Pazartesi, Kasım 30

Genel düşünür ancak detaylı yaşarız.

Not: Ilustrasyon, yazı okunduktan sonra esinlenip çizilmiştir:) Tesekkür..


Leyla'dan eve geldim, öğlen ışığında hayran oldugum banyomda duş aldım.
öğlen güneşi ışığında banyo bana hayalimdeki evin banyosundayım hissi veriyor.
Bu evim hayalimdeki eve cok yakın zaten. Ülkesi semti manzarasına biraz eklemeler var..ama olsun...Bir iki hayvan bir erkek ve İki küçük erkek eklenecek... siparişi verildi..

Telefon çaldı, Baktım özge.
Canım cigerim cocukluk arkadasım filozof özge.
Karsıya geciyorum işim biterse erken seni gelip seni görücem uygun mu dedi.
Direk..
En sevdigim gercek bu..Gercek ki o kadar..
Yıl olmusken konusmayalı sanki az önce benden çıkmış ta dönüşte de ugrayacak gibi..

Ölü evinden mektuplar'ı okumaya başldım.Sayfa ona geldiğimde farkettim ki, hiçbirsey anlamamışım. Hep okuyup hem aklımda baska düşünceler geciyor ve düşünceler coğaldıkca okumamda hızlanıyor..cünkü kovaladıgım aklımdaki düşünceler okudugum sayfalardaki kelimeler degil.

.hemen atmosferi degiştirmek ve beynimi düzeltmek için geldim minik'in basına yazmaya koyuldum..Dogru bir iş yaptım. Minik oldugu için yavaşlamama da neden oldu.Tuşlar beni huzurlu ediyor. Bu huzur agzımdan çıkan ve ekranda görünen kelimelere de yansıyor. Kelimeler..Sizi çok seviyorum.

An'da kal özücüm..
An'da...


Dedim telefon actım.. Araya bir1998-2002 ve 2002-2005 ve 2008- 2009 aldık. Telefonu kapadım.
Aralıksız 2 saat agladım..
Aglarkende, düşünürken veya ask yasarken oldugu gibi zaman çok hızlı geçiyor.
Özge'den gelen gercek budur hissi ile, diger bir gercegimi aradım.
Zamanda yolculuk yaptık.
Midem bulandı.Gözlerim sulandı. Ne çok yargıç var kalbimizde dilimizde..
2002 den beri aslında mutsuz oldugumu kabul ettim. İkili ilişkilerde baz yaptıgım gercegime yakınlarla tökezle bırak ilişkilerimde neden çok üzüldüğümü ve oldurmaya çalışıgımı anladım. Ona .pk benzerle buldum kendimi..onla düzelmesini istediğim veya onda düzgün gitmeyenin yeni gelenlerde potansiyelini görünce bağlandım..aşığım dedim....Tuhaf ancak bu geldi aklıma. Olabilir mi?


Konuşmalarımızın özünde, saygı duymamak, ön yargılı olmak, beni anlamadınlar, orda huzurlu gecen 3yıl.. burda gecen sorgulama yılları..
huzur dibindeyken benle olmaya calısan o kafaya sormazlar mı, o zaman neden dibindeki huzurda kalmadın..beni de huzurdan aldın cıkardın..işte yasarken birileri birilerine birseyler yapıyor..kimse de ona gidip birsey sormuyor, o da pıtırcık misali, eller yanda bazende asagı yukarı sallanırken, yasayıp gidiyor, ta ki bugn gibi bir gün gelip, telefonda laf lafı acana kadar..

Hiçbirsey gözüktüğü gibi değil..Unuttugumuz aştıgımız seyler o kadar az ki.
Film gini bakmaya başlar, içinde rol almaz isek, aşayiş berkemal..

Tanrım sana şükürler olsun..
Canım yansa da gördüklerim beni mutlu etti. Kelimeler acıtır canımızı neyin üstüne yazdı Teoman acaba? Benim şu an hissettigimi çok iyi karşılıyor.
Ağzımdan çıkana o kadar çok önem vericem ki artık.

