Perşembe, Aralık 31

Yeni mesajım! Öre'den..



Canım benim,



Yıllar hızla akıp geçiyor.



Geçtiğimiz cumartesi, 10 Aralık 1992’de yani 20. Yaş günümde daktilo ile yazdığım bir sayfayı buldum. 20. Yaşımı kutlarken sanki yaşanması gereken her şeyi yaşamışım gibi bir hayat muhasebesi yapmışım. Oysa üzerinden 18 yıl geçti şimdi… Artık yaşanması gereken her şeyi yaşamışım gibi hissetmiyorum kesinlikle. Daha çok gün var göreceğimiz, daha çok yer var gezeceğimiz, daha çok şey var tadacağımız.

2010 da güzel bir yıl olsun, unutulmaz olsun.



Sağlık, mutluluk, aşk, para fiks ama en çok “Ağız tadı” mühim, o hep olsun



Mutlu yıllar

Salı, Aralık 29

dolunay ve halam..




ben aya bakıyorum hala sen de bakıyor musun?

1816'da Baltimore kentindeki eski bir tapınağın duvarı.


Gürültü ve patırtının ortasında sükûnetle dolaş;

Sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma.

Başka türlü davranmak, açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış.

Ama kimseye teslim olma.

Telaşsız ve açık seçik konuş.

Başkalarına da kulak ver.

Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları;

Çünkü dünyada herkesin bir hikâyesi vardır.

Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış.

Ne kadar küçük olursa olsun, işinle ilgilen.

Hayattaki dayanağın odur.

Olduğun gibi görün.

Sevmediğin zaman sever gibi yapma.

Aşka burun kıvırma sakın;

O çöl ortasındaki çimenliktir.

Yılların geçmesine öfkelenme,

Gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe.

Ara sıra isyana yönelecek gibi olsan bile hatırla ki, kâinatı yargılamak imkânsızdır.

Onun için kavgalarını sürdürürken bile kendi kendinle barış içinde ol.

Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen dünya yine de güzeldir.

2009 Neden iyi geçti?



2009'un notu: 3.14

Tüm ailemin desteğini hissettiğim ve her yıla nazaran onlarla daha çok zaman geçirdiğim bir yıl oldugu için...



Çıkmadık candan ümit kesilmez atasözünün ne kadar doğru olduğunu anladığım bir yaşam hikayesine tanık oldum.

Oluyorum.



Zamanın, sabrın ve isteğin insanı yasattıgını gözlerinden anladığım halam’la artık iletişim kurabiliğim için iyi geçti.





İç sesimi çok yogun dinlediğim anlardaki duygu yogunluklarımdan ve kendimi daha iyi tanıma neden oldugu için iyi geçti, kendime daha da yakınlaştım, sevdim kabul ettim.



Süprizin iyisi kötüsü olmaz, -süpriz işte, kucağına düştü yaşa-olaylarının bol olduğu, zeka parlatıcı karşılaşmalar tanışmalar, çekişmeler yaşadığım için kalbim bol bol

hopladı.



Aşık oldum, 2009’da.



Kontrol sende değil bunu kabul et ve öğren cümlesini bana defalarca dedirten bir yıl olduğu için beni öldürmedi süründürdü, sürüngenleştiğimi hissederken dikilebildiğim için, güçlendim, ve iyi geçti.



Hayatıma spor girdi, koştum esnedim, yürüdüm, mutlu oldum, iyi geçti.





Hayata gelmesinde fikir ve istek olarak öneml irol oyanadıgım canım kardeşim ikizlerin erkeği kardeşimle, evleri umulmadık bir anda umulmadık bir şekilde ayırdık, kendi tek yaşamıma geri döndüm.



Etrafımdaki insanların kendi gibi olanlarına yenileri eklerken, bazılarını çıkarabilmenin

Karar veriyorum ben işte, hissini yaşadım.



Basit bir şükür politikası ile bile hayatımı siyahtan beyaza cevirebildiğimi gördüm.

Pazartesi, Aralık 28

Haftasonundan notlar..


Cumartesi:
Workshop’ın son günü. Ezel Akay’ın kurdug cümleler, seçtiği kelimeler ve aktardığı hafiflikle, olumluya geçtim,mutlu oldum.
Julie and Julia filmindeki küçük bir dağ oluşmuş sogan dograma sahnesi ile aklım
Şubat 2009’da attıgım adıma gitti, ve gerçekleştirmeye karar verdim. Murathan Mungan okurken, beyaz sarabım cok daha lezzetliydi, kafamın içindeki mutlu düşüncelerden,söylemediklerimi anlayan ve birşekilde bilen arkadasımı kucaklamak için onun doğumgününe gittim, rastladıgım olmamıs insan örneklerine rağmen, Michael Jackson çalan Lucca’da eğlenebildim.

Pazar:

Tatlı bir Pazar sabahı, kalplerini sevdiğim dostlarıma kahbe yaptım sakızlı..
Telim kapalı kopup kendime dünyama yerleşmek üzereyken çalan kapı sevindirdi, ve dışarı çıktım.
Nedir bu tesadüfler, cafe passion en ugrak yerimiz değil ki.
TGF, zaman geriye gitti resmen, 8 yıl kadar..4’te sordugum sorunun
Cevabınnı 9 sularında aldım.
Gün içinde gözlerin karşılaşması ile dalgalanan duygularım, yatarken durulmuş
Ve huzurlu bir uykuya bırakmıstı beni.

Perşembe, Aralık 24

my mood today..24 Aralık.





Göğüs kafesinin üzerine oturan hipopotam figuru.

Kafes ne aşağı gidebiliyor ne yukarı. Sadece minik açılarla hareket edebiliyor. Bir taraftan da baskı sebebiyle karnın kelebeğe doymuş gibi ve iki kulağının altındaki o çok hassas bölge yanıyor.

Salı, Aralık 22

genel


http://shine.yahoo.com/channel/health/4-reasons-you-are-quot-fake-hungry-quot-555792/

Bir arkadaşımdan duydum, Kate Moss zayıflıktan daha lezzetli bir şey olamaz demiş.
Zayıf kategorisinde olmasan da, hala, 36 beden olmanın keyfini yasıyorum, bir arkadasımın annesi de, şükretmen gerek bir şey de “ne yesen yaramıyor” demişti,
Aynı arkadasımın kocası, sadece tipten kazanıyorsun demişti.. Etkime giren bir erkek cocugumuz ki yasıda küçük sayılmaz, ingincsin,sana cok saglam bir adam lazım ben eksik hissediyorum dedi mesela..
Geçenlerde bir iş arkadaşım, tuhafsın dedi. Ne positif ne negatif : Bunu sen kaldırabilirsin diye paylaştım ve kaldırmana da sevindim dedi, herkeste bir sey uyandırıyorum, bir düşünce bir duygu bir merak..
Peki neden yanlızım?
Tuhaf enteresan eksantirik, egzotik, bunlar hep bana takılan etiketler.
İçinden geleni yapan sıradan bir kişiyim ben, kendimce..
İnsanların bana taktıgı etiketlerden dolayı hayatımın zorlaşmasını istemiyorum.


“Yeni fikirler, rahat ortamlarda doğmazlar” – Roger Von Oech
“Dünyada hiç birşey, sebatın yerini tutamaz” – Calvin Coolidge

Robert Kiyosaki


“Servetin ölçüsü, siz ya da ev halkınızdan birileri fiziksel olarak çalışmak zorunda kalmadan, yaşam standardınızı kaç gün sürdürebileceğinizdir”. Örneğin, aylık harcamalarınız 1000 dolar ise ve 3000 dolarlık tasarrufunuz varsa, servetiniz yaklaşık 3 ay ya da 90 günlüktür. Servetin ölçüsü para birimi değil, zamandır.”

Pazartesi, Aralık 21

cem yılmaz sen süper adamsın ya...


bundan sonra zamanı durduran hareketler yok..
hersey yalandı demek...
saçını nasıl benzeteceksin salak..

bir kere....makina yok..yalancı..
uzay köylüsü..
o kadar da geriye göndermemiş gerizekalı..
they put me in a time machine...who are you ya..
hiç bir fantastik filmde olmayan olaylar benim basımda
ben bu devirde değilim..

senlik birsey degil o..ver onu bana..

dik bir tavır
herhangi bir özel bire tavır yok

sizlerle baska sartlarda karsılasmayı cok isterdim..ama olmadı..bye bye..

vay tipe bak tipe tipe...

yok mu gelişkin canlı kardesim...

doktor bu yükü kaldıramam ben..
seni cok iyi anlıyorum jurassic..

ben baska zaman diliminden geliyorum...

ne gidicem ya...ver ısık hızını da gidiyim...

ben bu devrin adamı degilim abi..beni alma..bunu al..

kırık değil ama kırık olsa duramam..
fakirdik ama mutluyduk..

yeniliğe kapalıyım..icata karsıyım..

en sevmedigim sey..

saçmalama..
hayat o kadar anlamsız olamaz..

toplumdan kacarak bir kabuk olusturmus..zirvedeki yanlızlık gibi birsey yaşıyor..


stratosfere kadar tas mi döşicem ..kargabaş...

ne biçim toplumsunuz lan...
baskıcı toplumda o kadar gülüyor işte..


imkansız ask yoktur..
sevdigimle aramda bir milyon yıl var...

cok güzel kız..kışlık..

