Pazartesi, Mayıs 31

bob dylan

bir tane daha yasayan efsaneyi canlı dinlemiş olarak uykuya gidiyorum..
hergun balık ve konseregiderek yasamak cok keyifli olur..acık hava balık konser
cık hava balık konser..

istanbul da yasarken leylayı yıkarken bir saat sonrasında konerd olmak duygusunu sevıyorum..sanki buralar benim..
cok sevıyorum..
kendıme olan ıtırıfslarla da cok hafıfledım..hersey kısa surede harıka olacak..
degısım yakındır..

Hülya

Hülya Özge Özdoğan



Aslında göbek adım gibi hülyalardayım genelde..

Babam Mürşide sil hülya, sil mürşide seklinde bir kararsızlıkla sonunda mürşide göbek ismine karar kılmış.



Dün de bunu ögrendim.



Cuma günü haftasonuna 6 kadeh rakı içerek, girdim, bir nevi, bırakmak lazım ritueliydi benim için, etrafımdaki aynalıklarım iş basındaydı ve bende kabule geçmiştim. Ancak kabul eşiğim hasbel kader gittiğim Suada Vitra partisin’de

Yere serilmiş olan su ile ilgili bir partinin, bogazın üstünü halıfleks le kaplayıp sigara içirtmesi üzerine delirdim. Sevmedim, üzüldüm. Ferhan sensoy yerine, işimle ilgili gitmek istediğim gece eglencesini tercih etmem üzerine, iki ayrı ucda kalmıs ruhum sıkıldı.



Sonrasında mantı ve ev.

Ertesi sabah spor ve sauna..



Akabinde karşıya geçtim, annem ve halam

Ertesi gün Ahmetler, halam ve annemle moda.



Akşam ev ve Before Sunrise.



Tüm bunlar olurken kendime olan itirafım. İtiraf şuydu, ben seni unutmamışım. Unutmaya inanmıyorum.

Çarşamba, Mayıs 26

Bakalım hangisi?

Aynı anda 2 sey yapmak isteğinde ne olur?

Önceliklerin adı üstünede sana en önce faydası olacak olan ne ise yapmanda fayda var..
İkisi de aslında oldugu durumlar cok cıkıyor karsıma.
İkisi de
Anneni mi seviyorsun babanı mı gibi durumlar?
Saçmadır ya bu soru , ikisi dedir cevabı.
Öyle,
Birinci plan mı ikinci plan mı?

Bu aile ilişkileri sende yarattıgı celişkileri.

Dogur dogurul sonra da baskısın dogurdugunuyla baskasını dogur herkes biribine böylelikle baglansın sonuç da bagımsız bir birey olsun fakat baglı.

özge özdoğan

merak ediyorum.

Önce isim.


Sonra aradıgını düşündüğü seyi duymak

Sonra remsini görmek

Sonrasında yazı ile konusmak gülmek

İlgimi cekmesi

Ondna gelecek notları beklemek

Bulusma daveti

Bulusma gününe kadar sesini

Merak etmek

Sesini cok merak etmek

Sesini duyup boyunu merak etmek

Şu an tavır merakındayım.

Salı, Mayıs 25

Koçumdu! Di'li geçmiş zaman.

Ah be koçum ah'in tam kalpten sökülüp kagıda döküldüğü bir yazıyı okudum ve ağlıyorum.

Kalpten çıkan kalbe gidiyor ve  koçum kelimesi halamı hatırlatıyor ve boğazımda düğüm düğüm ölüm karsımızda.

Ölüm denilince aklıma gelenler;

Amcamın ölüm haberi ile babamın ağlayışı,
6 numaradan cıkıp 7 numaraya geçişim,
Yunus'un ölüm haberini gece evde TV'den duyup, dizlerimi dövüşüm.
Zuzu'nun ölümü.



Ölüm iyi birseydir diyorum belki, ancak özlem duymak, geride kalmak en korkutanı..Vardı ve yok artık o'nın kabulu. Ölüm haberi ile hersey ne kadar önemsizleşiyor, bir gün bir yerde ve biz bilmezken çat film kopacak bilgisi bizdeyken içinde yasmaya calıstıgımız hayat ve tepkilerimiz ne manasız.


Herşey flue şu an.
Net olan tek bir şey var.

Aldıgım haberle bende canlanan acılar ve, artık koç gibi kardeşi hala "var" olsa da iletişim kuramayacağı bir boyutta "var" olan, bir ablanın mesajı net.

mevsim normalleri

Nasılsın?
Normal.
Mevsim normalleri ancak.
Sabah 25 dereceyim öglen yağmur yağabilir.

Pazartesi, Mayıs 24

Tek gerçek ölüm.

Her sabah bugun neler olacak diye uyanırım.

Bazen sabahları duşta bugün öyle birşey olsun ki şaşırayım derim, ve genelde olur gelir bir haber kulağıma.
Bu sabah enerjik kendiliğinden tam 6’da uyandım.
Daha çok yasıyor olamanın verdiği mutluluk oluyor erken kalkınca bir de saatsiz. Kendiliğinden.


Ofise geldiğimde ekipten kimseyi göremeyince, aldım haberleri bir bir. Sima olarak Ankara’da ve banka’da rast geldiğim bir çoçuk ölmüş. Başka faza geçmiş.

Hayatın kendisi dahil hiçbirşey ciddi değil

Her an ölebilirsin.Tek ciddi kısım bu. Her an ölebilirsin.


 http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2000/09/17/241289.asp

Pazar, Mayıs 23

Heycandan uyku tutmadı..