Az konusup çok okucam ve düşündüğüm kadar da yazıcam.

Küstüm..
Yalansın dünya.

Yazıya öylesine basladım ve yarım gün içinde be duygular uyandı yahu...Tam bitince bir baktım başlık yazdıklarımla ne anlamlı gitmiş..Dürttü birileri attım o başlığı ...

Hersey olması gerektigi belki de..

Derler ki bir yerden sonra acımaz daha fazla..
yolunda tek başıma ilerliyorum.

Internet note book.


Netbook erkanı çok mu küçük..Şu an Macbook'tan sesleniyorum dünyaya..
Aklıma şu geldi..Genelde beyaz ile bej arasında kafam karısıyor ve ya siyah ve beyaz arasında..

macbook mu netbook mu?
alakasız iki sey aslında.
nasıl olurda ya onu ya onu da begenirsin..

Demek ki bir süre sonra mac'te alıcam.
Bu sürede de netbook benim digital agendam olacak..Tuşlarını seviyorum.
Sadece ekran çok küçük oldugu için sanki başım tutuyor ve midem bulanıyor hissi geliyor.
Ancak dün üst komşu çok terbiyesiz oldugu için da kan beynime hızlıca hücüm eti. Tüm sıkıntımın nedenini netbook sanmış olabilirim. Üzerine de Osman'ın düğün CD'sini izleyince
aile görüntüleri, dıştan, yönetmen gözüyle bakmak, alt metin okumak derken beynim iyice karıncalaştı ve gözlerim agrıdı ve bunların üzerine hızla içilen Efes dark ve branda efes dark'tan daha dark bir hale geldim. I am darker than a Efes Dark..
Aşkın 500 günü filmi ve onu takiben benimle evlenir misin? filmi ..
Hepsi tipk filmler ve klişlerden çok uzak evet ya benim hayata bakısım da bu..Hayallerlerle dolu bir gerceklik dedigim ve modumu alıp deiştiren evet budur..sevdim diyecegim filmlerdi.Total'de zorladılar ve yordular..Bazen tam sen gbi düşünen ve bakan kişiler ve filmlerde heyecan verdigi için yorabiliyor mı? Bence evet?

Sence?

Çarşamba, Kasım 25

Elvis Presley..Elma...Gitar ve Eiffel!!




http://fizy.com/s/1agxmw

Bir yarım gün sabahına uynadım hem de erkenden!
Neptün'le..
Astroloji
gökyüzü enerjiler ile ilgili hisseder ancak adlarını koyamazken 1996 da İngiltere'de Londra'dan bir yerlere gecip durmadan Neptune heykeli fotograflamıstım..Bir seyley cekti beni..
Sonra Geçenlerde buzdolabına astım
Fotograflara rastlayınca..Bakaıp kaldım fotoya..sanki Büyük büyük babam neptünmüşcesine..
İçime gelen yönlenmeden okuyunca anladım ki
aileden Neptune'e..

Keyiflendim

En sevdiğim parcayı açtım..
Avaz avaz eşlik ediyorum.
Wonder of you!!

The reason why you love me as you do!!!!!
That is the wonder wonder of you!!!

Soylerken yazmak piyanoda beste yapmak hissi mi hızlıca tuşlara basarak
ilham gelmiş ve beynini ruhunu serbest bırakıp duygularından süzülüp tuşlara akarak..

Kıssadan hisse:
Sizi ceken heykelleri kişileri
yiyecekleri ve mekanları bir kurcalasanıza...

Pazartesi, Kasım 23

A Ş K


Bugün 23 Kasım, içimden aşk ile ilgili yazmak geldi, nedendir?
Aşk hissi vermiş kişilerin dogum günlerinin frekasına tutulmamdan olabilir.
20-25 kasım arası doğumlar bende elektriklenmelere neden oluyor.