Herseyi kaydettik bir kere...


Kişiler nefes, hipnoz , ve diger enerji çözümleyen seasnlarla geçmişlerine çoçukların gidiyorlar ya, ben durup duruken yasarken pat bir sey oluyor, aklıma, bir çoçukluk sahnesi geliyor.
Annem ben ve büyük annanem, iffet anane, bizim aşağı ev diye adlandırdıgımız tüm ailenin içinde oturdugu, evin salonu, michale jackson eslişinde dans ediyoruz, sonraki parca flash dance...Sonra ben yerde oturuyorum, ayakklarım bagdas annem sen yoga yap diyor ilerde,
Çok bilinen birsey olmasa da, kac zaman geciyor ve yapmaya hatta, hocası mı olsam a kadar gidiyorum fakat, ge cim parası kazanma önceliğimle, öyle bir vakit ayırmıyorum..
Kendimizi serbest bırakmak, ne kadar zor tanrım, şu an baska birsey daha hatıluyorum, ilk oyunculuk kursuna baslarken, tiyatrocu olmak istiyorum isteğimin aynı sıra aslında kendimden baskası ne kadar olabilirim ve gecek hayatta kendime zarar vermemk için ne kısımlarda oyun yapabilirim, bu ögrenilir mi diyeydi.
Serbest bırakamadığım düşünceler ve kaslarım var, bugün heryerim agrıyarak uyandım, belli ki uykuda da pelte olamayıp, bayagı bir mücadele etmişim..
Sonra, büyük ankara oteli’nin havuzuna giderken, Rezzan arkadasımın Volvo’su bugünkü araba zevkimin gelişmesine mi neden?
Bazen böyle durduk yere çoçukluk anılarıma giderken, gecen haftalarda yogun olarak, 2002 de resmi sona acılı bir sekilde ulaşan ilişkimle ilgili, sanki arada zaman yokmuscasına bir geri dönüş yasıyorum. Sanki dün ayrıldım,
Sanki birisi hayatımın o günlerini, hislerle birlikte geldi bana enjekte etti. Hersey taze ve aklımda, beyinde sanki bazı bölümler ve bir anda öne cıkıyor, etkin hale geliyor, hersey aslında beynimizde, hiçbirseyi unutmuyoruz ki. Son günlerde eski kişiyle yaptıgımız tüm konusmalarda geçmişi silmek, anıları yoketmek şakaları yaparken, basıma gelen resmen bu, eski kayıtlar gün yüzüne çıktı. Tazelendi hafızam ve zaman mevhumum kayboldu. Sanki hersey dün olmuş gibi.
2009 Ocak ayı’da dün gibi.
Sezgiler, telepati, insanların ne hissettiğini bilmek, dün halam bir ara kendimi kaybediyorum gibi bir sey yazdı? Ne demekti o mesela? Onun şu an zihninde neler taze, hangi kayıtlar silindi, neler oluyor çok merak ediyorum. Onun yanından ayrılınca, dinginlik geliyor, bazen uykum geliyor, bazen enrji geliyor, uykum kacıyor, saatlerce ağlama hissi geliyor..
Zihin. Sen bizimle dost ol..

2009 yılından kaçarken..



Deriz ya aslında kaçmamak lazım, kaçan kovalanır, kaçarsan gelir seni bulur. Sevmediğin ot yanında biter misali.

Hadi o zaman diyelim ki, kaçmıyoruz ancak, bitsin istediğimiz bir yıl .Benim ve yakın çevremin. Hastalıklar, ölümler, taşınmalar, iş değişiklikleri, niyetsiz hayatımıza giren eski sevgililer, vefasız yeni sevgili adayları, dedikoducu küçük kızlar,halden anlamayan ordinaryüs ruh doktorları, kendi içinde gruplaşma çalışmaları yapma eğilimli kuzenler, kendilerine öz eleştiri yapmadan benden yorulan kesim, sınıfta kalınan kurslar derken, yorgunum. Sadece sauna’da mutlu hissettiğim bir yıl oldu. Bölünmüş bir kalp ve ruh seklinde dolandım etrafta.

Planlanmadan ve aslında hiç olmayacak dedigim onca olayın arka arkaya dizildiği bir yıl oldu 2009. Artık her an hersey olabilir modunda, sadece yasadıgım an’a şükrederek, ve olacak olan zaten olacak, düşünme, akarsu ol; ak diyorum kendime ve kendime yakın buldugum tüm dostlara.

Kin tutmadan sonunda insanları kategorilere alıyorum beynimde, merkezdeyim ve birinci cember ikinci cember seklinde dairesel hareketlerde uzaklasıyor insanlar benden. İnsansa zaten direk birinci cember.

2009’u tanımadıgım insanlarla hint yemekleri yiyip, meditasyon yaparak uğurlayacağım, üzerimde oluşturduğu yorgunlugu sıyırıp atmak için, buna ihtiyacım var.


Tüm yıla bakınca, not olarak, “2” veriyorum.

2010, çift sayı olasanda seni şimdiden sevdim.

Pazar, Aralık 20

20 Aralık 2009


bugün ilginç bir gündü.
efe'de kaldım.
Sabah baannnem Pazar sabahı değilmişcesine beni erken uyandırdı..
ısıgı yaktı
camı actı
üstümü actı..

kalk enerji dolu eve de hayat getir gibi bir istekte bulundu.
Uyandım ancak kahvaltıda bir keyfim kactı..
salonda keyif yapıyım derken halama gitmemiz gerekti ve hızla cıktık..

halamda sohbet güzeldi.
uykum geldi sonra devam edicem...

halam
pazar
vapur
ev yolu
bizim sokak
v esalon

bunları farklı gözlemledim
fazal hıssettim ve kokladım bugun..

Cumartesi, Aralık 19

vefa mı reva mı hava mı?




Allah zihin acıklıgı versin.
Benden uzak
Kime istersen yakın ol
Bir daha ki evlenme teklifini de kabul edecek aklı basında birine et.
Tek dilegim bu..

Salı, Aralık 15

Inspiring inspires me!




İkinci bir teşekkür de Ahmet Coka'ya..
2010 London konulu..

Hayatımda iki Ahmet var:
İkisi de, çok kendi,soyadları ilginç.
Ahmet parantezinde Öre ve Coka.

Öre'ye birşey anlatırım, iki satır yazar anında,
Coka'ya birşey okur anında çizer, ve kendinden de katar ve ayrıca benden de birçok sey olur içinde!

Ne şahane,

Çok mutluyum. Sevindim.

Ummadığımız anda karşılaştığımız küçük detaylar ve bir kez yapılıp tekrarı olmayan, hersey çok özel, ve hayatı hayat kılan bir yaklaşım!

Her ikisi de Yay bu arada.
Baba burç!


:))
Baban da mı Yay?
Evet!
:))

Not:
Bir kez yapılıp tekrarı olmayan (daha iyi bir ifade düşün, next time)

Pazartesi, Aralık 14

dünya işleri




Aklıma karsımızdaki mezarlık ve içinde kaç kişi oldugu ve sonrasında hemen hiç uzagımızda olmayan Aşiyan ve içindeki onlarca kişi geldi. Ruhlar var ve yasıyorsa, ne kadar iç içeyiz. Above the ground below the ground.
Basit ama kolay algısı olmayan bir husus.

London, 2010


Çıkıcam yola, Ahmet'cim.
Durdugum kabahat!
92
97
2010

3. London gezim yakındır.


Yola çıkmak için adım atmak gerekir

İlk adımı atınca yola çıkmışsındır bir kere

Yola çıkıp gelen insan aynı insan olmaz, yenilenip dönüşür,

Her şeyden önce daha geniş bir insan olur



Yola çıkmak zahmetli iştir

Yola çıkmak için hazırlık yapmak da yola çıkmanın bir parçasıdır ve her ne kadar zahmetli olsa da güzel şeydir.



