Cuma, Ağustos 27

kurcalamak

“Başlangıçta hersey normaldi.

Aynı uçak kazalarındaki gibi, henüz bir kaza olmasa da, havalanmış ancak inemeyen bir ucak gibiyim.”



Bu benzetmeyi kendi ve yazıları için yapıyordu.



2007 bir gece kalkmış, ona söylenen lafların bilincaltından cıkıp tam basucunda oturması ile aralarında anlaşıp direk yazmaya başlamıştı. Yazacaktı da, konusu ne olacaktı. Konusu çoktu da yazılara deneme mi denecekti, kısa öykü mü?



Kütüphanesi denemeler, denememeler ve kısa öykülerden oluşuyordu. Daha birşey anlamazken Tomris Uyar ve Ferhan Sensoy dışında. Alınmış, kütüphanemde duran diger yazarlarında bu alanda yazmıs olması bir mesaj.

Türüm, kendi türünde deneme, ferhan sensoy seklinde deneme miyim ben aslında az sonra kısa öykü de olabilir bir deneme tadında bitebilirim diyen yazılar.

bu

İşlere dalmak




Çoçukluk hayallerimdeki safari fotografcısı koca..



Herseyde bir ask kadınlıgı mevcut porgamlanmam bu sekıl sanki ve fakat koca kavramı..

Dünya evlenince olmuyor diye yankılansa da yıkılsa da ben yılmıcam..

Koca da koca ve aşk ta aşk. Birlikte ama bireysel.



Güven ve sadakat üzerine bir ilişki. Ya olacak ya olacak. Olmaz ise de baska birsey olmayacak zaten ben kendimle 2008 yılından beri iyiyim. Sadece araya parazit aldık. Kusura bakmasın kimse ancak durum böyle, parazit ..Ve şu an görmem gerekeni göremeyecek kadar karıstı kafam.

Perşembe, Ağustos 26

40 ımız cıktı, gıkımız cıkmadı..

annem herkes iyi dedi
bu ne kıymetlı bır cumle.
facebook ve twitter a aynı anda birseyler giriyorum
neden?
facebook a twitter muamelesi yapıcam ya da hiç biri.
leylagencer finaline gitim
cantama suyun kapagını kapatmadan koydugum ıcın cantamı su bastı
cantamda telefon ömeri aradı
ömer beni geri arayınca cantam aramıs dedim. cantanla konusabilir miyim o zaman dedi.
yazacaktım fark ettim ki sadece kısa not modundayım.

kayıp balık niyazi'ye şöyle bir his geliştirdim, ay sen beni öldüreceksin, gibi, nedeni, bir fotograf..
gözlerini cok seviyorum onun..herkes cidden köpegine mi benzer?

içim ferah
limon oh!

bu şiiri okuyp uzun süre ağladım.

Galiba yoruldum,


Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,

Kendime kalbimi kanıtlamaktan,

Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan

Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum

Can Yücel

Salı, Ağustos 24

tam "teoman"ım şu sıra..

"zaman mı değişti yoksa ben mi geride kaldı o günler aklın belli karışmış yüzünde gölgeler senin için saklayıp sana getirip anlattığım her şey artık çok boş geliyor yalan tüm kelimeler"

esiyor

ruhum rahatlıyor, kendi irademle yapmıs olduklarımdan yarattıgım şimdi mi yasıyorum, şu an yapmaktaolduklarımdan da bir gelecek mi olusturucam..
evet, bura durmalı ve bir sure birsey yapmadan karar vermeliyim..
gelecek benim elimde, bir kısım yaratımlardan cok memnunum..
bir iki düzeltme lazım.

su ve muzik, en takın dostlarım.
bir de kendim..

kendimle ugrasma sayısı kac bilmiyorum..

Kendimle ugrasma


Uzun zamandır kendimle ugrasmıyordum.



Ugrassamda kagıda gecmiyordu bunlar, yazınca herseyin daha bir net oldugunu bütce yaparken anladım, hayatımın ilk bütcesini ciddi anlamda bugün yazmıs olmam ve dolunay bügüne damgasını vursun.

