkes becerebilse keske.

Yolda gecenin verdiği alkol karmasından zor gelsem de, bugun gelince uyumak cok hosuma gitti.

macro ve chakra gezim d mutlu etti. Zman derdin olmadan yaşamak ne rahat, aynı rafların arasından 5 kez gecip herseyi görme zamanın vari keyfine vara vara..

Gecnin olayı, direk tvactıgımda yalın karsılasmasıydı..

ne gecityse yazdım beynmden
filme gidicem gidemiyorum,
bakalım nasıl bir tecrube olacak.

iki kardesinin olması ne tatlı..
biri orda biri burda, kardes keyfi katlamalı.

eski fotograflar mutlu gülen iki yüz,
seninle
adım adım fazlalasmak istiyorum seninle güzel insan.
askıma güveniyorum

benden degerli degilsin.. aynıyız eşit..

bir bakmısın ben yokmusum
ısyanımı yola koyup hayatından kaybolmusum..

olmadan
yanyana durmak istiyorum

eylül sana güveniyorum.
tete a tete senle ben..


öperim

Çarşamba, Eylül 8

sen (8 9 ikisıfır10)

Beraber yaşlanmak istiyorum seninle.
bugün sana baktım. göbegine, belinde oturusuna, sıkıntılı haline, dizlerini tutarak kalkısına, içten olmayan gülümsemene, icten olanı da gördüğümden, müşteri gülüşünü anlaybilmek mutlu etti.

Neren agrıyor dediğimde, aşağı çıktım diyişine o
baktım. diyişe bakılmaz gerci, sana o kadar tutuldum ki, demeyeşine de bakmıyorum.

Beraber yaşlanmak istiyorum.
Gördüğüme memnunum, ama öyle ama böyle.
Kahverengi üzeri kahverengi, cok yakısmış, masamızdakileri az bulman da bizim kutu hikayesi gibi, atıcam kutuları atamıyorum, beraber yapalım.

yeni ay da dolunaydan sonra,


mor cicekleri evimdeki sana sms atıcaktım atmadım.
nedeni dünya kuralları.

dost. D o s T . os

Şu konunun altını çizeyim de es geçilmiş gibi olmasın:




Hayatımda çok özel çok nitelikli ve kıymetli insanlar olduğu için kendimi her zaman şanslı saydım.



Birbirinden alakasız, bambaşka artıları ve eksileri olan yeter sayıda çok özel insanlar.



Herkese dostum diyemeyenlerdenim.



Seni dost bilenlerden.



Salı, Eylül 7

BONO ADINI NERDEN ALMIŞ DİYE SORMUŞTUM.

Her sorunun bir cevabı var aslında...

yılmaz özdil yazmış...:)

----

Paul David Hewson.
İrlanda, Dublin doğumlu.



İbrahim’den 8 yaş küçük.

Henüz 14’ündeyken, nota bilmeden, arkadaşlarıyla grup kurdu, alternatif rock söylüyorlardı. Ve, büyüdükleri ortamda herkesin lakabı vardı. Benimki ne olsun diye düşünürken, her gün eli cebinde volta atar gibi arşınladığı O’Connell Caddesi’ndeki dükkânın adını gördü, Bona Wox yazıyordu. Aşırı gürültüden işitme kaybına uğrayanların kullandığı ilacın adıydı... Gürültülü müzik yaptığı için, beğendi. Bona’yı Bono yaptı, Bono Vox O’Connell Street lakabını kullanmaya başladı. Ama pek bi uzundu... Tam vazgeçiyordu ki, bir arkadaşı Bono Wox’un Latincede “güzel ses” anlamına geldiğini hatırlattı. Kararını vermişti. Kısalttı, Bono oldu.

ı am the magnet of miracles.

ı am a magnet of mıracles


ı am a magnet of miracles

ı am a magnet of miracles..





mutsuzum yerine bunu tekrarlıyorum..



fındık lahmacun ve gavırdagı yaınada tulum peynırlı pıde ıstedim.
köşebaşı sen harikasın, öglende dükkan'da yedim, hamburger hem de dişci randevuma ragmen.


gelene kadar yemekler, durmadan

ı am the magnet of mıracles

dicem.

missing.
missing u. so much so much.
evet fazla.

fazla
fazla
azla
az
laaa laaaa....