Ve



Durup eşyaları dinlemekten iyidir yola çıkmak

Yola çıkmalı

Yola çıkmalı

Mavi Sandık, Kırmızı buzdolabı




Seviyorum aslında kullanmıyorum ancak veremiyorum,elden çıkaramıyorum. Eşyalara geçen karakter bu olsa gerek. İletişim var aramızda,konuşmuyor olsak ta. Varlıklarında bana geçen bir hissiyat var. Elim gitmiyor, evet alın bunları da yer açılsın demeye, giderlerse kötü olurum, özlerim.
O boşluk bana batar hissindeyim. İyisi mi dursunlar bir şekilde kullanırım. Dedem’in ruhu o buzdobında diyelim, Mavi sandık neyin nesi, onda ne var? İlk evime aldıgım ilk esya olarak sandık olması, gene sandık görerek büyümem mi gene bir geçmişten tasıgım bir durum. Bilincaltımı kazırsam da aslında ben babaanne oldugumda sandık torunuma cok sey ifade edebilir. Evet, o da kalacak, bana şu an hissettirdikleri ve daha sonrasında da hissettirecekleri adına kalmalı. Kararımı verdim.
Mavi sandık ve kırmızı buzdolabı kalıyor. Hem o sandık’ın rengini baskalaştırıp salona alıp gayet güzel şaraplık olarak kullanabilirim. Oldugu haliyle de güzel..
Sandık! Severim.

¥ :))

Cuma, Aralık 11

şapsal..haklı..yaratıcı


Kısa yazıcam..

Yazmaya başlar baslamaz daha lütfi kırdar'dan nasıl eve vardım,varamadım dan tut, kuruma esnasında yaratıcı taksi bulmadan girip esas demek istedigime gec varmayı secmeyip, onlar da güzel, sonra yazarsın diyip kendime, kısa yazıcam.
Kısa derken, konum Aslı'yı sevmem. Kendime zaten hasta oluyorum, beni bu kadar iyi tanımladıgı ve anladıgı için seviyorum.Anlamadıgı bir anımız var, onu da ileride gülerek hatırlayacağımız için gene seviyorum..Seviyorum da seviyorum bana ne..
Nerden Aslı'ya bağdaş kurduğuma geliyorum. SONUNDA!
Evdeyim. Jag.mas.içip, cehov martı okuyup analizlere bakıp hemde içimden ve dışımdan rolümü tekrar ediyorum.Pazar sınavım var.. Google da okudum yoruma kendimi öyle bir kaptırmışım ki, orada geçen aşağıdaki satırları okuyunca, direk elimdeki kitabın 121 sayfasına bakıyım dedim ve bir baktım kitap 111 sayda,sayılar da ilginc bu arada..nasıl ya, bendeki kitap eksik mi diye anında panik oldum ve, n'oldu? sakinleyip tekrar okudum, oyunda ki kitap ve rol olarak 121 e bakmaktan ve aslında o sahne den bahsediliyor, nasıl kaptırdıysam, içine aldı beni satırlar...Gerceği algılayınca tüm bunlar bu arada, toplan 50 sn aktı beynimden..ne sapşalım dedim ve Aslı geldi aklıma.

haklı,yaratıcı ve şapsal belirteçleri..


Tüm bu yazıya neden olan satırlar..

tam copy paste edicem, olmuyor..olmuyor...copy yes,paste no..



Seni seviyorum Aslı!

(as a sister or a friend,aman diyim yanlış anlaşılma olmasın..Toplum anlamaya degil, yanlıs anlamaya, hatta anlamak yerine anlamadan yorumlamaya programlı )

Perşembe, Aralık 10

estiler..



Genel olarak hayatı severim; İkiyüzlüleri hiç sevmem. Her türlü haksızlığa, bayağılığa, samimiyetsizliğe ve saygısızlıga en önemlisi de iletişimsizliğe tahammülüm yok.

Motivasyonum gelecek umudundan, hayallerimden ve olsun istediklerimden ve içime atmadan yaşadıklarımdan, acı çeksemde vazgeçmeyişimden ve survival modumdan..

Benimle karşılaşan herkes, içinde ister istemez daha yalın, daha doğru, daha kendisi olma isteği duyuyor.
İnsanları dönüştürdüğümü görüyorum, dönüşümden yola çıkarak ben bir sanat mıyım?

Kendi ruhsal bütünlüğümü kaybettiğim bazı anlar dısında huzurum kaçmıyor; ruhsal bütünlüğümün kurban gittiği kısa devre anlarım ise yukarıda saydıklarım hayatımda girince gerçekleşiyor. Her zaman kendisi olmayı, iç özgürlünü korumayı başardım.En sıkıldığım anlarda, insan ilşkilerindne yoruldugum bir o kadar da kırıldıgım zamanlarda, bu konuda kendimi takdir ederek, içimi rahatlatıyorum. Yalın, gerçek ve içten olan her şeyi seviyorum ve kendine özgü bir güçle başkalarına da tavsiyrm hep bu yönde oluyor. Sanırım bilincaltımdan bu bir mum bir mum yakmakla ışıpından birşey kaybetmez formülü. Yalınlık, gerçeklik ve içtenlik yayılsın, dostluklar, aşklar ve hayatlar bu degerleri üzerine kurulsun istiyorum.

Changing Agent, Özge, 2009.

Pazartesi, Aralık 7

Sıradan..


Evde elektrik düzeni ile gelen huzur.
Ezel Akay varlık enerjisi
Otto, sohbet ve aynı fikirde olma.
Herkes aynı hikayeleri farklı bir anlatımla yaşıyor.
Senaryo workshop’ının sağlaması olan bir akşam yemeği sohbeti,
Spontanız hadi gidelim Leyla’ya.
Ali’nin dogum günü pastası ve şampanyası
Dünya küçüktür, Çoçuklar dogruları söyler ve iyileri hisseder.
Çıkmışken ve bayağıda içmişken hadi Kiki.
İki mavi kuşken kiki'de,tesadüfen üçledik bir ara!
Zamanın uçması.
Eğlence, anlayış.
Samimiyet ile namı değer hidden agenda,hido.
15 dakika önce ve sonrasındaki karar degişiklikleri.
Pazar contemporary İstanbul,
Beklediğim gibi çıkmaması.
Gene rastlaşmalar.
Pazar ev dinlenme ve tembellik.
Ektiğimi biçme hisleri içime ekmek ve düşünmek
Geçmişi silmek üzerine, geçmişimle notlaşma ve gülüşmeler.
Bir kadın ve bir erkeği ilk defa izlemem ve çok sevmem.
Bir kadın’la ortak çok özelliğim yok.

Cuma, Aralık 4

selülozu alkali ve su ile karıştırarak yapılan ve suni ipek için kullanılan yapışkan bir madde

Çarşamba, Aralık 2

Farkındalık!

Farkındalık akımına kapılmış insanlar görüyoruz.
Hemen hemen hepimizin etrafında vardır bahsettiğim akımın yolcusu. Neyin farkına vardıklarının farkındalar mı pek farkettirmezler. İlgilendikleri konu farkındalık iken, aldıkları kararlar ve ya verdikleri tepkiler cesaret ettikleri çıkışlar cesaret edemekdikleri işler hep ele verir onları, özelliklede içleri terminoloji ve farkındalık dolu kurdukları altı boş cümleler ancak okurken farkında olmayana "evet, galiba iyi birşeyler diyor" ve "farkında dedirtir" bu cümle diye ürettikleri laf salataları..
Bu noktada; adama sorarlar, neyin farkındasın diye?
Nedir farkında olduğunuz?

Azıcık destek olayım.

F A R K I D A L I K:
Kusurlarımızın ve eksikliklerimizi itiraf etmenin bir başka şeklidir. Yumuşak öz eleştiri.

Anlayarak farkına varalım sonra mahcup duruma düşersiniz.


İyi Akşamlar.

Pazartesi, Kasım 30

Genel düşünür ancak detaylı yaşarız.

Not: Ilustrasyon, yazı okunduktan sonra esinlenip çizilmiştir:) Tesekkür..


Leyla'dan eve geldim, öğlen ışığında hayran oldugum banyomda duş aldım.
öğlen güneşi ışığında banyo bana hayalimdeki evin banyosundayım hissi veriyor.
Bu evim hayalimdeki eve cok yakın zaten. Ülkesi semti manzarasına biraz eklemeler var..ama olsun...Bir iki hayvan bir erkek ve İki küçük erkek eklenecek... siparişi verildi..

Telefon çaldı, Baktım özge.
Canım cigerim cocukluk arkadasım filozof özge.
Karsıya geciyorum işim biterse erken seni gelip seni görücem uygun mu dedi.
Direk..
En sevdigim gercek bu..Gercek ki o kadar..
Yıl olmusken konusmayalı sanki az önce benden çıkmış ta dönüşte de ugrayacak gibi..

Ölü evinden mektuplar'ı okumaya başldım.Sayfa ona geldiğimde farkettim ki, hiçbirsey anlamamışım. Hep okuyup hem aklımda baska düşünceler geciyor ve düşünceler coğaldıkca okumamda hızlanıyor..cünkü kovaladıgım aklımdaki düşünceler okudugum sayfalardaki kelimeler degil.