Bu gün gözlemlerimde şunlar var.



Yazınca hersey daha bir net.

İnsanlar dürüst değil

Çözümlerimi çok uzaklarda arıyorum.

Dertli kişilerle ilgilnemeyi, psikolog edasıyal bana yanlıs yapmıslar ise bile onları dinleyp anlamayı, benim basıma gelmiş olayı dısından görmeyi becerebiliyorum.

Sonrasında üstümede bir negatif his ve mutsuzluk oluyor.

Herkesin bir olayı bende kesin patlıyor, mesela ikili ilşkilerde yalanı secmiş bir kişinin yalanı bana sökmüyor.

Karsımdakini kendim gibi görme eğiliminden vaz gecmeliyim.

Benim olgunluguma yıllar sonra erişip ben yeni yeni böyleyim diyen kişileri hayatımda ne yapıcam bunu bilmiyorum. ( ögleden sonra aklıma gelen bir sey, herkesin algılama eşiği, aşma eşiği, kendinle karşılaşma cesareti zamanı farklı, anla)

Onların bende yarattıgı anlaşılmıyorum tahribatı canlandı, onlardan gelen seni anlıyorum ARTIK yaklaşımları ile. Tuhaf

İnsanım bunu kabul etmem lazım

Olgunum, kavrama ve gözlem yetimden dolayı, durmadan kendimle kaldıgımda iyilikten maraz dogar cınlamamalı kulaklarımda.

Önce sünger gibi alıp bir yerden sonra bir patlıyorum, karsımdaki siniyor.

Yapma sekerim neden yapıyorsun? de kendine ve düşünme!

Sabit bir demirbas bulma temmennisi

Rüyamda tramplenin ucundan tutunup önce traplenin ucuna tutunarak tramplenle birlikte esneyip kendimi boğaz’a bırakıyordum ve önce parmaklarım suda ve tüm bedenim, sonrasında da yukarı cıkıyordum, öyle bir cıkıstı ki bu,

Aslında ne cok diplere gitmişim diyordum içimden, bir ara da yukarı dogru kurbalağama yüzerken lacivert o kadar net ki gözümde ya cıkmamazsam dediğim bir anda pırıl pırıl gökyuzu ve boğazın tam ortasında yüzümü güneşe ceviyorum.



Birinin beni temin etmesini istiyorum, gercekliğe, aşka sevgiye.

Kendi kendime istemiyorum. Gelen türk ve yabancı cisimlerin ise sabit bir demirbaş olmasını istiyorum. Demirbaş zaten sabittir, gene de sabit diye belirtmek isterim.

Pazartesi, Ağustos 23

kim bu kişi, yanıma gelsin!

Temmuz ayına damgasını vuran yıldönümü kutlu kutlu olacak olayları daha yazamadan, ne o agustos mu bitiyor yoksa, en sevdiğim eylül kapıda, cıksın sweat shirt’ler sort giysend e dönüş yolunda üşüyüp diken diken günler gelsin, şarap içilsin filan, karakterli, kırmızı.






En yakından 24 temmuz ve 3 temmuz’a dogru anlatmaya başlıyorum bak!

Dinle son iki ayda ne insan halleri ile karsı karsıya gelinmiş, gerceğin görünen kısmının sadece esas gercegin yüzde birlik kısmı olduguna beni inandırmış.



Başlıyorum,



Dün anladım ki, fevri cıkısıma azcık bir yön verilmesi, beni iletişim ustası anlayış abidesi ulvi bir insan yapabiliyor, bir kelime seçimi yetiyor, karsımdakindne istediğim bilgiyi almaya ve olay neden oldu, nasıl oldu sorularımı rahatlamaya yetecek bilgilere kavusuyorum. Benim gercek biriyle yanyana durmam gerektiği, gövdelerinde görünmeyen bir soru işaret ile dolaşan bembeyaz kişilerden ve ya olmamış esmer güzeli tiplerden bana hayır gelmeyeceğine kadar araya aldıgım gözyasları ile gercek ve derin, tamam ,dogru kişiyle konusuyorum bir Pazar gecirdim.