Nedir aşk?
Tutuldugunda başına gelenler:

Başka bir insana bağlı bir ruh hali.
zihni ve bedeb biraz sıra dışı bir durumda.
Mantık yok oluyor.
Sadece sevdiğin kişiye yönelmek
Sürekli o insanı düşünmek
Algı ve yargı gücünün yok olması

Uyku ve peşinden iştah kaçması
Arzuladığın kişinin seni tüketmesi
Ona bedensel olarak yakın olma ihtiyacı


Ben asık mı oluyorum yahu, sorusunu kendine sordurtan yada asıgım derken için rahat rahat itiraf etmene neden olan sepmtomler bende böyle oluyor.

Karsıklık alınca ise hafileme hissi, sonsuz bir mutluluk, sattlerce yüzmüş ve rahatlamıssın gibi bir hisle cevrilmen.
Dertlerin gözüne dert görünmemesi, zamanın ucması, gecici körlük, iki kişik dünya hayalleri ve sadece dünyada o var ve dünya ne güzel hissi.

Kimyasal olarak ta, şu sıralar çok merak sardığım dopamin üretimi de artıyor, bu da tipik bir sarhoşluğa benzeyen bir mutluluk hissine neden oluyor. İçmeden kafayı bulmak, sarılınca delirmek mutluluktan, hayranlıkla karısık bir paralize olma durumu..

Tamamen aşık olduğun kişiye odaklı olman saplantılı hareketlerle eş deger aslında.
Nevrotik davranışlarla kardeş aşıkken sergilenen duygular.
Aşık olduklarında, sonsuz bir coşkuyla delice şeyler yapanlar ne demek istediğimi hemen kapacaklardır!

Kendime not: 2010 ‘da ilk hedef akıllı aşklar, mümkün.

Sevdiklerime duyrulur!

Perşembe, Kasım 19

Gönül işleri

Teknik ve Yazar
Nasıl ki doğa zihnimize sızmaya çalışan madde ise, sanat da madde halinde kendini dışa vuran zihin demektir. Dolayısıyla en kaba, en sığ, en kaba tezahürlerinde bile sanat hem duyulara hem de ruha seslenir. (...) Sanat meselelerinde tercih yapmak bir görevdir; şu var ki, insan bir kez tercih yapınca artık adil olamaz. Bütün sanat akımlarına eşit davranmak, onları aynı derecede ve tarafsızca beğenmek ancak bir müzayede yöneticisinin başarabileceği bir iştir. Temas halinde olduğumuz her sanat formu, temasımız süresince bize egemen olur ve diğer formları dışlamamıza, reddetmemize yol açar. (...) Teknik gerçek anlamıyla kişiliktir. Sanatçı işte bu nedenle tekniği öğrencisine öğretemez ve öğrenci tekniği öğrenemez; yine bu nedenle ancak eleştirmen anlayabilir tekniği. Büyük şair için müziği yaratmanın tek bir yolu vardır, kendininki. Büyük ressam için tek resim yapma tarzı sözkonusudur: kendi tarzı.Oscar Wilde, Sanatçı: Eleştirmen, Yalancı, Katil


Hayatı seviyorum. Karşıma aramadıgım mesajları çıkarmaktan hiç cekinmiyor.
“Ben gene ne dedim de bu duruma geldik ? ” düşünceleri ile Gürsel bey’in blogunu okurken daha önce dikkat etmediğim Oscar Wilde’in bir yazısına rastladım. Ne güzel
ifade, kendi inandıklarımdan çok sey gördüğüm için yakın hissettim. Kendimi geliştirmek ve içimden gelen sesleri dinleyerek yöneldigim kurs ve workshoplar’da
aldıgım tek not kendime bu. Tüm anlatılan ve ögrentilenleri filtreden gecirip, kendimizde doğallaştırmak.