Bugün özel bir gün. rastlantılar, sadece içimden geldi diye yola cıkıp, onca tatlı an'la ev dönmem..
İstanbul ve Atam sana teşekkürler.
Hayat bu değil mi? An biriktirmek.
Özge.

dogrusu yanlısı yok..

uyandım, saat kurmadan..hemen aynaya baktım şişlerim daha azalmış mı diye, azalmış..hissediyorum hala bakmazken ölçüm bu, ne zaman gözlerimi herzaman oldugu gibi onlar yerinde dursa da hissedemiyeceğim işte o zaman tam iyileştim. .ilacın cok uyku getirmesine ragmen daha iyiyim bugun.
Kursa pazar giderim dedim ancak gidebilecek miyim bilmiyorum. Yer toz sokaktaki polenler benim için iyi degil şu sıralar.

Fiziksel konrolümdn sonra kahvemi cektim..Eve yaydıgı koku ve çekene kadar yaptıgım işlemler bana keyif veriyor.Kendime kahve yapmayı çok seviyorum,çekirdekten dudağa.

Yanlıs dogru dediğim anları yok etmek üzere düşünceler sardı. Bna yanlış dogru diyenleri de etrafımdan yok eder bu formül. En son yanlış yaptın diye başladıgım cümleyi tipexledim sonra altında kaldı cümlecik diye, harfleri sondan basa söktüm cümleden ve böylece yok oldular.  Yanlışlar ve doğrular veya bana bu uygunlar ile baslayan cümlelrin içimzdeki olumlu dan degilde egodan negatiften geldiğini düşünüyorum.

Kahvem oldu.

Kısa bir ara, sonra tekrar beraberiz.

Tam kalkarken, aslında gecen 10 yıldır düşündüğüm şeyler sözleşmiş ve bu yıl tam bir demirlenme ve farkındalıga erişmek için can atıyor. Hayatımın aşkı bana hem de hiç de hoş olmayan bir yol ile yani e mail ile ben dönmüyorum yazdıgında, önce ona kısaca s...g...yazıp daha sonrasında da eger bunu yapıyorsa bır bildiği vardır vey abir korktugu vardır diyip, kendi içimi ferah tutmustum ve zamnı geldikce bana herseyı güel güzel anlatmıstı. sadece ben kendimi hırpalamayaı secmedim. Onu şuçlamadım. Kendi mi de.

Kısa bir ara...

.kısa bir arada, cihangir van kahvaltı evine kahvaltıya gittim, leyla ben ali didem..
sonrasında  beyoglu ve galata gezisi. pera müzesinde botero sergisi..kırmızı ve pembenin mükemmel uyumu, maviden aldıgım kırmızı pempe zamannın sweatshırltlerını hatırlattı ve renklerine hayran kaldıgım almodovar filmlerini..

sonrasından didemler handeye gecerken, sabah uyandıgımda içimden gelen ses sırt cantası al demişti,
onu almak için atlas pasajına girdim, orda yok yokken, sırt cantası yoktu.Bugün tiyatro için ne yaptın dedim kendime, halep pasajını görünce, girdim, ferhan sensoy, ruhundan tramvay gecen adam a bilet aldım, oyunu beklerken, de sırt cantama kavustum, efeye de aldım bir adet..
Ferhan Sensoy'a ve yazdıklarına hayranım..Bir kez rüyamda görmüştüm, hala net hatırlaıgım bir rüya, o kılıktaydı, iç mekan..rüyam gece ve dıs mekandı, frag aynıydı ancak. 
Falınızda rönesansa var kitabının son kopyasını aldım ve imzalattım..
Çok heyecan duydum.

Sauna, avatarlıgım azalması ve ev..Sabah makul ölçülerde uyanmak dışında bir isteğim yok.

Heyecanım anlam'da!

Cumartesi, Mayıs 22

Başlangıçta hersey normaldi!

yolu sasirdik istinye yerine baltalimani'na saptik baslangicta her sey normaldi :)


4 saat önce.Ozge Ozdogan daha sonra hava bozdui yere çiselemeye baslayan yamur tozla karısarak arabanın lastiklerinin kaymasına neden oldu ve...

4 saat önce · .Ahmet Ore kapagi spor salonuna atti ve yagan yagmuru izleyerek hicbir yere varmayacagini bile bile oldugu yerde kosup durdu

3 saat önce.Ozge Ozdogan henüz başlangıçtı. hersey hala ona normal geliyor ve kendini yol almıyor sanıyordu. durda bir dinlese aslında nerelere gidecekti!

3 saat önce · .Ahmet Ore gördüklerine güvenmeyi öğrenebilseydi her şey daha da kolaylaşacaktı.

2 saat önce.Ozge Ozdogan düşündüğü herseyin yasamını belirlediğini bilse gördüklerine güvenir, aksi takdirde güvenmiyorsa görmemek için baska diyarlara giderdi.



2 saat önce · .Ahmet Ore akli hep baska diyarlarda olsa da zamani kolluyor gununu bekliyordu, belki o zamana kadar bir seyler kendiliginden gelisiverirdi.



hala oldugu yerde saymaktan sıkıldı, kosu bandindan indi, dusunu alip salondan cikti. yagmur devam ediyordu.

2 saat önce.Ozge Ozdogan Yagmurda yere bakarak yürüken yerde duran gözlüğe takıldı gözü.