7 eylül

Gün ışığı mor perdeden içeri süzülürken, havanın bulultu oldugu anlaşılıyordu.
Üşüyordu, hem içi hem de artık pikelik zamanlar geçmişti.
Ne çabuk geçti koskaca yaz, aslında neresi koskaca yazın, sonbahar kadar koskoca
sadece topu topu dört ay.

Pazartesi, Eylül 6

6 eylul

içerleidğim bir gündü, herkese herseye.
bunu tansas alısverişimdeki snickers, magnum, ritter sport gibi aldıgım objelerden anlayabiliriz.
9 liraya organısk yogurt aldım, buna da gerek yoktu. aldıgım hıcbırsey guvenmıyorum ki. yumurtalar cesıt cesıt hangısı daha yenı tavuktan cıkmıs gıbı kırlıyse dıye bakıyorum.
herseyın cesıtlı olmasını sevmıyorum ben..sevdıgım tek cesıt, klasık yeterlı..yorgunum bugun..
insanların ben merkezcı olmalarına, kotu nıyetlı olmalarına uzgunum.
neden
bu yuzyılda bırlıge ınanıyorum herkes bu kadar bencilken.
neden hala severken korkusuz ve umutla sevebılıyorum ve hep ıncınıyorum.
masumuyet budur bence
sevebılmek.
yara bere içinde olsamda şimdi gidip sebzelerle basbasa kalıp, güzel bir corba yapıcam.

u2 ya gitmedim.
bir gece once selection ıcmesem bugun daha ıyı olurmuydum.
beyaz sevmıyorum ben ya. ne zaman ıcsem basım tutuyor.
yada turk sarabı beyaz, cankaya beyaz dısında ıyı gelmıyor.
insanlar yordular beni.
iki kişilik bir dünya istiyorum herzaman ki gibi, arada insanlaral olup aslında herseyı ıkıkısı arasında paylasıp cogaltan olmak.

bugun düşünceliyim
huzunlu ve yanlız hissediyorum, en iyisi mi mutfahta olup, karısımlar yapıyım.
sonra yiyimi hem da ha ekler var, buzlukta magnum..

Pazar, Eylül 5

5 eylul hala hala

hala sapkasız yazında hala..
hala..
yorumsuz..

yatmıstım guya.
tertemız odalardan yerlerden odama gecınce, yatmadan 20 sayfa okumak ıstedıgım tomris uyar gundoku kıtabı ıcın, bilgisatar ısıgına geldım, karanlıkta yolumu bulduguma memnun, gelmişken yazıp kitabı alıp, temiz serin çarsafa dogru yol alıyorum, yatak yarın gidiyor diye bile uzuldum, onca zaöndır burdaydı, niye diye.
dur bakalım gitmez, belki..efe ye sorucam, gönlümü o çok daha iyi bilir..

5 eylul hala

görüntüde hala yatmadıgım için bana aynı gün, hem zaten yıllar once miladi tkvime göre bu gece kadir gecesi oldugunu kim söylemekte..
dert o degil..
dert var mı evet.
karaoke barda bile ki muzisyen eşiliğinde kimse kimseyi ciddiye almıyor..

neyse,
bilmediğim sarkıyı
onlar bilimiyor diye bildiğimi söyleyemdiğim bir gecede, ceza parcası, olarak zühtü olunca pek sevindim ...benim tipimde birinin zühtüye sevinmesi onlara tuhaf geldi, ben sahnedeysekn bana hayranlıkla baklanlar, hayranlıkla bakmadıkları karga sesli hemde arayıp sormasam da unuttum seni sanam parcasına tahammul ettiler.. yalan dünya da gercek arayısı devam.. dünya güzel ..gercek,..aynı ben gibi..devam...
arada sasırsakta, gercekten sasıran kim?
gercek te belki çok.. benim dogrum bu kacısına, benim gercegim bu eklenince, daha da bombok..

görmediğim ve cok sevdiğim dedeme, var olma nedenim o.
yoksa yoktum bence.