Pazar, Kasım 15

hafta sahane gececek..


pazar aksamı..inanılmaz bir enerji var..hafta ve haftasonu iyi gececek hissindeyim..
tatlı degerli insaların dogumlerı olabilir..sanatsal faaliyetlerde bulunulabilir..sahne alınabilir..
islerde yoluna girme
verimli olma beraber yaratma ve uygun gruplasmalar olabilir..sevdigimizden telefon gelebilecegi gibikafamızda altta dizilmiş
sorunlardan 2 sinin uzeri cizilebilir..babamız yeni bir düzene gecebilir ve halamız daha okunaklı yazabilir..

iyi haftalar...
Posted by Picasa

Cumartesi, Kasım 14

ortama yayılanlar..


Bir insanın ses tonu da enerjini düşürebilir mi? Sadece ortamdaki varlığı?

Kendisine ait bir i. dünyası ve ugrasları olmayan kişiler ortamda gezinince etrafına yoruculuk sinyalleri veriyo olabilirler..

Sessizlik ve bossluk ne kadr fazla ise bu kişilerin negatiflikleri de iyice sarabilir ortamı ve

oldukca bas agrıtıcı olabilirler..

Senin o günün yarım günü için belli bir fikrin varsa onu gercekleştirme planların ortada telefonla konusan bir kişi yüzünden direk baska yone gidebilir..

Bu noktada müsterek hayatı paylasımı cok sevsem de

aslında ben tek basına yasamayı geri kalan zamanlarda da istegime gore yasam alanlarımı

paylaşmak taraftarıyım..ve ya aynı ben gibi kendi kafasında baska dünyası olan bir kişi ile paylaşım içinde olabilirim evi..


Ortama positif yayan..Huzer yayan..Ses tonu dinlendirici ve rahatlatıcı olan bir cisimle..Olabilir.


Perşembe, Kasım 12

http://www.cheeseandburger.com/

inanılmaz..beni bile hamburger sever yapabiliR!

Çarşamba, Kasım 11

hayat nedir.?








an'dır..


o anın etrafında olan kimi zaman sıkan kimi zaman sevindiren olaylar bütünüdür...




ömrümün o gecesi hayalimden gitmesin..




der ve olaylar silsilesinde yasarsın..
o gece olmasa yedi ceddin olmaz dı
belki..


hatıra der takılırsın..


bitirmessin..
bitirirsin ...

takılmaz film gibi izlersin..


bitirirsin.. yeni an ve sonrasında kacınılmaz olan yasananın an olmasına bakakalırsın...




dersin hayalimde kalsın


hayalimden gitmesin!!!
yasanacak birşey her zaman kalsa da
hayaline döner gene de bir bakarsın!

danseden erkek!


seni nasıl belinden tutacagını bilmek..cekip cevirmek belindeki kavrayısla güven hissi vermek
dondürüp kendine cekisindeki
hızın içindeki sertlikte gizli yumusaklık
kimsenin kimsenin ayagına basmaması..
kaldı ki bu cift duserse
dans ederken mazallah.. erkek macta faul olmus gibi kenarda sedyeye yan göz atmamalı..

vals hele sıkı ama ozgur bırakan!

mısket hele kızlı erkekli..

tam rol dagılımı hayatta

sahnedeki erkeklei seviyorum..

rolunu alan ve dogal bir sekilde yansıtan..


gelişir bu yazı da heyecanım bir gitsin..

ana fikir duygu budur...

hayat ve dans



yazmaz isem deliricem anları...





her zaman..


bu anlar mutluluktan asktan sorgulamadan..sasırmadan oluyor..


yazı tutkumdan kopamam kendimi forma ve formata sokmak için egitilmeye baslamamdan bulmam.


sanırım yasadıgım onca farklı ınsna ılıskısı tecrubesı de yazıyım diye..bunun farkına bir cok olayda varıyorum ve olayların olmasına sevınmemem ve beslenmem neden oluyor..benı uzun ınsan kalitesizligi deneyimlere de mutlu bakıp kabullenmeme neden oluyor..neden yazacak konu veıyor bana biraz formatlayınca da senaryo oluyor..