Sonra evime yüyürken, üzerimdeki hisse baktım ve yolda düşürdüm bilerek, evin kapısındayken, içim rahat işim zor bir durumla karsı karsıyaydım. Karsımda iki cift güzel göz, karısık bir kafa, gercek duygular, özür dileyen ancak basına gelmiş olayın faturasını bana kesmek isteyen kendine yalancı bir kişi vardı. Konusurken bir yerde ağlamaya basladı hatta, bende sanki bebek ve aglıyor gibi kalkıp ona bira getirdim, tama yok önemli değil al bunu i. Diye, orta derece sefkat gösteremedim, oldukca soguk alkollü bir sefkattı. Sonrasında o konusurken konusurken bende bir aglama basladı, hayatımda ilk defa karsımda ben aptalım ve zayıfım diyen bir erkek görünce,

O direk güçlendi beni teselli etti.



Olayda da düşünce yani bu olay benimle ilgili degil, degişik bir filmde degil, basroldeki kız aynı ben demesem, olayda birsey yok. Genc ve yakısıklı oglan beni begeniyor, cok begeniyor, bunu söylüyor peki güzel, hadi diyoruz, sonrasında bana demediği kız arkadası sahneye cıkıyor, beni dert edip erkeği bırakıyor.

Bu konuda benim bir bilgim ve ilgim olmadıgı konuya kesin.

Üzülen bir yarım günüme üzgünüm şu an.



Aklım içinde soru işsareti gizli dısında kar beyaz deri kaplı istese de yanamaz kişide.

Bende aslında o kadar orda degilim. Gene de içinde yer aldıgım senaryoyu önceden okumus olsam, yok ben bu rolü almıyorum deme sansım olurdu, olamadı.



Herkül, süpermen, temel reis, ne zaman nerde geliyorsunuz karsıma..

Tek beklenti, dürüst ve sevgili olmanız.

Güç evet ne güzel gider, de ruh güçü karakter güçü..



Fani dünyada durumlar ani,

saglam durmalı, durdurmalı.


devam edecek, henüz gecen pazar yani dünü kaleme aldım..

Adriano Pedrosa

Adriano Pedrosa


1965 yılında Rio de Janeiro'da doğan sanatçı, küratör, editör ve yazar Adriano Pedrosa, Artforum (New York), Art Nexus (Bogota), Art+Text (Sidney), Tate etc (Londra), Exit (Madrid) ve Frieze (Londra) gibi dünya çapında güncel sanat yayınlarında makaleler yayımladı.

Pazar, Ağustos 22

aşk askısı

Bu benimle ilgili bir problem degil, yapmış oldugum hata da yok, Mesajı aldım, aşk için yanlıs zamandayım. Şu an için aşk'ı askıya alıyorum. doru zamanda bana ait olan mutlaka gelip beni bulacak.

Cuma, Ağustos 20

gene öylesine

Saptama




Bu sabah kendi evimde sessiz olmaya calısırken, cok tuhaf hissetmişim kendimi, benden daha duygusal diye gecirdim içimden, sonra da yakaladım dedim

Kendimi.



Karsılastırma, ne kendin gibi bil ne de kendinden daha daha az gibi düşünme.

O baskası cünkü. Ve fransızca ögren.



Le petit Nicola’yı biliyor musun evet cok severim, biz de ona Pıtırcık deniyor diyip gülmek. Aslında bilgi manyagı bir insan olarak, baska kültürün insanıyla olmakta bu acıdan güzel.



Şu an yapmaya calıstıgım ne?

Kendimi ikna.

Deli miyim ?