öz.
bitti bu gün, 5 to 6 eylül..
bana hala 5 yatmadım üstüne diy aslına 12 dn sonra 6sı..saçmaça..


benim blog a yazmam, zamanında ilk insanın duvara tasa yazması gibi birsey..
neden yazıyorum derken sanırım bu..
sanmak kelimesi sanırım su an dogru anlamında.
kullanıldı.

işin zor diyen kişi, gel de tut elimden...

mike oldfield ve vileda pratik pas pas.

temizlik temizlik temizlik, gitar gitar gitar, pas pas pas pas..

heryere ait bir bez atadım. bundan sonra o renk bez o objenın olacak..herkes herkese alısacak ve bu sekilde huzur saglanacak, ve kirlerde bu ekip ruhundna nasibini alıp ayagını denk alarak daha az yaklasak bize ve içimiz daha az sıkıcak, ayagımıza daha az yapısıp gozumuze daha az batacak..daha az da nedenk yahu, batmayacak. ev temiz kalp temiz niyetler temiz.

Temizlik iyi bir yaklaşım.

hele ki böylesi, ne derde, bu burdaymış, vay be ne zaman almıstım taa ben bunu ve ne de cok severdim, severdim, lafının eşliğinde, severdim de, neden aynı catı altında 5 yıldır o orda ben burdayım? bu bir cd ise mesela, neden tozlu, neden dinlememişim, ki ne cok severdim.

mike oldfield, guitars!
1 ve 3. parça, muse ve cochise.

temizlik devam, karsıma neler cıkıcak bakalım benim olan da uzağımda kalmış istemeden de olsa!

Aynen;  soft rock cd'si olsugu gibi,
don't you cry tonight!
I still love you baby!
sevdiğim bircok parcadan olusan CD'leri albümlerden daha cok tercih ediyorum, ruhuma uygun.

Temizliğe, devam.

Banyonun aynasının yanındaki anlam veremediğim böceklerden tarafından agackakan misali delinmiş ancak estetik, nedeni rutubet desem, bilmiyorum. Orada aklıma Yeliz geldi. Facebook'tan baktım, stockholm e tasınmış .  Mail ile ona düşündüklerimi anlatıcam, bir zaman aksamdan sabaha kaldıgı bir yerde evi nasıl düzenlediği ve temizlediğni anımdasım, bir de en sevdiğim taksime giden dolmabahcenın onundeki agaclı yolda yagmur varken dıreksıyon hakımıyetını nasıl kaybdıp ıkızın dur bırsey yok su rafa yap yelız cıglıklarımız arsaında normal yola donusumuz aklıma geldi..

özledim, banyomdaki aynanın ahsabını yıyen bocekler bana yeliz i fısıldadı.

temizliğe devam....

yatak odasının yerleri gercekten bu yerler benim yatak odama mı ait, dedirtti.
Yerler temzilendikce aklıma o odada adlarını burda takma olarak verecegim, atom karınca ve daglar kızı reyhanı getirdi.
atom karıncayı tanıdıkca ofiste herkesın gozunde bır yerı olan hayran olunan bırıyken ben ona hayatının cehennemını verdım sanrım..
kendınde gormedıgı gormedıgı yanları amacım bu olamsa gostererek ıcındekı tum mayınları patlattım hem de kendım basarak bende yara alarak dolandım onun ıcındekı mayın tarlasında..
daglar kızı reyhanla ile direk dalga boyundan yakaladık birbimizi, heo güzel gitti, sandık.
aslında gitmedi, nedensiz uzak durduk arada sonra bana kabul mesajları geldi beni cok meutlu eden.
bende ne gördüğünü ne kanul ettiği ile iglili.
tek fark kabul etmedıklerı degıl kabul ettıklerı uzerine konustu.

hayat cıdden güzel böyle bakınca, her ikisi de özel dostluklar ve kendinle ugrasırsan bir dönem, etrafında da bu kişilri bulman dogal, kendi ile ugrasma konusunda bir faz once ve arkada olanlar ıle karsılasmalar.

yatak odası bana bunları temızlettı ve yenı bir yatak almanın vaktnı bazamdaki yenıkoy ancak yenıkoy sıkıldıgım anların asınısını hatırlattı, saracık odalarda o yatagı tasırken cektıgın agrıyı ve yuvarlak bır bosluga kare bır cısmı sokmaya calısmanın verdıgı zorlukları...kolay mı 2000 de girdim o eve, 2005 te ayrıldım.
hayatımın en onemlı kararları ve ınıs cıkısları orda basladı aslında..

baza 1997 doğumlu.
uzerindeki yatak ise 2000 dogumlu..
yarın ınsaallah sıfırlıyoruz kendilerini..