.aldı ve taktı gözlerine, gözlük şişecamdı, 8 numara falandı, dedi ki kendi kendine, bir süre işime gelmeyen anlarda takarım ben bu gözlüğü görürüm etrafı bu camlar ardında..İçinde bir memnunluk, bıraktı kendini yagmurlu sokaklara..

2 saat önce · .Ahmet Ore her zaman yürüdüğü sokakta, bu kez buğulu iki camın arkasında, önce çocukça bir sevinç, sonra muzipçe bir sakarlıkla, bu saçmasapan temmuz yağmurunda, evine doğru ezber rotasında ağır aksak, düşe çarpa, vura kıra ilerlemeye başladı.

2 saat önce.Ozge Ozdogan yürüdükce o etrafındaki evler degişiyordu, tam bir sokağa geldim derken, işte bu sokaktan sonra bizim sokak derken, hiçbirzaman kendi sokagına gelmiyor ve yürümektende yorulmaya başlıyordu.Başlangıçta herşey normaldi, ama ya şimdi?

2 saat önce · .Ahmet Ore ezbere bildiğini sandığı, gözü kapalı bulacağına inandığı yollarda şimdi çaresizce dolaşıyor, gözlüğünü çıkartmayı kabul etse, hatta gözünü kapatmayı denese hayatı kolaylaşacakken o inatla nereye gittiğini bilmeden ortalıkta fır dönüyordu.



yürümekten ya da sağa sola çarpmaktan değil ama kendi eliyle içine düştüğü duruma direnmekten yoruldu, kaldırımın ıslağına oturdu.



hiç bitmeyecekmişçesine yağan yağmur aniden durdu.

yaklaşık bir saat önce.Ozge Ozdogan -SON-

yaklaşık bir dakika önce

22 mayıs geldi böyle..

uyandım. serince.
yüzüme mineral su ile püskütme ve püskürtmenin takibinde gelen ferahlık uyguladım..
gölzerim avatar hala, damlalarımı sıktım. bekledim gözüm özümsesin diye, jalktım yüzüme baktım.
o kadar şiş ki, canım hiçbirsey yapmak istemiyor. gözlerimizi veya aslında her organımızı sadece basına birsey gelince mi hissdeiyoruz, şu an aklıma halamı ve nevval teyzeyi getiriyorum ki kendime buna neden kafanı bu kadar yoruyorsun diye aslında içten içe de şükür geliyor, iyiki bu da o değil gibi aslında
o da olabilir o zaman ne yapıcan düşün taşın gibi bir histe geliyor.

.sonra kahvaltı planı yapıyorum kafamda, aslında tek planlamışken facebook:'ta bana uyan biryerde kahvaltı edecek olan kişilee katılmaya karar veriyorum. Facebook avatar resimlerimi yüklesem diyorum, şu anki ben bu şekilde çünkü.  sonrasında bu insanların üzülmesine neden olur diyip vazgeciyorum..kalkan oncesi ve sonrası..konjuktivitle tanış..
yüklenen fotolar mutluluk ve eglence anları baslka birsey degil o halde ınsanlar orda ben ne kadar mutlyum bakında eglendım seklınde paylaşıyor..
ben neden paylaşıyorum
yanlzı yaptıgım konularda eslık edın dıye ve ya kendım ıcın dokumentary olsun dıye paylaşıyorum.
nelere bakıyorum leylaya
sankı off line da gömuyorum gibi,
hoslanmadıgım cocouk profilen ne yklemiş diye bakıyorum ki şu an hoşlandıgım çoçuk yok..

hala arkadaslarımı bekliyorum
ancak cıktım diyorlar..yasarken aklıma gelenı anında yapınca rahat ediyorum.
kahvaltıya gideyim ben komutu geldikten sonra hemn cıkılıp gidicelcek.bekle et rahatsız ediyor.
komin hareketlerde bir sekilde birini beklemek lazım.
ikili ilşkide de beklemek lazım.
ikili ilşki zaten bir komine iyi bir pilot uygulama.
yazdıkca geliyor aferim,
bu blogu neden acmıstım en en basa git..
sene 2007, içimden gelmişti.
3 yıldır birlikteyiz arada yeni denemeler aldım hepsi de 2010 a denk geldi.
hayatımda hep biryer kapladı yazmak..hem yazdıklarım hem de yazdıktan onsra o defterler..ne floppy diskler ve fax sayfları zamanında. ne günlükler, attım bir cogunu..neden insanlar kapalıyken ben belge veriyorum ortalıga dedim
aynı sendrom facebook ta rahat paylaşımlarımı kısmam gibi de bas gösterdi.
kendime dogru soruyu sorup cevabını aldıgımda rahat edeceğim.
şuanki kısmı rahatlık..
rahatım evet, sorgulama hakim ancak..
dagın en tepesine fiziksel acılar içinde varıp bu daga cıkıs böyleymiş bir daha ki cıkısımda aklımda olur
inancı yok hayatla ilgili
bir dolu deneyim var degişken.

blog benımdır kendıme kayıt derken bıle okunmaya baslamsı ıle benımhaberım olmayan neler gelıstı dıs dunyada acaba..
ancak su andan sonra

yuzum bu kadar şisken
ve halamın ki bunun iki katı şişebilmişlken
tek bir inandıgım var, içinde geliyorsa yap..içinden geciyorsa yaz...

o kadar cok kişi var ki kendi içinden gecenin kabul etmeyen nerdeyse benim içim degil diyecek o derecede..
az cok belli bir dünyada mucizeler bekleyerek yasamak küçük mutlulukları cogaltabilemek ve sevdiğimi tam severek cogalabilmek..