her sizler gelin sasırıtın beni..üzün sevindirin..costurun..aglatın..güldürün ki ben yasayım..




az once aman tanrım bu dane dedigim bir olay..taze..




dustan cıktım suyu kapymıs olmama ragmen..acaip bir su akıyorum sesi..aynadan sohbene ilisti gozum uzerinden sular akıyor..kafamdan koskoca bir makarna teneseri ve cok kaynayınca tasması canladı..bu canlnama uzerine


suyu kessem en iyisi diyip..ana vanayı kapatıp sonrasında da salteri indirdi.. o bir süre daha aktı zavallım ve durdu..ve sessizlik..


Cok eglendim.Beklemedegim ve sogukkanlılıkla hemen hallettigim bir olay günüme renk kattı ve iyi ki ben evdeyken oldu ve müdahahle edebildim..




Yazasım bundan geldi..


Her olay her detay o kadr kendi içinde ve ozel ki..tekrarlanamaz hem de..


bakmasını bilene..hayatta yasanacak cok sey..




bugün hava cok güneşli


cizmelerimi giyiyim ben hisli olaylar bütünüdür hayat..






Salı, Kasım 10

hoşuma gitti.

yerli yerinde gelen mesajlar cok motive edici.
persembe buna niyetliyim insallah.
heyecanlı ve niyetliyim. Benim için olan bana gelsin..


Your horoscope for November 10, 2009
The subtle tension in the air might be just the thing you need to make you more aware of subconscious issues that are affecting your daily behavior, ozge. You will find that there is a great deal that needs to be unloaded from your chest. The more honest you can be about the pain people have caused you, the more loving thoughts and words will be able to flow in the future

Cumartesi, Kasım 7

not.

Güzel bir ilişki sen tüm kabak yemegini bitirdin diye bitmez ise
kurutma makinasının nakliyesi yüzünden de herkes birbirine bu kadar girmez.

Cuma, Kasım 6

persona..



dün akşamın akısında sessizlik isteğim üzereine önerilen , duyup da izlemediğim film..akşam planım..


ayrıca dünküsohbetten kesit, rüyanda beni gör niyet et yat diyip, öyle bir temadan dizi ve ya film olabilir mi? iki kız bunu oyun olarak baslatıyor ancak, rüyalarında görmeye başlıyorlar, birbirlerinin geleceklerini!!


Neden olmasın?




Bir hemşire, konuşmayı reddeden, herhangibir psikolojik rahatsızlığı olmamasına rağmen çevresiyle iletişimi tamamen kesmiş bir aktristin bakımını üstleniyor. İkisi bir yazlıkta birlikte zaman geçirirken, birinin sessizliği nedeniyle açılan kışkırtıcı ve korkutucu kişilik çukuruna diğerinin (hemşirenin) karakteri düşüyor ve kendini en ince detayları ile açık etmeye başlıyor. Ve bir süre sonra hemşirenin kendi karakteri yok olup tamamen aktristin karakteri içinde eriyerek şekil değiştiriyor. (bibi andersson ve liv ullman'ın oyunculukları mükemmel) Sessizliğin gücü, karakter olmak, oynamak, kişilik ve kadın kimliği (John Berger'in Görme Biçimleri'ndeki tezini hatırlamakta fayda var: özellikle kadınların kendilerinden beklenen kimlik ve içlerindeki gerçek kimlik arasındaki bölünmüşlükleri) üzerine bir başyapıt. 1966 yılından sonraki sinemayı en çok etkilemiş ve hatta onu bizzat yaratmış olan filmlerden biri Persona.

Özüme..