.hemen atmosferi degiştirmek ve beynimi düzeltmek için geldim minik'in basına yazmaya koyuldum..Dogru bir iş yaptım. Minik oldugu için yavaşlamama da neden oldu.Tuşlar beni huzurlu ediyor. Bu huzur agzımdan çıkan ve ekranda görünen kelimelere de yansıyor. Kelimeler..Sizi çok seviyorum.

An'da kal özücüm..
An'da...


Dedim telefon actım.. Araya bir1998-2002 ve 2002-2005 ve 2008- 2009 aldık. Telefonu kapadım.
Aralıksız 2 saat agladım..
Aglarkende, düşünürken veya ask yasarken oldugu gibi zaman çok hızlı geçiyor.
Özge'den gelen gercek budur hissi ile, diger bir gercegimi aradım.
Zamanda yolculuk yaptık.
Midem bulandı.Gözlerim sulandı. Ne çok yargıç var kalbimizde dilimizde..
2002 den beri aslında mutsuz oldugumu kabul ettim. İkili ilişkilerde baz yaptıgım gercegime yakınlarla tökezle bırak ilişkilerimde neden çok üzüldüğümü ve oldurmaya çalışıgımı anladım. Ona .pk benzerle buldum kendimi..onla düzelmesini istediğim veya onda düzgün gitmeyenin yeni gelenlerde potansiyelini görünce bağlandım..aşığım dedim....Tuhaf ancak bu geldi aklıma. Olabilir mi?


Konuşmalarımızın özünde, saygı duymamak, ön yargılı olmak, beni anlamadınlar, orda huzurlu gecen 3yıl.. burda gecen sorgulama yılları..
huzur dibindeyken benle olmaya calısan o kafaya sormazlar mı, o zaman neden dibindeki huzurda kalmadın..beni de huzurdan aldın cıkardın..işte yasarken birileri birilerine birseyler yapıyor..kimse de ona gidip birsey sormuyor, o da pıtırcık misali, eller yanda bazende asagı yukarı sallanırken, yasayıp gidiyor, ta ki bugn gibi bir gün gelip, telefonda laf lafı acana kadar..

Hiçbirsey gözüktüğü gibi değil..Unuttugumuz aştıgımız seyler o kadar az ki.
Film gini bakmaya başlar, içinde rol almaz isek, aşayiş berkemal..

Tanrım sana şükürler olsun..
Canım yansa da gördüklerim beni mutlu etti. Kelimeler acıtır canımızı neyin üstüne yazdı Teoman acaba? Benim şu an hissettigimi çok iyi karşılıyor.
Ağzımdan çıkana o kadar çok önem vericem ki artık.

Az konusup çok okucam ve düşündüğüm kadar da yazıcam.

Küstüm..
Yalansın dünya.

Yazıya öylesine basladım ve yarım gün içinde be duygular uyandı yahu...Tam bitince bir baktım başlık yazdıklarımla ne anlamlı gitmiş..Dürttü birileri attım o başlığı ...

Hersey olması gerektigi belki de..

Derler ki bir yerden sonra acımaz daha fazla..
yolunda tek başıma ilerliyorum.

Internet note book.


Netbook erkanı çok mu küçük..Şu an Macbook'tan sesleniyorum dünyaya..
Aklıma şu geldi..Genelde beyaz ile bej arasında kafam karısıyor ve ya siyah ve beyaz arasında..

macbook mu netbook mu?
alakasız iki sey aslında.
nasıl olurda ya onu ya onu da begenirsin..

Demek ki bir süre sonra mac'te alıcam.
Bu sürede de netbook benim digital agendam olacak..Tuşlarını seviyorum.
Sadece ekran çok küçük oldugu için sanki başım tutuyor ve midem bulanıyor hissi geliyor.
Ancak dün üst komşu çok terbiyesiz oldugu için da kan beynime hızlıca hücüm eti. Tüm sıkıntımın nedenini netbook sanmış olabilirim. Üzerine de Osman'ın düğün CD'sini izleyince
aile görüntüleri, dıştan, yönetmen gözüyle bakmak, alt metin okumak derken beynim iyice karıncalaştı ve gözlerim agrıdı ve bunların üzerine hızla içilen Efes dark ve branda efes dark'tan daha dark bir hale geldim. I am darker than a Efes Dark..
Aşkın 500 günü filmi ve onu takiben benimle evlenir misin? filmi ..
Hepsi tipk filmler ve klişlerden çok uzak evet ya benim hayata bakısım da bu..Hayallerlerle dolu bir gerceklik dedigim ve modumu alıp deiştiren evet budur..sevdim diyecegim filmlerdi.Total'de zorladılar ve yordular..Bazen tam sen gbi düşünen ve bakan kişiler ve filmlerde heyecan verdigi için yorabiliyor mı? Bence evet?

Sence?

Çarşamba, Kasım 25

Elvis Presley..Elma...Gitar ve Eiffel!!




http://fizy.com/s/1agxmw

Bir yarım gün sabahına uynadım hem de erkenden!
Neptün'le..
Astroloji
gökyüzü enerjiler ile ilgili hisseder ancak adlarını koyamazken 1996 da İngiltere'de Londra'dan bir yerlere gecip durmadan Neptune heykeli fotograflamıstım..Bir seyley cekti beni..
Sonra Geçenlerde buzdolabına astım
Fotograflara rastlayınca..Bakaıp kaldım fotoya..sanki Büyük büyük babam neptünmüşcesine..
İçime gelen yönlenmeden okuyunca anladım ki
aileden Neptune'e..

Keyiflendim

En sevdiğim parcayı açtım..
Avaz avaz eşlik ediyorum.
Wonder of you!!

The reason why you love me as you do!!!!!
That is the wonder wonder of you!!!

Soylerken yazmak piyanoda beste yapmak hissi mi hızlıca tuşlara basarak
ilham gelmiş ve beynini ruhunu serbest bırakıp duygularından süzülüp tuşlara akarak..

Kıssadan hisse:
Sizi ceken heykelleri kişileri
yiyecekleri ve mekanları bir kurcalasanıza...

Pazartesi, Kasım 23

A Ş K


Bugün 23 Kasım, içimden aşk ile ilgili yazmak geldi, nedendir?
Aşk hissi vermiş kişilerin dogum günlerinin frekasına tutulmamdan olabilir.
20-25 kasım arası doğumlar bende elektriklenmelere neden oluyor.

Nedir aşk?
Tutuldugunda başına gelenler:

Başka bir insana bağlı bir ruh hali.
zihni ve bedeb biraz sıra dışı bir durumda.
Mantık yok oluyor.
Sadece sevdiğin kişiye yönelmek
Sürekli o insanı düşünmek
Algı ve yargı gücünün yok olması

Uyku ve peşinden iştah kaçması
Arzuladığın kişinin seni tüketmesi
Ona bedensel olarak yakın olma ihtiyacı


Ben asık mı oluyorum yahu, sorusunu kendine sordurtan yada asıgım derken için rahat rahat itiraf etmene neden olan sepmtomler bende böyle oluyor.

Karsıklık alınca ise hafileme hissi, sonsuz bir mutluluk, sattlerce yüzmüş ve rahatlamıssın gibi bir hisle cevrilmen.
Dertlerin gözüne dert görünmemesi, zamanın ucması, gecici körlük, iki kişik dünya hayalleri ve sadece dünyada o var ve dünya ne güzel hissi.

Kimyasal olarak ta, şu sıralar çok merak sardığım dopamin üretimi de artıyor, bu da tipik bir sarhoşluğa benzeyen bir mutluluk hissine neden oluyor. İçmeden kafayı bulmak, sarılınca delirmek mutluluktan, hayranlıkla karısık bir paralize olma durumu..

Tamamen aşık olduğun kişiye odaklı olman saplantılı hareketlerle eş deger aslında.
Nevrotik davranışlarla kardeş aşıkken sergilenen duygular.
Aşık olduklarında, sonsuz bir coşkuyla delice şeyler yapanlar ne demek istediğimi hemen kapacaklardır!

Kendime not: 2010 ‘da ilk hedef akıllı aşklar, mümkün.

Sevdiklerime duyrulur!