Cuma, Mayıs 21

.avatarım bu sabah ama mavi değilim.

Sabah uyandıgımda yuzumde inanılmaz bir gerginlk hissettim.
Aynaya baktıgımda ise, bir şiir geldi aklıma İstanbul'ı dşünüyorum gözlerim kapalı.
Yüzümü maviye boyasam avatardım, ancak buna vaktim ve moralim yoktu..Hılzıca dünya göz hastenesine gittim.
Sabahın kör saatinde doktor vardı, gözüme muayen için birsey sürmek istediğinde sürdüremeyeceğimi göz konusunda hassas oldugumu ve bunun 7 yasımda gözüme sapan atılmıs olmasna baglı oldugunu ilettim
ve bu iletmenin akabinde de ben bundan mı hassasım ya, ve lazer olamıyorm ve ayrıca lens takarken o kadar zorlanmıstım dedim.
Konjonktivit cıktı.
Alerjik, avatarca şişmemin nedni bumus..Bir sürü ilaç ve kapalı göz uyku isrirahat verdi.
Israrla sordum, deniz günesten mi diye, hayır cevabını aldım.
Moralim bozuldu agladım. Canlanan korkularım ve kactıgım ıslerın gozumden belırdıgını ve sısırdıgını dusundum.
Eskiden sahip oldugum ve gecmıs olan bir hastalıgın yekrar gelmesının benı uzdugunu dusundum. Halama gectım orda dusuncelerden ona soylenen teshısten neler hıssedebılmıs olabılecıne baglandım.
Su hayatı ne cok sevıyorum dedım, en ozunde olesim yok.kimse olsun de ıstemıyorum..
Sabah evime yürüken ağlaya ağlaya öldüm.

Bazı sacma atasözlerimiz de yok değil.
Şimdi şiş azıcık indi, ilaçların etkisi ile tüm gün uyudum, rahat uyku değildi ancaki zihnimin durmadan tekrar ettiği bana yararlı olmayan düşüncelerdi.
Hastalıgımın psikolojik nedenine neden olan kimselere burdan sevgi, affettim sizi, lütfen bi zahmet defolun olur mu?

Perşembe, Mayıs 20

Şeytan

Öyle bir an geliyor ki, duruyorsun.
Açıp telefonu söylemek istediklerin var. Duruyorsun.

Şeytandır , bana yapmaz dediğin biri sana şeytanlık yapmıstır.
Olmuş.Zaten eşşek gibi farkında oldugu seytanlıgın altını çizesin var.


Çizince ne olacak? Hiç bir şey.

Tek bir şey demeden onu kendi şeytanlıgı ile bırakmak, enerjiyi kesmek. Tam okkalı bir terlik fırlatmak lazım, o kosarken kapıdan geçip dönüp terlikten yırtmaya çalışsa bile, dönsün terlik bulsun onun poposunu yaksın canını..

Tek sorman gereken kendine ben kime seytanlık yaptımdır.

Esas denilecek denilemeyip aynı manada 3 cümle kurulmuş, belki de kendi bile kurmamış,  zamanında yapamadıgı acıklamalar şu an kıçını tırmalamış,  birisi ona kurdurtmuş, sacma ifadesi ve içtenlikten uzak bir tarzı ile kıskanmıs karı versiyonu cümleli mesaj. Hem de Kaş'ta kuzenle rakı balık ve deniz eşliğindeyken..Hilal yeni batmış!

Davranışlarımın nedeni budur, ve sana da ultimotom geldi sende al bu mesajı kudur.
Yok ya, kuralları ne zamandan beri sen koyuyorsun?
Parmakta oynatılacak birisin, sezgim var ki oynatılıyorsun şu an.
Bana gösterdiğin zeki, yemez kişi, güçün yok olmuş.
Güçlü dediğin ilişkin ise muamma!
Atladıgın bir sey, iki hafta önceki davranıslarının nedenini merak ediyorum ben.
Neden hayatıma girdiğini merak ediyorum.
Benim telefonumda işin ne?
Kopuk kopukken zamanlarında neden bahanelerde yüzdün ve en son talihsiz sms gibi net bilgiler veremedin?

Davranışlarının nedenini merak etmedim, sormadım da.
Rüzgar eken fırtına biçer.

Havada asılı kalmış cümleler kelimeler sana birsey ifade etse de rüyada bağaramamak gibi bir his. Sorulmaktan bıkılıp usanılmayan soru, Niçin?

Sezdiklerinde bir sekilde gelir kulagına, birinci ağızdan gelmesi tercih nedenidir.

Ne yapalım, gemi Zeus, kaptan Ali olunca, yola cıkılmıyor. Denizi görüyorsun dalgalı. Kaptan'ın acıklamaları da dalgasız taraftan gideriz olunca...

Salı, Mayıs 18

patara

italyanca söylesim geliyor, paaataarrrrraaaaaaa...
indim araçtan ve yürümeye basladımi uzaktan bir buz yesili görüntü ve tamamen görünce aman allahım ya nedir bu dedim ve direk kostum atlamadım ancak dibine girip dalgalrla oyun oynadım..asagı yukarı yürüdüm ve parande atmak ıstedim..hemen ögrenmeliyim parande atmayı...
o ucsu bucaksız sahil ki bu tanım cok klişe patarayı anlatmak için, parande at didrityo bana..
az sonra kalkandan kas a geciyorum.
bu da spontan gelişen bir serendipity olayı..
kuezenimle rakı balık..
haytaımda ıkıncı gorusum adam akıllı
ancak kafamız aynı hıssındeydım..
patara aynı bournemout gıbıyfı
aynı deniz hissi..
yazıcam..kaş otobüsüm geldi gitmeliyim...