Hep ikili, küçük, cosy, içten gerçek işlerden hoşlandım. İkili danslardan..
Tete a tete!’ Head to head!
Bir zamanlar gurubumuz varken ve gezerken bile, bendim bireyselim..siz gidin ben gelirim..Saatili iş yapamıyorum diyen. Aradın aramadın sohbetlerinden sıkılan ve anında ortamdan giden. Ortama canı istediği anda gelen ve ya gelmeyen...Başka bir yere giderken, başka bir yere gitmeye karar veren. Sanırım hala öyleyim.
Zamana takmış kafa yapım, ve ya aslında benim yaptıgım iyi degil daha plnalı olamyım ben bari diyişim..Grup arayısım filan ne komikmiş.

Kendini hatırlamak.
Boş bulunup eziyet ettiğin canın kendinle yeniden barısmak..Hayata küstüm der çoğu insan, saçma. Kendinsin küstüğün..Barıştığım için çok mutluyuz.
Sabahın 6 sında işte o zaman uyanıyorsun! Sabah hos geliyor gözüne, camdan kafan raht bakıp sadece kedi çimen simitci ve kapıcı görüyorsun.

İşe giderken dönüp evine baktıgında store’ların aslında içeri göstermediğini farkediyorsun.

Hayatıma flashback bakarsak;

Evden sıkılıp ayrılmamda, kendim olmak içindi.
Dibine kadar kendimim, bu kimsenin olmaya cesaret edemediği bir sey oldugu için, doğallıkla etrafında bir insan azlıgına neden oluyor, azalan insan oranında çoğalan kediler, köperkler, bebekler, çoçuklar,oluyor. Masumlar ve kompleksizler çünkü..Kendileri gibiler, doğalarındalar. Kediyken kendini jaguar filan sanmıyor. Olmak dahi istemiyor.

İyi olan bir özelliğin, hayatı yaşarken karşına bir engel olarak çıkması da felsefik yanımı iyice kamçılıyor..
Sorularım artıyor.

Dün bir anda, aslında bu an bir sürecin sonu, düşündüm ki? Ne saçma,
Ben böyleyim ve beni seven arkamdan gelsin.
Hep geldi. Gene gelir, nedir derdin? Zamana neden taktın. Aşık oldun nedne dagaldın? Alışmaya çalıştıgın , bünyene aldıgın tüm yeni bilgilere neden sabırsızsın..
Salla.

Bana törpülen diyenler, anlamadan etiketleyenler, baştan son ile ilgil fikir yürütenler, işine gelmeyenler, kendi olamayanlar, dügmelerine basılınca sevinmeyip alınan, bozulan, esnek olmayıp gelişmek istemeyenler, kendine duvar örenler, önüne perde cekenler, kendine benzeyene sıgınıp orada yalan dünyada alısverişte bulunanlar,
Benim törpülenmiş hallerim zaten yaşıyor, etraf kendini bastırmış insan dolu.
Enerjini anlamayıp, kullanamayıp depresyona girenlerle dolu,

Böyle öz halimle anlayanlarda var, çok mu? Az.
işte onlarla ; Kalabalık benim dünyam..

Shhsst özümü anlayanlar, siz iyi ki varsınız.
Gerçeksiniz!

Perşembe, Kasım 5

Hız


Kendim için bile çok hızlıyım!
Yazı yazarken anlıyorum bunu. Beynim elime hızlı. Konusurken de kafamdan gecenelr ve sırası agzıma dudagıma hızlı..

Metabolizmanın hızı herşeyinize yansır, önce onu yavaşlat diye bir donu var mıdır, tıp'da.

Tıp demek, hastanelerdeki "sus"yapan hemşire ile aynı mıdır?

Sağlık , tıp. sus, sessiz..



Kendim gibi hızlı hayat paylaşımcıları lazım. Beyni hızlı, Internet gibi linkleyen beyinler. Internettir benim sevdiğim iş deme bundadı, 3 yıl önce.


Ben kadar deli.
Aslında normal demek bu, kendini yaşayan..

Ben kadar ben biri ki anlasın. Yanlış anlamasın. Anlasın.