Perşembe, Kasım 19

Gönül işleri

Teknik ve Yazar
Nasıl ki doğa zihnimize sızmaya çalışan madde ise, sanat da madde halinde kendini dışa vuran zihin demektir. Dolayısıyla en kaba, en sığ, en kaba tezahürlerinde bile sanat hem duyulara hem de ruha seslenir. (...) Sanat meselelerinde tercih yapmak bir görevdir; şu var ki, insan bir kez tercih yapınca artık adil olamaz. Bütün sanat akımlarına eşit davranmak, onları aynı derecede ve tarafsızca beğenmek ancak bir müzayede yöneticisinin başarabileceği bir iştir. Temas halinde olduğumuz her sanat formu, temasımız süresince bize egemen olur ve diğer formları dışlamamıza, reddetmemize yol açar. (...) Teknik gerçek anlamıyla kişiliktir. Sanatçı işte bu nedenle tekniği öğrencisine öğretemez ve öğrenci tekniği öğrenemez; yine bu nedenle ancak eleştirmen anlayabilir tekniği. Büyük şair için müziği yaratmanın tek bir yolu vardır, kendininki. Büyük ressam için tek resim yapma tarzı sözkonusudur: kendi tarzı.Oscar Wilde, Sanatçı: Eleştirmen, Yalancı, Katil


Hayatı seviyorum. Karşıma aramadıgım mesajları çıkarmaktan hiç cekinmiyor.
“Ben gene ne dedim de bu duruma geldik ? ” düşünceleri ile Gürsel bey’in blogunu okurken daha önce dikkat etmediğim Oscar Wilde’in bir yazısına rastladım. Ne güzel
ifade, kendi inandıklarımdan çok sey gördüğüm için yakın hissettim. Kendimi geliştirmek ve içimden gelen sesleri dinleyerek yöneldigim kurs ve workshoplar’da
aldıgım tek not kendime bu. Tüm anlatılan ve ögrentilenleri filtreden gecirip, kendimizde doğallaştırmak.

Pazar, Kasım 15

hafta sahane gececek..


pazar aksamı..inanılmaz bir enerji var..hafta ve haftasonu iyi gececek hissindeyim..
tatlı degerli insaların dogumlerı olabilir..sanatsal faaliyetlerde bulunulabilir..sahne alınabilir..
islerde yoluna girme
verimli olma beraber yaratma ve uygun gruplasmalar olabilir..sevdigimizden telefon gelebilecegi gibikafamızda altta dizilmiş
sorunlardan 2 sinin uzeri cizilebilir..babamız yeni bir düzene gecebilir ve halamız daha okunaklı yazabilir..

iyi haftalar...
Posted by Picasa

Cumartesi, Kasım 14

ortama yayılanlar..


Bir insanın ses tonu da enerjini düşürebilir mi? Sadece ortamdaki varlığı?

Kendisine ait bir i. dünyası ve ugrasları olmayan kişiler ortamda gezinince etrafına yoruculuk sinyalleri veriyo olabilirler..

Sessizlik ve bossluk ne kadr fazla ise bu kişilerin negatiflikleri de iyice sarabilir ortamı ve

oldukca bas agrıtıcı olabilirler..

Senin o günün yarım günü için belli bir fikrin varsa onu gercekleştirme planların ortada telefonla konusan bir kişi yüzünden direk baska yone gidebilir..

Bu noktada müsterek hayatı paylasımı cok sevsem de

aslında ben tek basına yasamayı geri kalan zamanlarda da istegime gore yasam alanlarımı

paylaşmak taraftarıyım..ve ya aynı ben gibi kendi kafasında baska dünyası olan bir kişi ile paylaşım içinde olabilirim evi..


Ortama positif yayan..Huzer yayan..Ses tonu dinlendirici ve rahatlatıcı olan bir cisimle..Olabilir.


Perşembe, Kasım 12

http://www.cheeseandburger.com/

inanılmaz..beni bile hamburger sever yapabiliR!

Çarşamba, Kasım 11

hayat nedir.?








an'dır..


o anın etrafında olan kimi zaman sıkan kimi zaman sevindiren olaylar bütünüdür...




ömrümün o gecesi hayalimden gitmesin..




der ve olaylar silsilesinde yasarsın..
o gece olmasa yedi ceddin olmaz dı
belki..


hatıra der takılırsın..


bitirmessin..
bitirirsin ...

takılmaz film gibi izlersin..


bitirirsin.. yeni an ve sonrasında kacınılmaz olan yasananın an olmasına bakakalırsın...




dersin hayalimde kalsın


hayalimden gitmesin!!!
yasanacak birşey her zaman kalsa da
hayaline döner gene de bir bakarsın!

danseden erkek!


seni nasıl belinden tutacagını bilmek..cekip cevirmek belindeki kavrayısla güven hissi vermek
dondürüp kendine cekisindeki
hızın içindeki sertlikte gizli yumusaklık
kimsenin kimsenin ayagına basmaması..
kaldı ki bu cift duserse
dans ederken mazallah.. erkek macta faul olmus gibi kenarda sedyeye yan göz atmamalı..

vals hele sıkı ama ozgur bırakan!

mısket hele kızlı erkekli..

tam rol dagılımı hayatta

sahnedeki erkeklei seviyorum..

rolunu alan ve dogal bir sekilde yansıtan..


gelişir bu yazı da heyecanım bir gitsin..

ana fikir duygu budur...

hayat ve dans



yazmaz isem deliricem anları...





her zaman..


bu anlar mutluluktan asktan sorgulamadan..sasırmadan oluyor..


yazı tutkumdan kopamam kendimi forma ve formata sokmak için egitilmeye baslamamdan bulmam.


sanırım yasadıgım onca farklı ınsna ılıskısı tecrubesı de yazıyım diye..bunun farkına bir cok olayda varıyorum ve olayların olmasına sevınmemem ve beslenmem neden oluyor..benı uzun ınsan kalitesizligi deneyimlere de mutlu bakıp kabullenmeme neden oluyor..neden yazacak konu veıyor bana biraz formatlayınca da senaryo oluyor..


her sizler gelin sasırıtın beni..üzün sevindirin..costurun..aglatın..güldürün ki ben yasayım..




az once aman tanrım bu dane dedigim bir olay..taze..




dustan cıktım suyu kapymıs olmama ragmen..acaip bir su akıyorum sesi..aynadan sohbene ilisti gozum uzerinden sular akıyor..kafamdan koskoca bir makarna teneseri ve cok kaynayınca tasması canladı..bu canlnama uzerine


suyu kessem en iyisi diyip..ana vanayı kapatıp sonrasında da salteri indirdi.. o bir süre daha aktı zavallım ve durdu..ve sessizlik..


Cok eglendim.Beklemedegim ve sogukkanlılıkla hemen hallettigim bir olay günüme renk kattı ve iyi ki ben evdeyken oldu ve müdahahle edebildim..




Yazasım bundan geldi..


Her olay her detay o kadr kendi içinde ve ozel ki..tekrarlanamaz hem de..


bakmasını bilene..hayatta yasanacak cok sey..




bugün hava cok güneşli


cizmelerimi giyiyim ben hisli olaylar bütünüdür hayat..






Salı, Kasım 10

hoşuma gitti.

yerli yerinde gelen mesajlar cok motive edici.
persembe buna niyetliyim insallah.
heyecanlı ve niyetliyim. Benim için olan bana gelsin..


Your horoscope for November 10, 2009
The subtle tension in the air might be just the thing you need to make you more aware of subconscious issues that are affecting your daily behavior, ozge. You will find that there is a great deal that needs to be unloaded from your chest. The more honest you can be about the pain people have caused you, the more loving thoughts and words will be able to flow in the future

Cumartesi, Kasım 7

not.

Güzel bir ilişki sen tüm kabak yemegini bitirdin diye bitmez ise
kurutma makinasının nakliyesi yüzünden de herkes birbirine bu kadar girmez.

Cuma, Kasım 6

persona..



dün akşamın akısında sessizlik isteğim üzereine önerilen , duyup da izlemediğim film..akşam planım..


ayrıca dünküsohbetten kesit, rüyanda beni gör niyet et yat diyip, öyle bir temadan dizi ve ya film olabilir mi? iki kız bunu oyun olarak baslatıyor ancak, rüyalarında görmeye başlıyorlar, birbirlerinin geleceklerini!!


Neden olmasın?




Bir hemşire, konuşmayı reddeden, herhangibir psikolojik rahatsızlığı olmamasına rağmen çevresiyle iletişimi tamamen kesmiş bir aktristin bakımını üstleniyor. İkisi bir yazlıkta birlikte zaman geçirirken, birinin sessizliği nedeniyle açılan kışkırtıcı ve korkutucu kişilik çukuruna diğerinin (hemşirenin) karakteri düşüyor ve kendini en ince detayları ile açık etmeye başlıyor. Ve bir süre sonra hemşirenin kendi karakteri yok olup tamamen aktristin karakteri içinde eriyerek şekil değiştiriyor. (bibi andersson ve liv ullman'ın oyunculukları mükemmel) Sessizliğin gücü, karakter olmak, oynamak, kişilik ve kadın kimliği (John Berger'in Görme Biçimleri'ndeki tezini hatırlamakta fayda var: özellikle kadınların kendilerinden beklenen kimlik ve içlerindeki gerçek kimlik arasındaki bölünmüşlükleri) üzerine bir başyapıt. 1966 yılından sonraki sinemayı en çok etkilemiş ve hatta onu bizzat yaratmış olan filmlerden biri Persona.