Pazartesi, Mayıs 17

cafe leon

ikinci günümde yürürken bir yer kesfettim..
detaylaı defterde buraya da gecer belki de gecmez,dizgisiz olanı scan ettirip basarım..

aksam yemeğine geldim..gündüz keyfimden aldıgım hisle..
iyi ki de gelmişim.

bir sofra ..
sanki evimdeyim..
her tabaktan ayrı br sevdiğim selam veriyor..
salata sosounun suyuna en son halmada banmıstım.
aynı hala salatası tadı,
köfte üstünde püre erimiş annem sitil.
imam bayıldı gene baannemde aldıgım bir tat, salata bisim asagı evde de annem yapardı dereotlu coban salatası..pilav annemin ki gibiydi, azcık ne derler ona, sey, nasıl desem lezzetli ancak lapa..Gene de leziz..

sonra burdaki kişibuda benden dedi, bir küçükkase de mantı getirdi..tabaklar annem stil.


insan mutluluk bu...
dısarda gördüğün birseyi evinde de görmüş bilmiş tatmıs olmak..
dısarlar ile az için oluyor bu durumda, yada evi hatırlatan dısarlar seni  cekiyor..


enişteme bize leziz balık yaptıgında ara sıcak yok mu dediğim geldi aklıma!

bugun suda, babam karadeniz tirebolu sahili geldi, allah bana babamı bagasladı sükürler olsun dedim..
ikizlerin tuzluk karabiberlik gibi sahilde oturup aglayısı habersiz, annenim suya atlayıp babamı kurtarmaya gidişi
benim anne gitme diyişim baannemin yerden yükselerek uzaya kadar zıpalayıp kendini yere atısı, benim ağlayarak baba diyişim sadece sonrasında kayık gitti, babamı aldı baygın sahile getirdi..tüm halkın sahile inişi..
o gün evden herpbirlikte cıktılar, babalarını karadeniz aldı köy hikayelerine konu olmayan, bir aileyiz biz.
tanrım şükürler olsun.

mutlu bir yazı bu...arada bir ölümden dönme hikayesi girse de, girme nedeni hikayenin, bugün herkes hayatta demek..

kalkan ı cok sevdim.
çok.

hey jes..

sana abla demek yok
hem israf gereksiz
yiğiti öldür ancak hakkını yeme
derler

bir düşün..

Pazar, Mayıs 16

daktilo

canım daktilo seklide font istiyor.
en sevdiğim daktilo fontı..yazının karakterini nasıl kullandıgın kalem ve el yazın belirlerse
burda yazdıklarını da okuyana guzel sunan aslında okumasa da bile gördüğünden esinlenecek
bir resim cizmek harflerle..
karsımda su an deniz ve durmadan guuugggukk ggguuuuk  yapan kuş..Adı ne bilmiyorum..gugukkusu..
kalkana geldiğimden beri iyice saptııtım sadece ne gelirse yazıyorum..

ve cok mutluyum..
anlasılma kaygım yok
yok oldu

eleştiri kabul etmeyen ancak sürekli eleştiren farkında bile olmayan kesim..eski acık sarı desene!!!
şu an fener için zıplayan bir kişi var..telde canlı..nasıl seviniyor macta...onun coskusu bana geciyor zaten bende cosku su an silsile..

sadece tonik içiyorum..yolarda yürürken..ındıan water..
olmasınıda bana ipek kesfettirdi, canım güzel kalpli ipek..


deniz hala dalgalanmadı..
ilk geldiğim an gibi berrak..
yeşil cam yeişi ancak yogun ve içine girdiğinde seviye seviye seni sarıyor..hava basık ve yogundu bugun..

herkes ingiliz etrafta..
tomris uyar okumak benı cok memnun ediyor, onunla calısmıs olmak isterdim.
onunla sohbet..
onu tanıyan bir arkadımla mailleşmek için ataga gectim, en azından ruhunu alırım az biraz.

sırasıyla annen babam ikizler ve ulduzla sohbetten sonra anca oturdum yazıyorum...

bugun goldenla yüzdüm..
leuyla gibi o da pet şişe hastası..
leuyla gibi benim de hastam oldu..
köpek ve bebeklere verdiğim enerjiyi deneyimlemek benı yeniliyor..

daha yasanacak gezilecek görülecek hissedilecek unutacak sonradan yenıden hatırlanacak
ansızın derken aslında kesintisize baglayan ne ler olacak?

günün bombası ise...
iki yakın kadim dostum bir gün arayla evleniyor..
ve bana kendime gelecek zaman bırakmadan...
bana iyi bir ders..tez canımla bezdirdiğim tüm bünyelere burdan saglıga... akdenize dogru..
yarın tam karsımda gordugum adalara gideceğim.

mesela su an jessica ablanın yazdıgı gene bana saydıran yazı dahi koymuyor, ve sen jessica abla bana saydırıken tas kalbine elini koy ulan karı ile uyumsusuz durduk yere parlıyoruz diye birbimiz anlarken ben neden şimdi bu moddayım diye sor kendine ve terazilere yazdıgım şiiri oku..sen kesin okuyorsunda sinsi kontenjandan görünmez okuyucu tarafından..ben senin pırasa tipini ve aslında dısı kıl ıcı normal içindeki mayınların esiri oldugunu biliyorum.

seni tasımasam, kendi içime yolculuk baslamayacaktı, buda bana katkındır, şükürler varlıgına..

sen yazınca bende bendekileri dökuyorum sonra sen delleniyorsun..

yazdıkca yazasım gelse de..dün kü yol notlarını eklicem..
ancak umarım notepad deki daktilo fontu yazı gecer..
yanaklarım yanıyor...

yarında tekne gezisi toplam dört kişiyiz.
hey heyyyyyy....
kaptanın adı da ali!
ali kaptan ah o gemide bende olsaydım!