An'lasın, benle. Anladıgımız anları birleştirip şahane bir an yapalım..

Koca olsun,aile iyidir. Sevgili kalsın, baba olsun, aşık gibi flirt etsin, heycanı azaltmadan, güven versin..Sağlam olsun..bir gelip bir gitmesin, bir sevip bir vazgeçmesin..

Hayallerin peşinde olurken, gerçeklerden kopmasın, ben kopup bulutlara yöneldiğim de tutsun beni, alsın yanına..Gerekirse beraber uçalım, savaşalım, sevişelim..

Hadi gelsin...


Freud ve ben.

Bekleme ıdasındayız..Nerenin bekleme odası tam bilmiyorum..Beklyene bir grup insan oldugu için bana bekleme odası hissi veriyor..Bekleyenler bizim aile ve Uygar'lar..Tunga'nın oturtugu koltuk benim yesil kadife koltuk..Ozledigimi dusunuyorum o tarz koltugu...Uygar'la sohbet ediyoruz
havadan sudan..Kulagına filan bakıyorum..Uzaktaki yakın hissi geliyor ..Onu hatırlıyorum.
Telefon çalıyor
Zuhal arıyor...Aglıyor..
Hülya'ya geldim. Ben bu durumda duşünmüyordum diyor. Babaannem alıyor telfonu
biraz teselli edip bana veriyor telefonu. Zuhal ben cennete gidicem ben cennete gidicem
beniiiiii de götürün
fıkrasını anlatıyo. bu fıkranın en onemlı ozellıgı beniiiii kısmında zuhal'ın oldukca basarılı keman sesi yapabilmesi..bunun uzerine her ikimizde kopuyoruz ve aglarken gülmeye geciyoruz.
Sonra merak edip
Annemle hastaneye gidiyoruz, halam bizi gorunce konusmaya başlıyor.
Eski sesinden daha farklı bir tonlama ve sen tonunda..Ayaga kalkıp..Icten bir kucaklama ıcın yanımıza dogruldugunda ben ..uyanıyorum ve saat sabahın besi...

Sevgili Freud

Nasıl bir ruya bu? Zuhal yasamıyor. Hsalam konusmuyor. Uygar hayatımda da yok..Ulke de de..Annem burda degil Ankara'da..
Ne içsem iyi gelir. Rahatlasın şu bilincaltım.
Su içsem?
Gorduklerimden kimbilir ne neyin sembolu..alt metni?

Güzel bir gun olsun!

Çarşamba, Kasım 4

9 - 4- 5- 7


82 yaşındaki Betûl Mardin'den Nalân Apa'ya 40 yaş öğütleri1. Her sabah spor yapacaksın. Günaşırı filan değil evladım. Her sabah.2. Hep çalışacaksın. Üreteceksin. Beynin meşgul olacak, hep koşturman gereken işler olacak.3. Günceli takip edeceksin. Haber izle, dergi, kitap, gazete oku. Gündemi yakala. Her konuda kendini “update” et. Yeni çıkan kitapları da bil, yeni açılan lokantaları da, bu sene moda olan renkleri de.4. Evlilik ise şart değil, kafanı takma. Gerekli de değil. Hatta şöyle söyleyeyim: One problem less! (Bir problem eksik!)5. Çocuk meselesine gelince... Ha işte, burada akan sular duruyor. Yapabiliyorsan yap. Birini bu kadar çok sevmek, onun sorumluluğunu taşımak sadece onu değil, seni de mutlu eder. Doğurmayacaksan, evlat edin. O zaman da senin çocuğun değişen bir şey yok. Evlat edinmeyeceksen de, manevi çocuğun olsun, birini okut, geleceğini şekillendirmesine yardımcı ol.6. Günde bir kere et ye. Mutlaka her öğün sebze ve meyve ye. Kusura bakma, ben tatlı severim. Tatlıdan uzak dur diyemeyeceğim!7. Ölümden sonra yaşamak istiyorsan, günlük tut. O küçük notlar, hem kendi hayatının tanıklığı, hem de yarına kalan bir bilgi kaynağı. Mesele benim babam, hiç üşünmeden 60 sene boyunca her gün Ece Ajanda'sına o gün olanları yazmış. Hâlâ açıp okuyorum ve çok faydalanıyorum.8. Olumlu olacaksın.9. Bazı şeyleri kabul edeceksin: Bütün kadınların seni sevmesine imkân yok! Demek ki bazı kadınlara dikkat edeceksin.10. Erkeklere gelince, aynı anda birkaçını sevmeyeceksin. Ama onların böyle bir yeteneği olduğunu bileceksin!!!