6 eylul 2010 dogmlu bir yatagımız olacak..
sıra,

mutfak ve ordan baglantılı yaratma odası ve ordan da baglantılı, efe den sonra meydana gelen ısımsız bır oda..
oda bır mesaj vermıyor bana, nedense, şimdi temizlik sonrası bakalım ne diyecek?

temizlik devam...

araya bir kahve, badem, kayısı ve nick cave aldım..And I don't believe in the existence of angels


Parcanın en sevdiğim kısmı, yıllarıdr..ezberimde olsa, degil,kopyaladım, yaıstırdım.

But looking at you I wonder if that's true

But if I did I would summon them together

And ask them to watch over you

To each burn a candle for you

To make bright and clear your path

And to walk, like Christ, in grace and love

And guide you into my arms



.ne zaman düşünsem seni yaprak gibi titriyorken kalbim,
camdan gozuken yapraklar, tam su an parca ile dans ediyorlar, cok eglenceli
tum bunları yasarken yazmak ise cok daha keyifli ve zevkli.

efes darkın vaktı gelmiş, hem de kahvenin yanında..
pek güzel yakıstılar...

tatların tadı, teomanın insanlık halleri parca 9unun girişi ile cok uyumlu, zıplayarak zıplamak
istiyorum..
zıııpppp
ihtimalsiz bir hayal yok ki dünya da...
dillerimi dokundurmak denizin yzueyine...

ve en son lavaboyu delice ovalarken artık kır yokken bıle kenarda kalmıs tat tar seklındekı yerı tırnaklarıma cıkarıp tertemiz yaptıgımda sahika tekant geldi aklıma, bize kendi ile ilgili  anılardan bahsederken bir temızlık anısından bahsetmişti,
birinci dönem bitti v ikinci dönem 13 ünden baslamak üzere, gidesim yok, gidesim var da heyecanım yok. bu iş heyecansız olmaz, bu iş degil hiç bir iş heyecansız olmaz, asistanları ile calısmak istemiyorum, onunla calısmak ondan ogrenme ıstıyorum, kendince tecrubesi olan ondan duydukları ıleten bır kısı istemiyorum, en basta ısterken ıstemiyorum, sanırım ona hayranlık ve saygı gelıstıremedım ıcın.. o kadar cok insan küstürdü ki, beni kesmedi, egitimi.
birsey de katmadı bana, bazı konularda sanırım aynalıgım dedim o kadar,

mutfak ve ordan ordan odalar direk beni, dedemle aynı isim kişiye bagladı, buzdoabının enerjınden olsa gerek, aksam refik.
dedemle aynı isim kişiye, en son bana ugradıgında, nasıl sarılıp kapıda öpmustum..
ılk ugradıgında da nasıl sarılıp opememıstım cekınıp, gidip geldiğinde nasıl sarılıp öpmustu tam ben konusurken, ordaki konusma ne yapacagımı bilmememi kapatma konusmasıydı, fazla olan oydu işte..

ona verdıgım kupa da ozge yazıyordu, benım fincanımı ona vermiştim, o bir mesajdı belki de, acaba fazlaydı yorumunun ardında baska bir kız mı yatıyor, ve adı özge..kurmak tursu dışında faydalı, degil..kapat netbooku, veya bırak kalemi kağıdı dogru yemege..
hersey olması gerekitği gibi.

isterim olur.

sonra da temız bir uyku, temız ve serin carsaflarda..

süper bir gündü..
tesekkürler kendim..

Cumartesi, Eylül 4

4 eylul

tuhaf rüyalar eşliğinde yanık kokusu alıyorum hissi ile uyandım.
son yasadıgım olayda bana soylenenler,
fazlaydı lafının altında baska seyler benım eski sevgilim senın cvocukluk arkadasın var mı? mesela bunu düşündüm.
tam kelime anlamıyla fazla ise, beunun bana ıletılmesı ıcın, karsılasmanın beklenılmesı yerıne
direk acıp soylenmesı durumu sankı saha yakısıklı olmaz mıydı?
fazla olan
kac zaman sonra olan yakınlaşmadan sonra yasana senı merak etmler ve duyguların farkında olmak mıydı?
belkı de sana fazlayım..
sende azsın
gozumle gordugum senın en guzel yanların goremedıgım bazı yıkıcı uzucu yanları flulastırdı..