Cumartesi, Mayıs 15

terazi

ne cok terazi sevmişim
gelmişler gitmişler
gitmişim gelmişler
gitmişler gelmişim

ve ben sizi hep ilk görüşte
sonradan da uzaktan sevmişim!

Terazi erkeklerine yazılmıştır.
Zira kızları ile sadece kendi karmam nedeni ile daha da iyi bir kız olmam için karsılasıyorum..
İyi ki böyle değilim kontenjanından...

özgürlük disiplin acıklık samimiyet

varandayım
otobüste ben dahil 3 kız var.
koskoca otobüste.

bir yere ilk defa yola cıkmanın heycanı içindeyim.
bilmeden nemruta gittiğimde ne bu ya sevmedim dememiştim
kaş ilk gittiğimde gökyüzü yere daha yakın ve aya daha yakınız hissindeydim.

bakalım kalkan ve ilk sikayet nedenim olan
saat 9 da kalkanda bilgisi üzerine otobüste muavin e sorup
11 30 da ordayız acıklaması ile
kendimi sikayet mtek edicem diye tayfun beyin odasında buldum
canım tayfun bey
not aldı
aldıgı not benım kayıp 3. 5 saatimi verecek mi bana
kaldi kii
zaman ın keıymetini hazır yeni anlamısken....

nerdesin 3 harf...
kendimi senden alıkyomak ıcın gidebilecğim en uzak noktaya gidiyorum..
enerjin enerjmden cıksın diye..
suya basıcam kendimi..
batırcam ve banıcam..heposini seri olarak ard arda tekrar eden hareketler aseklinde yapıcam...
50 milaaaaaa sarkısını söyleyecegim ek olarak...

girişti bu...
bu gun 15 mayıs 1982
saat 10 15
zübeyde hanım dogum evinin camından asagıda duran babam ve bana göstrilen iki tane bebek var
onlar benim ugrularına sac kıran oldugum..onlar dünyaya gelmezse ben bu dunyadan giderim diyecek kadar istediğim ıkız kardeslerim...
biri elif biri efe
gül degil efil....
amcam elife böyle derdi.

ölemeden once son lafı da efeydi...
neyse...
dogumdan bahsedicem surda olume baglanma
o kadar ıc ıcler ki insan ıster istemez gidiyor..
insan mıyım ben, olma yolundayım...
cesitli rollerde etrafımda yer alan insan müsvetteleirne yorum yapacagıma kendime donmeye karar verdim...
etrafına ınsan musvettesi cekmemek ıcın once kendım bır ınsan ol
para parayı ceker ınsan ınsanı ceker mi yi denicem...
it kopuk bulmak yerine it bulmuyorum da allahasukur kopuk buluyorum...
kopmayan adam ıstıyorum...
adam ıstıyorum....

adamı gectik...
ikizlein bana katıgı en onemlı sey bebek bakımı
bebek nasıl bakılır
ona ne ndeır
nasıl yıkanır
nasıl tutulur
nasıl yenır yutulur
duserse ne olur kalkarsa ne olur
ne sasnlıymısım
evde aklım basımdayken cocuklarla bebekler olmusum
cocuklardan kastım annem ve babam
ailimiz 5 kişi
5 i heryede
bir sre aynı evde yasamaya calıstık
baktık olmuyor kalper beraber dagaldık gonlumuze gore...

midem azcık bulandı...farkettim ki
ılk defa yazınca dısardan ve otobuste mıdem tutuyor..
en iyisi
yanıma aldıgım 8 kıtaptan biri olan zen ve motosikler sanatına geciyim...
5 tomris uyar
1 nıick hornby
bir ihsan oktay anar
bir de robert m pirsig

bunlar gelid içimden..
netbook namı deger ali
8 kitap
bir bikini
bir havlu bir şilebezi elbise ve üstümdekilerle
gül pansiyonda güller gibi
gül sever miyim sarı ve tomurcuk tomurcuk değilse hayır...

papatyalar gibi ve ya ayvciceği gibi kalkanda..

kalkan kasabası kalkan balıgı..

mola 1:
pamukova; adapazarı

varan konaklama.



heryerde anım mı var?

ne güzel..

hayat bu değil mi, an biriktirmek..

bu yazıyı kemal güven ve sevgili eşine itaf ediyorum.

2002 den günümüz 2010 mayısı



3 mayısta güldan teyzenin dogumgünüydü , 2 miydi?

babaanneminde öyle, bu ay mayısta aramadım, atladım ne fena ve su an aklıma geliyor.

allahtan mayıs simgesel esas dogum kısın demişler ona..







2010 tesadüf ki varan ilk molasını

2002 de geldiğim bu yerde veriyormuş..