Kırmızı ve mor olabilmek..


Çağatay Dener, Ahmet Öre, Cansel Danışman, yay, yay ve boğa.. İçimde varlar..
Yani burç haritamda, burç haritanda çoğunlukla olan yıldızları düşününce aslında senin için sağlam cıkan arkadasların, nedenini anlarsın. Patronların ve tanıdgın ve hayatına aldıgın herkesinde.

Anladıkca huzuru tam oluyor insanın.
İletişim gerçekten kurdukça. Gönlünü açtıkca.

Bende yasadıgım konuları kapama ve noktalama hissi var.
Uzlaşamadıgında bile, bu böyle.
İki tarafta, ben şunu bundan, bunu da şundan yaptım. Olumlu ve ya olumsuz bir sonucta anlaşmak ve yola devam etmek. Kapanmayan bir daire içine sızdırır. Duygu alısverişleri olan paylaşımlarda da bu çok önemli. Daireleri kapatmak. Yeni tecrübeler ve başlangıclar için de bereketli bir ortam sağlar.

Salı, Kasım 3

sen elmayı seviyorsun diye elma seni sevmek zorunda mı?

yazma budamadır..
olgunlasma budamadır
buyume budamadır..

buda burdan gelmemitir tabi..
coku az etmek..
oz etmek onemli.

az la daa olmak..

senaryo ise kime ne diyecegini kime ne cekmek için esin vermek istedigin sanattır.
tam işim
gercek hayatımı yasarken de kime ne demesi gerektigini soyluyorum.
nasıl yasayalım konusunda da bilgi vermek konusunda iyiyim..
herkes kendi senaryosunu yazdıgı ıcın de bazen filmler baslıyor
devam etmiyor ve ya film kopuyor..

To be CONT.

Pazartesi, Kasım 2

dolunay,amerikan hastanesi acil ve hayalgücüm

Ben

her dolunay gerilmekle kalmam,
baska dertlerim yokmus gibi hayati daha cok sorgularım.

Hayal güçümün kontrolünü de kaybederim.

Sevdiğim kişiye cok yüklenirim ve o susar. Gider..
Git demişimdir ya
Ya beni anlamamıstır..
anlıyım derken ona o fırsatı vermemişimdir.
Bunlar hep hayal gücümün kontrolünden kaynaklı olur!!

Canım yanıyorsa hele ki
deniz anası zehrni bırakmıs gibi agrım varsa bir de ..
İşim daha kolay..

Gemileri yakar
İpleri koparır..

Kitaplara dalarım..
Kendimden baskasının hikayelerine dogru..

Saglık gidince hersey gidiyor..

Pazar, Kasım 1

sabah erken kalkmak..

Erkenden uyanıp
biraz okuyup
evde dolanıp
sonra tekrar uyuyup ve ise gitmek kadar güzel bir güne baslayıs yok..


Gün coktan basladı ve sanki ikinci kezz de kesitirp esas gune baslama hıssı kafadan bir motivasyon saglıyor..

6-8 arası verimliliği..Kafan baska calısıyor.
Zaman daha yavas geciyor..

Ya gece ya da sabah erken..
Sokaklarda bu sekilde daha guzel..Daha kendi gibi..