Perşembe, Ağustos 19

bosluk doldurmak ıcın bır yazı

konum çok o nedenle yazı ne şekil alacak bir fikrim yok.
her ilşki bize kendimizi gösteriyorsa şu an ne kadar harika biri oldugumu her an her dakika görüyorum ve pek memnunum, yarım saat daha bir yarım saat, suratım cok daha güzel, gözlerim daha anlamlı, içim öyle rahat ki dışımda da bir sende ne var bu aralar sorusuna neden oluyor.


uzun zamandır düşlediğim bir olay gercekleşti. bu gelişme yeni blogun habercisi,
konusu olan bir blog, diger bir kararımda bu blogumu editlemek uzere yazılarımdan yazı cıkarmak ıcın baslamıs olsamda, yani bir gün gelir ben oturup bu blogtaki tüm yazıları iş edinir be başlarım, hissettiklerimle kalem aldıgım kısalı uzunlu yazıların bazılarındna oyku bazılarından deneme diye yazılmısı yazarım diye düşünmüştüm.

.bunun iyi bir fikir olmadıgını senden yazar olur diyen bir yazar da söyledi,
o kadar yazamıyorum ki şu an..
kendine hsa tarzım daha da bir has oldu, sabah okudugumda ben ne anlarım bu yazıdan merak ettim..
kacıncı kez bılmıyorum serseri mayınları izliyorum
bu sefer italyanca ızlıyorum
alt yazılar gene bızım dılımızde ancak,
gözlüklerimi her nereye koyduysam bulamadım
zaten konuyu ezberledim ve sanki italyanca anlayacagım gibi gelliyor.
az sonra
fransızca anlamadan anlayacagım

heyecanım var..

pijamalarımlayım kabul edilir mi yazdım
elbette hatta tavsıye edılır yazdı..

ikiinsanın yakınlasması ve anlasması
asık olması ıcın bir saniye yeterli düşüncemi destekleyen bir karsı cins ile el eleyim..

bu sefer yazıcam neler hisettiklerimi tembellık etmeyip

bakalım bu ılıskıde benım ıcın neler saklı?
içimden gecenler ile
gerceklesenler aynı mı olacak?

düşünemeyen ahlim hosuma gidiyor
acaip üzülmüş ve soru işsaretleriile cevrili olmus bir dönemden sonra bçyle bir etkileşimin içine düştüğüm için cok mutluyum..
ilkokul gonluklerımı andıran bu yazı
ne zaman biter,
kapı caldıgında...
kapı ne zaman calar?

bir hafta ne de cabuk gecti..

hergun ne tatlı mesajlasmalar ve duygu bıldırımlerı yasadık..

insan ister istemez soruyor, onda ne den oyle olmadı dıye
olurken olmadı

kopuktu kopuktu zincir olduramadık..
sarkısısız biz belki de..

Cuma, Ağustos 6

Kir top taşlar korku düğmeleri

İki insanın arasında konusmalar gecerken bünyede kir top taş varsa arada akması gereken enerjiyi öyle bir etkiler ki, mayın tarlasında yürümeye benzer sohbetler. Dediklerini sen öyle demesen de o öyle anlayabilir, sadece o lafın onda olusturdugu algıdan. Yazamıyorum. Kafamda yerine oturan hersey su an beni yordu ve uykumu getirdi. Ağlattı da. Değişiyorum. Anlıyorum kendimi.

Perşembe, Ağustos 5

beze

Beze




En sevdiğim tatlıydı, beze aslında tatlı mı, her zaman yenebilecek bir atıştırmalık. Halam O kadar güzel yapar ki. Özledim. Artık yapamaz herhalde, aslında eve cıksa beraberce yapabiliriz.

En azından sahitlik yapar ben yaparken, aksam evde beze yapıcam, kendi mini fırınımda sadece 10 tane, fakat mikserim yok. O zaman vazgectim, peynirleri yicem..

Sadece peynir olsa yasarım, bir de balık.

Bir de sarap ve üzüm ve elma.

aşk

Bitti denen yerden başlamak

Belki de sevinçle kucaklaşıp başlarız kaldığımız yerden

Gibi eski türkce parcalara girdim cıkamıyorum.



Asık oldum.

Kabul..



Hissettiğime memnun özlediğime ve duruma üzgünüm.