şu an varan ilk molasını verdi..hemen itiraz

hemen varalım istedm.

garip bir tesis indim otobüsten hemen öümden minik bir fare gecti..

içim kalkmadı desem yeridir.yeniköydeki evi dusundum ve herkes fareden ıgrensede aslında ne seker olduklarını pısler evet..kapana kısılan fare gorntusu de

içini ezer insanın ancak ne yapalım..

girdim tesise ve kalakaldım

kalkana varmadan kala kaldım.

ben buraya geldim deim ve hemen bir masaya ilişti gözüm..

2002 askere yemine geldiğim kütahya yolu üzerinde durdugumuz varan..

barısı aradım baksana ne tuhaf 2002 den sonra buraya gelmiş olmam dedim..

sevmediğim bir terim de olsa kafası 1500 den de öte konusmuyor polifonik ve retro seler cıkararak kelimeleri

kükreyerek söylüuordu..

he he heee aman 2002 dedi ve kükremeler fade out etti

arkadan kızlar ayyy yarın annemler geliyor seklinde bagarısıyorlardı..

ta burdan yarım akıllı oldukarını anladım..acaip mutlu geldi sesleri

az düşünen cok mutludur formülünde yapntırdım etiketi hemen..

az akıllı kızlarla kükreyerek eglenen sarhos barıs..

işte bu..

anladım..



sen de yap..

ne bakıyorsun ki?


mola 2:

denizli


varanın söylemei atladıgı kü.ük ve 3 saatimizi alacak

detay..

denizli de girince iyi hissettiğim birsey var.

yıllar once yani 1997 de ceclia yı alıp pamukkale ye geldiğimizde de aa ne güzel yer demiştim..

deniz kelimesi var içinde diye yakalıyordur belki beni.

ne güzel içimde mayom gider gitmez odama esyalarımı vıakıp cup suya..

otobüsle gitiğime memnunum



yanımdn bir tır gecti

gelin arabam tırın onundekı yerden olsun ısterdım zamnında su an dusunmuyorum

eskilerden bır arac olur muhtemelen mavımsi yeşil ve ya kırmızı beyaz pempemsi..

bamsı beyrk diyesim geldi.

yanımda ısımlerını bılmedgım duzgun aralık dıkılmıs agaclar var..ne bunlar acaba..

denızlıda olduguma gore tekstıl agacı olsa gerek..

pammuk olsa bılırdım..

pammuk bana dırek adana demek ve sıcak basık tesekkur ederım almayayım demek...

ferahnsensoy hayaranı okuru

ona rastlasaydım neden okulu yok hala olmaz mı hıslerımden sonra

derınden ıstedıgım ıcın yolum sahıkaya dustu

dahıkayı beklemk uyazıcam bende ona gıden yol azcık dıkenlı

elestırıler o kadar eglencelı kı bırde dogal ve zekıce gelse..

amac kırıcı olmak deılde cıdden sendekı eksıyı sana senı gaza getırıcı esınlentırıc soylense..

birde su grup asker gıbı cıdden plastık

egosu olupta adam secmese mıy mıy etmese..

yanlısı dogruymuscasına kolların acısını bile verme cesareti gösterip sonrasında da basarız olundgunfda kenara cekılıp ancak aslında konu ben ben ben buldum soyle dusundum gıbı ben ben dıye konusmaza..

tıyatro ekıp ısı dıyoruz mesela dı mi..en basıtınden bunu dusun...



papatyalar solda

canım halama sıfa gıtsın

son gun buralardan toplar da gıderim

masa da dız boyu papatyalar tomrıs uyar dururken solda dız boyu papatyalar tam oldu

tanrım yaklastıkca sevınıyorum...

hızlı par avion gelmek yerine geze dusune geldıgım ıcın cok mutlyum..
paravionda hızlı degil aslında nerdeyse 6-7 saat ve bölüne bölüne..

duısunceler gecıtı zıhnımde hep aktı ve yollara dokulu dokulu verdı..

Cuma, Mayıs 14

14 Mayıs aşk için güzel bir gün!

Bir süre ağladım ancak şimdi gülüyorum.




Dün akşamdan beri, kafama yapısan düşünceler cok istersem görürüm enerji çalışmaları filan , işte gördüm.

Görünce ne yapıcam düşünmemişim. Bu kadar saçmalayacağımı da düşünmemiştim. Onu düşünmek dışında birşey düşünmüyorum ki, düşlüyorum, düşünmüyorum.

Rüyada sesin kısılır ya, onun gibi bir his. Beni görmese bile bir sey duydu mu ki?

Ben neden öyle takıldım.

Bir şaşıırdım, bunu ben mi yarattım diye?

Mesajlarımı cevapsız bıraktıgı için normalden başlamak kolay gelmedi

Ona herhangi biri gibi rastlamamak için gece ¬cıkmıyorum.

Duygularım olmasa, kalbim o kadar hızlı carpmasa, gecici bilinc teklemesi yasasam

O orda yokken ki gibi salatımı alıp keyifle yer ve işe gelecekken..

Aldım salatayı

Stres geldi üstüme kitap alıyım dedim

Kitapcıda salata ile gezmek angarya geldi, cantama sıgıyor mu bu, diyip cantaya yerleştirdim, mercimeği attım cantama, sonra geçmedi heyecanım. Arıyım kahve içelim dedim, teli aldım ve sarjım bitti.

Of dedim ve sıkıntı içinde cıktım atladım taksiye, taksiye para vericem elimi cantama soktum, içi yapıs ve sos. Elim zeytinyağlı, mercimek yapıstı parmagıma.