Özüme..


Hep ikili, küçük, cosy, içten gerçek işlerden hoşlandım. İkili danslardan..
Tete a tete!’ Head to head!
Bir zamanlar gurubumuz varken ve gezerken bile, bendim bireyselim..siz gidin ben gelirim..Saatili iş yapamıyorum diyen. Aradın aramadın sohbetlerinden sıkılan ve anında ortamdan giden. Ortama canı istediği anda gelen ve ya gelmeyen...Başka bir yere giderken, başka bir yere gitmeye karar veren. Sanırım hala öyleyim.
Zamana takmış kafa yapım, ve ya aslında benim yaptıgım iyi degil daha plnalı olamyım ben bari diyişim..Grup arayısım filan ne komikmiş.

Kendini hatırlamak.
Boş bulunup eziyet ettiğin canın kendinle yeniden barısmak..Hayata küstüm der çoğu insan, saçma. Kendinsin küstüğün..Barıştığım için çok mutluyuz.
Sabahın 6 sında işte o zaman uyanıyorsun! Sabah hos geliyor gözüne, camdan kafan raht bakıp sadece kedi çimen simitci ve kapıcı görüyorsun.

İşe giderken dönüp evine baktıgında store’ların aslında içeri göstermediğini farkediyorsun.

Hayatıma flashback bakarsak;

Evden sıkılıp ayrılmamda, kendim olmak içindi.
Dibine kadar kendimim, bu kimsenin olmaya cesaret edemediği bir sey oldugu için, doğallıkla etrafında bir insan azlıgına neden oluyor, azalan insan oranında çoğalan kediler, köperkler, bebekler, çoçuklar,oluyor. Masumlar ve kompleksizler çünkü..Kendileri gibiler, doğalarındalar. Kediyken kendini jaguar filan sanmıyor. Olmak dahi istemiyor.

İyi olan bir özelliğin, hayatı yaşarken karşına bir engel olarak çıkması da felsefik yanımı iyice kamçılıyor..
Sorularım artıyor.

Dün bir anda, aslında bu an bir sürecin sonu, düşündüm ki? Ne saçma,
Ben böyleyim ve beni seven arkamdan gelsin.
Hep geldi. Gene gelir, nedir derdin? Zamana neden taktın. Aşık oldun nedne dagaldın? Alışmaya çalıştıgın , bünyene aldıgın tüm yeni bilgilere neden sabırsızsın..
Salla.

Bana törpülen diyenler, anlamadan etiketleyenler, baştan son ile ilgil fikir yürütenler, işine gelmeyenler, kendi olamayanlar, dügmelerine basılınca sevinmeyip alınan, bozulan, esnek olmayıp gelişmek istemeyenler, kendine duvar örenler, önüne perde cekenler, kendine benzeyene sıgınıp orada yalan dünyada alısverişte bulunanlar,
Benim törpülenmiş hallerim zaten yaşıyor, etraf kendini bastırmış insan dolu.
Enerjini anlamayıp, kullanamayıp depresyona girenlerle dolu,

Böyle öz halimle anlayanlarda var, çok mu? Az.
işte onlarla ; Kalabalık benim dünyam..

Shhsst özümü anlayanlar, siz iyi ki varsınız.
Gerçeksiniz!

Perşembe, Kasım 5

Hız


Kendim için bile çok hızlıyım!
Yazı yazarken anlıyorum bunu. Beynim elime hızlı. Konusurken de kafamdan gecenelr ve sırası agzıma dudagıma hızlı..

Metabolizmanın hızı herşeyinize yansır, önce onu yavaşlat diye bir donu var mıdır, tıp'da.

Tıp demek, hastanelerdeki "sus"yapan hemşire ile aynı mıdır?

Sağlık , tıp. sus, sessiz..



Kendim gibi hızlı hayat paylaşımcıları lazım. Beyni hızlı, Internet gibi linkleyen beyinler. Internettir benim sevdiğim iş deme bundadı, 3 yıl önce.


Ben kadar deli.
Aslında normal demek bu, kendini yaşayan..

Ben kadar ben biri ki anlasın. Yanlış anlamasın. Anlasın.

An'lasın, benle. Anladıgımız anları birleştirip şahane bir an yapalım..

Koca olsun,aile iyidir. Sevgili kalsın, baba olsun, aşık gibi flirt etsin, heycanı azaltmadan, güven versin..Sağlam olsun..bir gelip bir gitmesin, bir sevip bir vazgeçmesin..

Hayallerin peşinde olurken, gerçeklerden kopmasın, ben kopup bulutlara yöneldiğim de tutsun beni, alsın yanına..Gerekirse beraber uçalım, savaşalım, sevişelim..

Hadi gelsin...


Freud ve ben.

Bekleme ıdasındayız..Nerenin bekleme odası tam bilmiyorum..Beklyene bir grup insan oldugu için bana bekleme odası hissi veriyor..Bekleyenler bizim aile ve Uygar'lar..Tunga'nın oturtugu koltuk benim yesil kadife koltuk..Ozledigimi dusunuyorum o tarz koltugu...Uygar'la sohbet ediyoruz
havadan sudan..Kulagına filan bakıyorum..Uzaktaki yakın hissi geliyor ..Onu hatırlıyorum.
Telefon çalıyor
Zuhal arıyor...Aglıyor..
Hülya'ya geldim. Ben bu durumda duşünmüyordum diyor. Babaannem alıyor telfonu
biraz teselli edip bana veriyor telefonu. Zuhal ben cennete gidicem ben cennete gidicem
beniiiiii de götürün
fıkrasını anlatıyo. bu fıkranın en onemlı ozellıgı beniiiii kısmında zuhal'ın oldukca basarılı keman sesi yapabilmesi..bunun uzerine her ikimizde kopuyoruz ve aglarken gülmeye geciyoruz.
Sonra merak edip
Annemle hastaneye gidiyoruz, halam bizi gorunce konusmaya başlıyor.
Eski sesinden daha farklı bir tonlama ve sen tonunda..Ayaga kalkıp..Icten bir kucaklama ıcın yanımıza dogruldugunda ben ..uyanıyorum ve saat sabahın besi...

Sevgili Freud

Nasıl bir ruya bu? Zuhal yasamıyor. Hsalam konusmuyor. Uygar hayatımda da yok..Ulke de de..Annem burda degil Ankara'da..
Ne içsem iyi gelir. Rahatlasın şu bilincaltım.
Su içsem?
Gorduklerimden kimbilir ne neyin sembolu..alt metni?

Güzel bir gun olsun!

Çarşamba, Kasım 4

9 - 4- 5- 7


82 yaşındaki Betûl Mardin'den Nalân Apa'ya 40 yaş öğütleri1. Her sabah spor yapacaksın. Günaşırı filan değil evladım. Her sabah.2. Hep çalışacaksın. Üreteceksin. Beynin meşgul olacak, hep koşturman gereken işler olacak.3. Günceli takip edeceksin. Haber izle, dergi, kitap, gazete oku. Gündemi yakala. Her konuda kendini “update” et. Yeni çıkan kitapları da bil, yeni açılan lokantaları da, bu sene moda olan renkleri de.4. Evlilik ise şart değil, kafanı takma. Gerekli de değil. Hatta şöyle söyleyeyim: One problem less! (Bir problem eksik!)5. Çocuk meselesine gelince... Ha işte, burada akan sular duruyor. Yapabiliyorsan yap. Birini bu kadar çok sevmek, onun sorumluluğunu taşımak sadece onu değil, seni de mutlu eder. Doğurmayacaksan, evlat edin. O zaman da senin çocuğun değişen bir şey yok. Evlat edinmeyeceksen de, manevi çocuğun olsun, birini okut, geleceğini şekillendirmesine yardımcı ol.6. Günde bir kere et ye. Mutlaka her öğün sebze ve meyve ye. Kusura bakma, ben tatlı severim. Tatlıdan uzak dur diyemeyeceğim!7. Ölümden sonra yaşamak istiyorsan, günlük tut. O küçük notlar, hem kendi hayatının tanıklığı, hem de yarına kalan bir bilgi kaynağı. Mesele benim babam, hiç üşünmeden 60 sene boyunca her gün Ece Ajanda'sına o gün olanları yazmış. Hâlâ açıp okuyorum ve çok faydalanıyorum.8. Olumlu olacaksın.9. Bazı şeyleri kabul edeceksin: Bütün kadınların seni sevmesine imkân yok! Demek ki bazı kadınlara dikkat edeceksin.10. Erkeklere gelince, aynı anda birkaçını sevmeyeceksin. Ama onların böyle bir yeteneği olduğunu bileceksin!!!

Kırmızı ve mor olabilmek..