uykumu alamadıgım gunler bırbırne baglanıyor
yorgunluk artıyor ona baglı da halsız ve hasta oluyorum
doktora bulasmak canım cekmıyor ancak ıyılesmem ıcın senden bırsey gormek ve hıssetmek ıstıyorum.
konusmak olsun bunun adı..
hatta konuların acıklandıgı degıl..jherseyın en basta oldugu seklıyle gelıstıgı..

olacak mutlaka oldurucaz gunlerınden dırek baslamak.

diger bır konu ıse
halamın yurudugunu konustugunu gordum ruyamda
sadece normalınden hızlı ve serıydı hersey yaptıgı..
o gunlerı anlaıyordu bıze..babannem benım telefonu saklamıs,
senden gelen mesejalrı almıyım veya sana bırsey yazmıyım dıye
halama ragmen sevıncıme ve saskınlıgıma senden haber almak ıcın delıce telfon aradıgım sahneler var,
yumusatıcının arkasına gızlemıs sekılde bulyorum..bu da yatmadan once yımamya basladıgım camasırlardan sanırım..
yatmanadan once mumkunce spora gıdıp sauna sonrası yatıcam..beynımı temızlemek ve rahtca uyumak ıcın..
bılıncaltım dun gecen hıc rahatnvermedın eksık olma..
tesekkur ederım...
ay yengec burcunda olacak o kadar..
gonulden ıstıyorum.

sımdı okula kosma zamanı..
serın bır 4 eylul gını.
eve dondugumde ruhum kac kıla, kafam kac kazan olacak bakalım?

sevgiler.
iyi günler.

kırıldıklarım var hala, devam..
yanlızlık korkusu olan turustler nasılsın napıyorsun dye mesaj da attı bır de,i bende tatıldeyım ve bana mesaj atmanı ıstemıyorum yazdım..5 satır toplam ozur yazdı sonrasında..
ne zayıfsıznız siz yahu..kızlar sizde oylesiniz.

aksam oldu, eve geldim..
content kelimesin turkcesiyim su an.
meslegimi icra ettim.
ıstedigim bir ortamda calıstım..dusundum kafa yordum, konustum yaptım tesekkuredildim, tesekkur ettim.
eski bir tanıdıgı gordum.
betty club partisinde  belime sarıldıgı ıcın kızdıgımdan sonra kısa bır ılıskı yasayıp cok konuyorum ve heyecanlıyım dıye benı terk eden
sonrasında evlenmek uzere oldugu bır donem tekrar karsılastıgımız
bakıstıgımız ıltıfatlasıp sonrasında herkesın kendı hayatına cekıldıgı bır donemden sonra
masa basında onun projesını dınledım, bır hafta once takmıs oldugu alyansı eslıgınde..

sonrasında ıkı bınayı da gezdık..
hep bırlıkte.

buyulendım..
osmanlı tarıhıne de
osmanlı mımarısının kendıne has sadelıgıne de..
mermer bır dokunun altından cıkan ahsapın tazelıgıne ve dogallıgına
server odasının manzarısına ve tarıhın tam ıcınde ıstanbul un tam ıstanbul oldugu yerde olmaktan gurur duydum ve sanslı hıssettım..ellerımı ıkı yana acıp gercekten mutlu oldugumu hıssettıgım bır anı yasadım.
dıngın huzurlu ve kendım basardım hıssı.
zihin acıklıgı ıc rahatlıgı ve akıl ıslemesi.

sonrasında 2011 ıcın hazırlıklar yazmalar ve okumalar yaptım..
okurken ve yazarken secıncten anlayamadıgım oldu.
durumu kabul edemedım henuz..
cok memnunum.

kabul ediyorum su an oldu..
metroda tomrıs uyar benı yanlzı bırkamadı
nasıl benzıyoruz
yazıları nasıl ıyı gelıyor
kendımı taze bır ask acısı ıcındeyken yanlız hıssetmek bor yana dursun
oldukca ıyı ve umut dolu hıssedıyorum.

ev gelınce zamnasız yaptıgım mıgrıs alısverısını yerlestırdım..o sırada deep freezeı temızledım..
en son elekırk kesıntısınde ıcınde tekrardan donan peynırlerın bıraktıgı ızlerı uzerlerıne kaynr su dokerek
cıkarttım
ikinci cekmesinde olan paylamıs efes dark artıklarını da aynı sekılde cıkarttım..
bugunun faydalı diger bir işide 2234 adet olan
gmail maillerimi arsıvldim..gonlum acıldı..
yarında erken kalkıp evi temizleyeceğim..
aşram usulu her bir kosesonı kendim silip tertemız bır hale getireceğim..
sonrasıda da kitaplarımın keyfine varacağım..
yarına temızlık yapacagım beleri yıkıyorum su an...buzlukta efes darkımın sogumasını beklerken..
temız bezle temızlık..