Uyumsuzluk

Yazacak çok sey var, heyecanlı oldugum için tüm hersey kafamda kilit, duruyorum. Bu cümleden başka bir duruma cevap cıkar mı ki hayatımdan?






Bugün sarkı ve yazı konusunda netleştim. Sevgili yavrum annen ne istediğini tam 35 yasonda anladı derken hayal ettim kendimi. Ve bu çok hoşuma gitti. Şu an kadar düşediğim eler, annemle garage sala’lerden alınan, biz bu sandalyelerle napacağız anları, hepsinden birer adet yerim olmus ve saklamıs olsam özlemi.



Bizden dagalan esyalarla döşenen evler, her evden merhaba şu sandlye bizimdi alabilri miyim diye izin istesem oldu bu iş.



Kutuları dün Efe ile yakmaya çalıştık, yapmaya çalıştık. Frued aramızda, dilim sürçtü, yapmak ve yapamaktan dolayı yakmak ve bu cümle bana seni hatırlattı. Nerdesin?

Özledim.



Matık girerek burda araya, nesii özledin ne kadar zaman gecirdin denebilir ki mantık girmesin araya, boş cünkü mantık girmesi, olay sezgisel ve duygusal.

Yasadıgım anların bende biriktrdikleri, içimde olanları tetiklemesi, kendime ifade etmem ve sonrasında ona etmem. Onunda bana aslında tam ne demek istedi bu şimdi dedirten bir acıklamasını hatırlamam, uyku oncesi bir anda,



Ben seni üzerinde beyaz şey varken ilk begğendiğimde sana yaklaşsam böyle olmazdı.açıklaması..



Vaka calısmasına hoşgeldiniz. Sizin anlamanız gereken aslında hiçbirsey anlamanıza gerek olmadığı.



Evde uyumsuzlugu sevmemin nedenilerini uyumsuz karakterime bir o kadar uydu mu uyan, uyumsulara gayet iyi gittiğime baglamya niyetindeydim, hatta Tomris Uyar’ın Bir uyumsuz’un noktlarından alıntılar yapmaya bile niyetim vardı.



Bir baska sefere!

ozan sezen kenan

İnsan bunaldıgını düşündüğünü anlarda kendinle konusa konusa sonunda bir noktaya geliyor, koltukta tüm etraf hava üzerine inmişken ve dünyayı sadece senin o anda gördüğün kadar görürken birden sana gelen bir mesajla, evet ben cıkmak sitiyorum dısarı ve evde bulunmayacagım kararınla, girdiğin ortam kendi kendinle yaptıgın konusmaların son noktasını koyuyor ve ortam flue halini netliğe bırakıyor.




Yazar burda ne demek istedi, einstein mantıgı ile basit yaklasırsak, dün evde karalar baglamış oturuken arkadasım planın yoksa hadi ozan dogulu dedi, ve enerjilerini direk kendime katıp toparladım. Gecenlerde bir sıkıldıgımda corridor’a gidip harika parçalar eşliğinde dansettiğimde de aynı hisle uyanmıstım. Demek ki, tedavim, iyileşme yöntemim bu, benim.



Hep de bu böyle oldu, çoklu düşünüp ortamı sünger gibi içime cekip özümsediğimden yoruldum da iyileşirken.



Dün sadece parcaları dinlemek değildi yaptıgım, mesela, ajda, hareketleri ne zarif, vucudu 70 yasına ragmen cimdik derken ne kadar ifadesiz ve copy paste, hi özgün degil, sadece iletici, sunucu dedim. Tek sansı iyi yorumlayabilmesi, bu kişiler beni cok etkisinde tutamıyor tutmuyor, marka bir ayakkabının inciş tarafından üretilmiş bir kopyasından farkı yok, burcunu düşündüm, kova. Şaşmamalı.



Sezen, o kısa boyuna blık etine ve aslında ne o kıyafet diyecekken bir söylemye baslıyor, iki laf ediyor, hemen aklına, ruh geliyor, içtenlik geliyor, destek olunması geliyor, ve kendinden parcalar vererek yarattıgı santcılar, kendini cogaltmış hem de baska baska tiplemelerde, onu hatırlatmayan kişiler, demek ki her kişideki kişinin kendini görebilme potansiyeli hayata gecirme özelliği var.