Çağatay Dener, Ahmet Öre, Cansel Danışman, yay, yay ve boğa.. İçimde varlar..
Yani burç haritamda, burç haritanda çoğunlukla olan yıldızları düşününce aslında senin için sağlam cıkan arkadasların, nedenini anlarsın. Patronların ve tanıdgın ve hayatına aldıgın herkesinde.

Anladıkca huzuru tam oluyor insanın.
İletişim gerçekten kurdukça. Gönlünü açtıkca.

Bende yasadıgım konuları kapama ve noktalama hissi var.
Uzlaşamadıgında bile, bu böyle.
İki tarafta, ben şunu bundan, bunu da şundan yaptım. Olumlu ve ya olumsuz bir sonucta anlaşmak ve yola devam etmek. Kapanmayan bir daire içine sızdırır. Duygu alısverişleri olan paylaşımlarda da bu çok önemli. Daireleri kapatmak. Yeni tecrübeler ve başlangıclar için de bereketli bir ortam sağlar.

Salı, Kasım 3

sen elmayı seviyorsun diye elma seni sevmek zorunda mı?

yazma budamadır..
olgunlasma budamadır
buyume budamadır..

buda burdan gelmemitir tabi..
coku az etmek..
oz etmek onemli.

az la daa olmak..

senaryo ise kime ne diyecegini kime ne cekmek için esin vermek istedigin sanattır.
tam işim
gercek hayatımı yasarken de kime ne demesi gerektigini soyluyorum.
nasıl yasayalım konusunda da bilgi vermek konusunda iyiyim..
herkes kendi senaryosunu yazdıgı ıcın de bazen filmler baslıyor
devam etmiyor ve ya film kopuyor..

To be CONT.

Pazartesi, Kasım 2

dolunay,amerikan hastanesi acil ve hayalgücüm

Ben

her dolunay gerilmekle kalmam,
baska dertlerim yokmus gibi hayati daha cok sorgularım.

Hayal güçümün kontrolünü de kaybederim.

Sevdiğim kişiye cok yüklenirim ve o susar. Gider..
Git demişimdir ya
Ya beni anlamamıstır..
anlıyım derken ona o fırsatı vermemişimdir.
Bunlar hep hayal gücümün kontrolünden kaynaklı olur!!

Canım yanıyorsa hele ki
deniz anası zehrni bırakmıs gibi agrım varsa bir de ..
İşim daha kolay..

Gemileri yakar
İpleri koparır..

Kitaplara dalarım..
Kendimden baskasının hikayelerine dogru..

Saglık gidince hersey gidiyor..

Pazar, Kasım 1

sabah erken kalkmak..

Erkenden uyanıp
biraz okuyup
evde dolanıp
sonra tekrar uyuyup ve ise gitmek kadar güzel bir güne baslayıs yok..


Gün coktan basladı ve sanki ikinci kezz de kesitirp esas gune baslama hıssı kafadan bir motivasyon saglıyor..

6-8 arası verimliliği..Kafan baska calısıyor.
Zaman daha yavas geciyor..

Ya gece ya da sabah erken..
Sokaklarda bu sekilde daha guzel..Daha kendi gibi..

Cumartesi, Ekim 31

14 agustos - 31 ekim


üzgünüm.

duygularımı bir kenara atıp

"action is character"

formülünden

son iki gündür bana alınan actionlara bakıp bir soykırımına gittim.

Özellikle bu aksam yapılandan sonra


Kalbimden ve gönlümden

hayallerimden atmam cok kolay ve hemen olmayacagı icin


facebooktan ve telimden sildim.



Yoksun

İletişim de yok


Şartlı kosullu

karısık

belirsiz

cevapsız

duyarsız

Yeter..


Gercek konularda caba olmaz



Bu konuda elimden geleni yaptım

kalbim patladı.

beynim acıdı..

son olarak ta baska bir sıkıntı baş gösterdi.


Dedim kendime..

Neden?


Sil bitir.

Nokta.

Dairesel hareket..


Olamıyorsa

olduğu halde başlamıyorsa

Yok et.


Varsa vardır yoksa yoktur..

Olana sahip çıkılmıyorsa olmaz olsun.

Aglarım az gecer..


Asığım..

Anlamadın.

Sildim.

Hiçtin.
Geçtin.

Cuma, Ekim 30

benim bu mayada jaguar..


İX - JAGUARAğzı sıkı, Duyarlı, Zeki, Psişik. Rahat, Gevşemiş, Uysal, Dalgalanmaz.Jaguar gece görüş yeteneği son derece yüksek bir hayvandır. Jaguar gününde doğmuş olanlarında diğer insanların görmediklerini görmek gibi bir yetenekleri vardır, aynen bir Jaguar gibi. Bu yüksek Şamanik ve Psişik yetenekler ile Jaguar insanında kendini gösterir.Mayalara göre Jaguar gününde doğanlar zengin olmaya meyillidir. Ama bu zenginliğin bir bedeli vardır ki bu bedel kendini hastalıklarla gösterebilir. Jaguar insanına zenginliği getiren güç aynı şekilde dönüşüm içinde bir baskı getirir. Dönüşüme direnç gösterildiğinde ise hastalık ortaya çıkar. Tabii ki bunun bir çözümü vardır: dönüşümü kabul etmek ve iç dönüşümü kucaklamak. Dönüşüm ihtiyacına ayak uyduran bir Jaguar insanı çok güçlü bir Şaman figürü olarak karşımıza çıkabilir.Olumlu Özellikler: Gayretli, Pek çok yeteneğe sahip, Çevik, İyi ebeveyn.Olumsuz Özellikler: Aşkta zayıflık gösterir.Jaguar gününde doğan ünlüler: Bing Crosby, Mel Gibson, Ernest Hemingway, Lech Walesa, Charles Dickens

Şükürler olsun! Teşekkür ederim..



While I’am far away from you my baby,
I know it’s hard for me my baby...diye telefondan bana sarkılar söyleyen
İngiliz ikinci sevgilim, nerde nae yapıyor şu an acaba?
Bournemouth’’ta 1994 yılında bana what do you want out of this life, özgü özdüge
Will you ever settele down, I dont think so demişti.
Bende yaşayıp görmem lazım, hayat çok ilginç olabilir demiştim.
Ki oldu da..
O zamanlar ünüiversite 1, ankara da ikamet eden, 48 kilo herkesin hayran kaldıgı bir gençtim der burda bir kahkaha patlatırmısım..Aile ve ya para baskısı olmaksızın, Ambrosia dene harika bir sandvicci de işe başlamıştım..Arkadasşlarıma ve onların arkadaslarına bana olan hayran bakıslar altında servis yapardım ve cok eglenirdim..
Adını vermiyim, birinci sevgilim derdi ki ben amrosia’ya bomba atıp patlatıcam herseye çözüm olur, hayran kitlemden rahatsız olurdu..Beni hem sevdi hem üzdü..Sonunda 2000’de gene geldi bana ancak ben o sırada asşk yok diyerek, o yıl baika bir kızla evlenmesine neden oldum belki de...Gene de onun patlak gözleri ve vurgulu konuşması benim için çok melidir, hala özeldir..Yıllar sonra begendiklerimde
Ona benzer seyler bulurum arada, terazi, yay ve koç aşk ahaytıma damga vuran burclar..İkizleride yadsımamak lazım aslında...Yay tam kalbinde..Onlarla ne çözeceksem, bir an evvel olsa da, settle etsem..Belki de yay la settle etsen de settle etmiş hissi olmaıdgından beni cekmeleri..

Bu yazıya, şükür listemi yapmak üzere başlamıştım ancak, nerden nereyee geçmişten günümüze aşk hayatım konulur vir semposyuma dogru hızla ilerlemekteyim..Kimde kontrolü, parmaklarımın ve beynimin..Gizem sen de olsun..
Sakince yazıveriyim yahu!

Listem başlasın, disipline bir beyin için elele, sosyal sorumluluk projesi basltsam tutar, birde teoman’ı teoman diye öpemeyenler derneği kursam, herhalde içinde sadece ben olurum.. Hatrım kırılmasın diye belki Teoman bir ugrar!

Liste başlasın:
Son iki aylık max 3 aylık şükür, nieye benim adım yok gibi sitemlere acık değildir, liste, zaten benim listem, kimseye nedenini acıklamk durumunda da değilim. Nokta.

