Çarşamba, Mart 25

dedemin lafları..

kafeslemek, bu sokağa çirkinler girmesin...nedense bugün dedem aklımda, görmeğim için onu hiç, neden aklımda bilmiyorum..ruhen bağlı olabiliriz...halam ona şu günlerde bizden daha yakın olabilir..değişim zamanındayım.nisan 2009 benim için önemli..nasıl gecti 3 ay, zor ve yorucu..her anını yasadım hissettim..bu anlar bazen gözlerimden saatlerce yaş getirdi, ağlattı, unutturdu..bazen bu anlar sorgulatmadan çalıştırdı, ancak bu anlar hep düşündürttü..neden diye, şükürler olsun demenin, tek duanın şükürler olsun olması gerektiğini hep hatırlattı..gercekten özlemenin aslında görme imkanının kalmadıgında ortaya çıktıgını ögretti..
basıma gelenleri basıma getirenlerin basına gelenleri gösterdi...bildiğim tüm gercekleri bana yasattı ve ögrenmemi sağladı, kısacası..üniversitede dediğim ve tarih dersini geçmeme, hocanın gözüne girmemi sağlayan yaşayarak ögrenmek lafımı hatırlattı..Yaşayarak öğrenmek, marquez gibi oldu, anlatmak için yaşamak..

Perşembe, Mart 5

Pratik zeka

Herkes kendi kadar hızlı kendi kadar zeki kendi kadar pratik kendi kadar kendi kişilerle iş yapmalı aşk yapmalı çoçuk yapmalı..

Sen hızlı yürüken yanında hızlı yürüyen biri olmalı

İş yaparken aynı hızda düşünen, aynı yol yordamı bilen, bilmese bile en azından acıklıkla ve gideceği yön konusunda dürüstce acıklamalar yapmalı.

İş ister orkestra olsun ister ofis işi olsun ancak bu şekilde olursa huzurlu basarılı, minimum stresella devam eder...

Pazar, Mart 1

Zeka-saflık-entrika..

Zeki ve parlak birinin entrikaya ihtiyacı olmadığından saf tarafı iyice saf kalıyor. O yüzden de en ufak insan çalımında çuvallayabiliyor.

Demiş Sezen Aksu, Uzay için..O kadar çaresizleşiyor ki o zekayla, o zaman bir dış göze ihtiyacı oluyor bu insanın.....


 

Bu satırlar beni benden aldı tam anlamıyla..Benim de çoğu zaman bir dış göze ihtiyacım var.

İnsanın çoğunluklada kadınların ve ya karı kılıklı erkeklerin, basit entrikalara başvurarak kendini aciz göstermesi ne saçma..

Zayıflıklaki güçü çözmüş bu tiplerin dünyalarının ben ve benim gibilerden uzak durmasını diliyorum..Aksi takdirde

Üçüncü göz yanımızda yoksa, canımız acıyor.


 

Duygusal davranmış, davranan, ve davranacak olan biriyim, bu duygusallığımın faturasını da en ağır şekliyle gerektiği her zaman ödedim.

Her fatura ödemesi sonrasında duygusal hatamın neticesinde kendime işkence yapıyorum. Duygularımı diğer insanlardan daha derin yaşamam

Herşeyin sebebi. Onları tanıdıgım sezdiğim hızla, onları da kendim sanıp, beni tanıyıp sezmelerini beklemem.. Hatta, bunu sanmam.


 

Değer verdiğim insanlara beni tanıma şansı ve zamanı tanımalıyım.


 

Zaman kavramım uzaysal olsa da, karşındakinin kolundaki saate göreyse, haftanın yedi gününe göreyse, senin çoşkun karşında

şaşırıp kalması, koşup kaçması onun normali.


 

Kendimi seviyorum, çünkü;

at least " I know my own misery!"


 


 

Benim için “O” yaşadığım kadarı ile..

Neşeli bir çingene, hevesli bir öğrenci, coşkulu bir sporcu, ve muhteşem bir çocuk ..Kendini kötü hissettiğide ise bu enerjiler yüksek gerilime neden olabilir.

Hayatı bir serüven gibi yaşar..

Onun yuvası doğadır, denizdir.

Burnunun duruşu ve yürürken yaydığı enerji ise, "Küçük dağları ben yarattım, büyükler babamdan miras kaldı" modudur. Tanımayan veya ben gibi, "blink" tadında sezmeyen onu çok ukala sanabilir.

İnsanı çok eğlendirir. Kahkahası tesellidir, çok iyi gelir, özeldir. Abarma huyu vardır. Sınırlarımız yok, kimse umrumda değil testleri vardır.

Ağzını açtığında ortalığın bir anda karıştırabilecek bir potansiyeli vardır, bunun adı kimine göre patavatsızlık olur ona göre, bana kim yaklaşıp kim yaklaşamayacağını bilsindir.

Ona ulaşmak, onunla olmak risk almaktır, Tanrının Zeus katı misali, kolaya kaçıp tepesine paraşütle inmeye kalkarsanız, mazaalah allah çarpar, görüşme grafiğiniz düz çizgi yapar..Dediğim gibi ona bir dağcı edasıyla risk alıp tırmanız gerekir..sabırla, zamanla ve sevgiyle..Aslında içinde şehvet ve aşk olan sevgiyle..

Keşiflerin adamıdır.

İçe patlamalı yaşar. Tepki verdiği anahtar kelimeler vardır, bulana ne mutlu...


 


 


 


 

.

Şubat’ı atlattık, allahtan..

Halamı özledim.

Dünyada ölümden başkası yalan.

60 yıl yaşadı, 40 yıl evli kaldı, 2 çoçugu, bir torunu, kardeşi, annesi var, yaşayacaklarını yaşadı, yaklaşımı ne anlamsız!

Her olay her ikişi her yaşam kendi içinde düşünülmeli. Karşılaştırılmadan..

Yaşayacakaları var..

Ölüm bize şu sıralar çok yakın, dile getirmesekte, iyiyi düşünmeye çalışssak ta satır aralarında geçen hep şu; Çok kötü, Ne olacak? Ne yaparız? Nasıl olur? Neden?

Faydası yok geç kalınmış figanın, dünyada ölümden başkası yalan...

Ne güzel parça bu parça ..

Tek gerçek ölümse, üzüldüğümüz onca olay, insansı tavırlardan aldıgımız yaralar neden?

Yaraya bakmak neden?

Bugün durmadan akıyor yaşlar gözlerimden..

İçimden Şubat ayı geçti, Mart geldi, artık birşey olmaz diyorum.

Yaşlar neden?

Günü film gibi izliyorum, ruhum şu an bu odada değil.

Hiç bir ayrılık güzel değildir, hiçbir ölüm zamanlı değildir.

Herkes yaşasa kimse ölmese..

Tuhaf bir his, yaşlar dökülülüyor kendi kendine..

Akacak kan damarda durmaz misali..

Kahve yapıcam, türk kahvesi, kahvelerin en keyiflisini halamla içtim, ben.

İyi ki de içmişim keyifle, her fırsatta.


 


 

z