geldi mi bana cok fena bir titizlik geliyor,
silinmedik, yerinden oynamadık tek biryer bırakmıcam bu evde.

kendi,me yazı işlerim ve ofis işlerim için ıkı calısma masası ayarlıyacagım..
osmanla beraber yakmayı planladıgım karton kutuları yapmaya nıyetlıyım..bir sekilde yapıcam o kutuları...
yardım ıster mısın dıyısınden 2 ay gecti..su an hayatımda yok..isriyorum olsun.

olacak..oldurucaz. lafının onun ıcınden cıkıp bana degmensını tekrar cok ıstıyorum...
st antuan da mumumuz da var.

gerisi anlam kazanması ıcın bosluk bırkakmakta..
az kaldı. 8 eyluk günü arıcam onu..
hiçbirsey demek için.

bayramını kutlamayı düşünüyorum.
elini öpücem.

4 eylul
süprizliydin.

cok memnunum.

Cuma, Eylül 3

2 eylül'ün özeti.

neden?
fazlaydı.

hersey bu kadar basit.

öncesi nedendi?
??

3 eylül ün özeti

Duyduk duymadık demeyin, peynir ekmek yemeyin, sarap üzüm herzaman tavsiye edilir.


Elma yanı sarapta uygundur. evde hiçbirsey yok ise sadece muz, yogurt ve sarımsak limon demirbasınız olsun.

Evimde misafir için oda hiç olmadı.

Herkes gelsin otursun sonra da gitsin istedim hep.

Sansa biri gelir de onun kalmasını ister onunda kalası gelirse evin sartı her ne ise kalsın istedim.

Hayatım boyunca kapasitesinin üzerinde bir seyler görmeyi istedim insanlardan.

Grupbum olmadı olamadı, hep sıkıldım.

Ben bukadarım diyene kadar da onları hiç anlamadım.

Su an burdan onlardan özür diliyorum.



Kendim için üzgünüm.

Klişe bir dünyada bu aklımla ve duygusallıgıma var olmaya calsımakta cok zorlanıyorum.

Anlamıyorsun demekten, anlamıcamı duymaktan usandım.

Konusmuyorum.

Yazıcam sadece.



Bana bunları diyenler, yoruyorsun derken, kendileri salya sümük ne zaman isterlerse sonsuz onlara acılan beynim kalbim onları için düşünene ruhum nerden kaynaklı pek düşünmüyorlar, neden?

Çünkü o an iyiler ve mutlular.





Tamam, peki canım
Evet
O kadar tatlısın ki ve iyisin ki.
Hep böyle kal, değişme!

Kan bagına hiç inanmadım, secerek sevmek, paylaştıkca saymak hep ilkem oldu, onu sevdim. Nedensiz kan bagından dolayı sevmem gerekenleri, bana sevmemek için neden verdikçe sevmemeye basladım..Yüzlerine de söyledim. Hiçbiri de nesen bunu dedi diye düşünmedi, hep bende buldu yanlısı..

Bulsun.
Anlıyorum, bu gidişle cevrem iyice daralacak, olsun varsın.

Yazar nerden yazar?

Yazar etrafında onu anlamayan kişilerle cevrili oldugunda yazar. Yüzeyde yüzemiyorsa yazar,

Çarşamba, Eylül 1

Kanallar

İnsan aslında neyin ona uygun oldugunu bilir de uygun olmaya işlere kalkısarak kendini mi korkumaya calısır ya da kendinden kacmaya, üzerine üşümemek için alınan yorganda yetmeyince alınan battaniye gibi kaplar kendini sıkı sıkıya..












Sonrasında bu yükün altında olmaktan kurtulmanın yollarını, kendine yeni kacıs tünelleri kanalları acarak saglamaya calısır.





















Kimi zaman bu bir kişi olur , yazılan yazılar olur, gidilen yerler olur, hep kendiyle gitse de kendiyle hiç konusmaz ve dinlemez kendini. Heveslidir baskalarının hikayelerinde kaybolmya ki, anımsamasın hiç kendini.





















Uzak olsun, yok olsun böylece yükleri diye düşünür.