Liste:


Leyla Berkel:
Dünyamızda 10.güne giren, bu pozu verdiğin için şükür sana Leyla..
Hülya Özdoğan
Bundan nerdeyse bir yıl önce hastalık sürecine giren, başımıza nasıl bir felaketin geldiğini yeni yeni anladığımız ancak gene bizimle gülebildiği için,olumluda kalmamızı sağlayan enerjisi, uyandıgımda sadece yürüyebildiğim için bile mutlu olmam gerektiğini hergün anımsattığı, önümde verdiği yaşam mücadelesi ile beni çok mutlu eden, hayatın diger yönüne sık sık yolculuga cıkaran, fevkalede güzel canım halam, mucizelere inanmamı tekrardan sağladığın ve bugüne kadar kulağıma küpe yaptıgın, kattığın hersey için şükür sana Hülya. Bu haline şükür ve senle konuşacağım günlerin inancına da sana da şükür! Bu sürecte tüm aileyi bir araya topladıgın ve herkesi yakınlaştırdıgın için de varlığına şükür..
Özden Öke:
Varlığına şükür, Özden.
Efe Özdoğan :
Evimde önce beslemek istemeyip, bana kim kimi besliyoru güzelce anlatan, ruhsal çözülmelerime neden olan, dünyaya gelmesinde büyük rol oyandıgım, beni Hillsider yaparak hayatıma hareket ve sauna sokan yüce insan.. Şükür sana Efe’cim.
Garanti Bankası
Bana iyi bir ortam sunan,mumla aradıgım kuumsallıgı ve maasımı verdigi ve Türkiye’nin en iyi bankası oldugu için şükürler, yeşil rengi ve kaplama da olsa, taş binadayım, binam taş, mutlulugunu yasattıgı ve evime cok yakın oldugu için
Şükür sana Garanti Bankası..
Ulduz Ganioğlu : Türünün ilk ve son örneği olup, haytaımda en yakınımda cismen ve ruhen bulundugu için, kardeş kategorisinden haytaımda olup, bitmez tükenmez sorgulamalarıma, aman bosver, yapmışsın özge’cim napalım, diyip yüreğime su serptiği için, adı ulduz oldugu için, hayatıma renk ve fark kattıgı için, şükür sana Ulduz
Gizem Tekin :
Hayatında herkese pembe gözlükle, polyanna edasıyla bakan ancak bana ilk görüşte kıl olmus, benim 83 modelim gözleri ayrı kendi ayrı gülen, konusurken tüm damarlarına kadar gösterebilen, dünyanın en parlak insanı, benim yakınımda oldugun için ve beni her anlamda tamamladıgın ve ya yansıttıgın için şükür sana Gizem.
Bengal Kedisi :
Köpek gibi bakıp, ben onun resmini cekerken pet shoptaki kafesinden pati atabildiği için ve beni huzurlu ve asık hissettirdiği için 3000 eurom olsa, onu ordan kurtarmak için düşünmeden harcagım kedi, bengal kedisine, şükür sana..
Facebook :
Beni bütünle bağladığını düşündüğüm, kanada, newyork,ankara,cengelköy ve heryerle baglı tutan, statuslerle eglendirdiğin ve bir cesit, neler yaptım hissettim arsivi oldugun için, şükür sana facebook.
Kirpi :
Kapımın önünde durup, seni algılayıp önce korkup sonra sevmemi sağlayıp, hakkında onca sey ögrenememe neden oldugun için şükür sana kirpi.
Tolga Güngör:
Yıllar önce bana Vanessa Psychowitch adını koydugu ve içimdeki diger panik kızıgın öfkeli kızla beni tanıstırdıgı, sakinleşmemde ve hayata bakışımda degişiklik konusunda yıllardır aynı seyleri hep söyleyecek kadar beni sevdiği için, şükür sana Tolga.

Şükürler Olsun!



Salı, Ekim 27

http://www.irisbunker.com/



babam sevebilir,


bu linki..


bir gün baktıgında sevecek...





SEVECEEEEEEEEEEEEKKKKKKKKKKKKKK





http://www.irisbunker.com/

bişr mac'im olsun, laptop'ım babamın olsun..

babamın o zaman akadar olursa, benim laptop annemin olsun..

olmaz olsun cüzdanımda milyonlar yanımda sevgilim olmayıncaaaa....

la la la laaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

kendinden yola çık, insanlara...


You can see everything and everyone more vividly through focused self-reflection.

Katıldıgım, kurslar ve workshop’lar beni dönüştürüyor.
Aldıgım en son sacma kitaba hiç gerek yokmuş,mesela, acıdım verdiğim paraya..
Beni dönüştürecek, ,ç dış kişiyi ben cok iyi biliyorum ama henüz aynı frekastan yayın yapmıyoruz, ego fm, ruh fm’e karsı..

Onu nasıl özledim, Dükkan’da hamburger’i yutusundan tüm patatesleri kendi yiyişine kadar, kendinden gectiği için yerken, kaba bulmuyorum onu. Ayıbalığı!!!

Yaşayan canlılar, içlerinden geldiği sürece ve gerceklerse her sitediklerini yapabilirler, özgürce ilkel olabilirler, en azından beni yanımda, ne olmasıkları için seveceğime olduklarını oldukları için sevmeyi tercih ederim, bkz yazım, şu tarih..Bu teknolojiyi bloguma getiricem, kendi yazılarım arasında linkmasyon.

Pazartesi, Ekim 26

ana karnı...(dış)


Bugün Leyla’ya gittim.
Kucagıma aldım, kokladım..
Ensesine degdim, gülüyor, Bakıyor ancak da ne görüyor, bilmiyorum!
Didemin göbeginde yatısı ve uyuyusu, harikaydı..Anne karnında aldıgımız huzuru güveni,
sevgili gögsünde bulmaya calışmak var şu günlerde üstümde.. Hayat arkadasım nerde kaldın? Gelsene! Göbegine yatıcam, ve ya gögsüne.
Sende bana yapabilirsin aynısını, gel paylaşalım.

Bu dünyada şarkı söyleyen, şarkı duyan, şarkı bilen herkesin, yaşamaya hakkı var, yazmıi Nil bügün yazısında, ve yazıyı da yasasın gibi bitirmiş, genelde dediğim bir laf. Nil’, cok seviyorum aynı dili konusuyoruz diye, daha bir sıcaklık oluyor, demek ki insanlar birbirleri ile aynı kelimeleri kullanıyorlarsa bir yakınlaşma da oluyor..Hersey psikolojik, ve kendinden birsey bulma üzerine..
Sen bizdensin lafı geldi iki önceki patronumun..

Şarkı söyleyen birini yaşamak istiyorum. Nefesini duymak..Ne zaman..
Bitmedi biliyorum, başlamadı onu da biliyorum. “Oldu” ve “o” bunu da biliyorum.

Hep yeni ufuklar, daha uygun olacagını düşündüğüm secimleri özgürce yaptım, şu an oldugum yerde kök salmak ve durmak istiyorum, her konuda..Elimdekinde ilerlemek genişlemek ve onun derinine inmek..

Hadi.

Cuma, Ekim 23

%2'ye


Halama artık sık gidemiyorum.
Ağlıyorum cünkü,

Bitti.
Biliyorum. Geldi içime bu his.
Daire tamamlanıyor.

Sergio ya enerjim kalamdı hiç.
Bitanesi olmak istemiyorum cünkü.
Birtanem dir beni en uygun çağırma şekli..

İnsanların boş konuşmalarını ve yazmalarını dinleemiyorum artık
Zaman kaybı geliyor, anlamaya calısmak anlatmaya calısmak..
%2lik kesimle devam.Az ve öz, öz ve giz.
Çoğunluk korkak, ve kapalı.
Bu cepte.

Yüzleşmelerden, kavgalardan ve dönüşüm yaratacak tüm değişikliklerden kaçıyorlar..Tanıdık, alışılageldik ve denenmiş şeyler tarafından uyarılıyorlar, sonları
Dinazorluk.
İç dünyası olmayan, kendi derinliklerinde düşe kalka yol alamayanların duyarlılıkları kalmaz.
Kapalı kapılar ardıdır onların özgürlük alanı..

Bana ne!

Beni yoran üzen düşüren insanlar beni geri kendi içime yolladı.
Neresinde kir pas toz var, oralara bakıcam..içindeki giderse için temiz olursa, dışına yansır..

Temizlensinler istiyorum etrafımdan, yeni gelen pırıllar var, onlara daha cok enerji ve emek vermek istediğimi farkettim.

Yaraları görüp iyileşmesine ugrasmak benim haddim değil..
Bana ne!

Haddimi aştım.
Kabul!

Hersey değişir, bunu bilmek mutlu ediyor, güç veriyor..
Dünyada hiçbirşey durmazken bana dost dediklerim dur nasıl diyebilir?

Nasıl durayım, kalbim var, gönlüm var..Nasıl durayım?

Dairesel hareketler yapıcam, durmadan, akarak ilerleyerek...

İyi olmak, iyi taraflarını göstermek büyük bir iş değil, Kötü ve yetersiz yanlarını görüp
İyiye gidebilmek bir iş bence, hatta iki iş..

Ne kadar acık olursan o kadar faydalı, perdesiz cam örneği..Perden yoksa, salonun içi güneş ışıgı dolar, perden varsa tam gelmez ışık içeri.

Yaşasın perdesiz %2’lik kısım! Var kalın!