Enerji.



Kendimi dengelememe neden oldan tüm yengeçlere teşekkür. Sezen, Begüm ve ben.

Salı, Ağustos 3

Jessica Abla'ma mektup 2

Jessica Abla;




Şu an koşu bandına ayakkabısının bagları sıkısıp düşmesini istediğim canlılar var.

Bakalım, gögsümdeki hipopotam’a ragmen sana güzel bir mektup yazabilir miyim?



Hintli de değilim, nedendir bu öküz’e tapmalar?



Book of answers kitabı yerine, sorular kitabı çıkarıcam ben. İnsanogluna ait, bu konuşmamalar, neden dilimiz var sence, Jessica Abla?



Merak ediyorum bunu, bitki gibi durmak, hayvan degilsen tilki gibi yaklaşmak, hep gibi sen degil, insana ait değil, ne olursa olsun insan olmak sart. Kendinle karsılastıgına emin oldugum kişilerin olgun çıkmaması iletişim kurmaması mutsuz ediyor beni, işte bu noktada onlara ne olsun biliyor musun Jessica Abla, koşu bandından düşsünler ve içecekleri viskileri olmasın, yatınca uykular kaçsın..

Beni sevmediler, istemediler diye degil, acık olamadılar, dengesiz oldular diye.


Öperim.

düşünce seridi 2

Dizimin içinden bir bir hat geciyor bu sabah, psikolojik mi diyorum, neydi diyorum dizimizi hasta edip agrıtmanın sebebi, ve bende hiç olmazken su an neden basgösterdi, evimin ekeltirigi kesik bu bana neyin ifadesi diyorum ve kızılderili oldugum için acaba gecelecek olan bir felaketin mi habercisi bu sevgili diz ağrısı? Egom, uyumsuzlugum iş basında, daha dogrusu diz başında.




Gece neden rüyamda durmadan üniversiteden sonra koptugum kişiyi görmekteyim.Sahneler bana hosluk yapması ve benim de ona artık bu hosluklar anlamsız ben affederim acank affettigim konuyu asla unutmam ve sen nuh desen de paygamber olamassın kategorsinden gül gibi gecinmem, oysa ki, neden? Madem affettin eskiye dön, aslında eskiye dön derken, döencek yer yok bunu hiç düşünmedim, ortak ne var ki? Onun benim evimi fasilite olarak kullanmasından ve

Sonrasında da kendi düzenine gectiğinde arıza yapmasında baska, benim aklımı kalbimi anladı mı bir kere de olsa? Hayır. Eglenmek güzeldir, bir yere kadar.





Bazı ben bunu düşündümleri okuyunca insan hem daha onceden okumayıp bu mertebeye kendine gelip düşündüğüne seviniyor bazen de önceden okumus bilmiş olsam baska bir bilişie gecerdim diyor, ancak gene bu sabah uynadıgımda sunu gördüm ki, düşündüm ki, aslında düşündüğün herşey düşünüldü, sen kendine göre düşünüp olunca bu bir mertebe, mertebeyi oluş senin kendinde vardıgın farkındalık diyorum.



Neleri sevdim,

Kendim deneyip evet bu bana uygun dedgiğim ieyleri hem cok sevdim hem hep sevdim.



Dönüştürüyorsa sanat, kendimi sanat olarak konumluyorum, daha önceki yazılarımdan da bunu yaptım, beni dönüşteren kişileri de sanat olarak tanımlıyorum. Aşık oluyorum.



Özünü gördüğümü hissediyorum, o öze ait olmayan davranıslara maru kalınca üzlüyor ve o kişide diplerde de olsa öz davranısa ulaşana kadar zorluyorum. O kişiler bundan kacıyor, ve hastalık sahibiler aslında, bu özden kactıkları için hastalanmıslar..



Bugün düşünce seriti, bu sekilde.