Koptum, kurutemizleye girdim, temizle yapılmaz bu canta dedi.

Kim kime bulaştı, salatanın bana bulaşması bana neyin mesajı?



Ac kaldım, sadece feslegenli ayran içtim, midem bulanıyor su an.

Çarpıldım ve salaklıgıma aglarken gülen bir moddayım.



Adamdan etkilenmem gecmemiş.

N’olcak şimdi?

Kitaplar

Yazarların,sevdiğim yazarların burclarınında gercek hayatta sevdiğim kişilerle aynı oldugunu görmek, hayat hikayeleri ve tipleri de ultra karizmatık.


Zamanında beni çekmiş ve almış oldugum evimde olan tüm yazarlar aslında şimdiki

Beni olusturmus, biri ögretmemiş, tavsiye etmemiş, hasbel kader almısım.

Ve şimdi görüyorum ki, tam tarzımlar ve bende öyleyim. Benziyoruz:)
2003 de neden aldıgımı unuttugum ve nerdeyse 7 yıl okumadan gecirdiğim yıl.



Nick Hornby’nin bir kitabında, burda direk konuyu enişteme getirmek istiyorum, hiç unutmam bana okudugum yazarların adını sakın unutma demişti, şimdi bu lafın ne kadar dogru oldugunu bir kez daha anlıyorum. Ne kitabın adını ne de yazanı unutma, hatta artık, cevirmen ve yayın evide aklımda oluyor. Ne diyordum, Nick hornby demiş ki, her nedenle oldursa olsun kendinize aldıgınız kitaplar sizin ile ilgili çok sey söyler.



Aynı kafada olmak sevindiriyor, yenlızlık korkumu azaltıyor.

Korkularımı dönüştürdüğüm şu günlerde, içim pır pır.

Perşembe, Mayıs 13

Herif adam çoçuk

Ayrımı ne sekilde meydana gelir, bazen birilerinden bahsederken gayri ihtiyari bu kelimelerden secmiş bulurum kendimi. Herife bak ne tatlı ya, iyi heriftir, aa, o çoçuk mu? Nedir, erkekleri, tatlı çoçuk’tan tatlı herif kategorisinde algılatan.

Teoman herif bence mesela, eski sevgilim Oren ise tatlı çoçuktu.

Herifte; Her zaman iyi bir adam olmanın yanında karışma, değişme, ruh hali bozulma


Yabancılasma seni ugrastırma ihtimali vardır..heriflerin senin askını diri tutmasının nedeni de bu. Belirsizlikleri..
Adam gibi adam olmak ise herif özelliği nispeten az, tatlı cocuk kadar da net ve extreme marjı az değildir.
Bilirkişiyim ya ben, evde etikette yaptırdım, üzerinde, adam, herif ve cocuk yazıyor.


Her 3 grupta kendi içinde faydalı, en makbulü, 3'ü bir kişide.

İstediğim işte bu, aslında bu tam da Godot’yu beklemek gibi bir sey!
Kabul.

Devam edecek. Tam da içimden geldiği gibi.

Hayır hayır olay şöyle başladı..


Allah tarafından ben kendimin en saf hali gibi ortalıkta dolasmaya saga sola laf atmaya baslamıstım ve özgürce düşündüklerimi söylerken eleştiriler almaya basladım..

O noktada ben seni eleştirmiyorum hemde kendini gizliyorsun ben sezerim.

Farkettin mi sen hep ben ben diyorsun diyen benciller belirdi etrafta.

O noktada çat koptu film.

Hazırladım listemi ve sıradan basladım soykırımına

Ancak bu sefer acık olmadan yaptım, kimse kırılıp dökülmesin cok konusmasın diye

Aslında sen cıksan mı nasıl olur ki gibi igrendiğim bir tavır kullandım ve sivilceyi patlattım.



Bunların hepsi, en iyi versiyonuma gitmek içindi belki de.

Peki ya mor mektuplarım..



Denize akan cümlelerim, özledimler, ö z l e d i m tek harf tek harf mi aktı, bitti, bir anda hepsi mi?

Salı, Mayıs 11

nokia tune..

Görünüşte huzurlu ve "la la" duran insanlar durduk yere neden parlıyıverir hiç anlamam.
Bunu neden yazdım şimdi, nerden esti? Bilmiyorum.


Ya o ya o.

Sanırım evde beni bekleyen Tomris Uyar’ları okuma zamanı.

Onun düşünce tarzını ve içtenlğini ve neyse o’lugunu özledim.



Yazacaklarım da birikti.

Dün beynime öyle güzel kareler cektim ki, hepsini yazı ile çizmeli.

Cuma, Mayıs 7

Zeus , Poseidon ve hayallerim...

Az önce Poseidon'a gelecek bir yıl içinde olmak sitediğim yer ile ilgili istek enerjimi net belirttim.
Gün içinde aynı niyeti ve enerjiyi Zeus ile de paylaşıyor olacağım.

Zeus benim için cok önemli.

Çarşamba, Mayıs 5

Yüksek dozaj

Dün akşam gizmo ile sykpe toplantısında şunu farkettim. Karşımda resmen ben duruyorum. Tip olarakta benzediğimiz için mi nedir, aynalık calısmasının derin etkisinde oldugum için mi bilmiyorum, inanılmaz bir durum. Dinlemeyen heyecanlı halim, canım çok seviyorum. Dibine kadar güvenimiz var birbirimize ve bu nedenle


Kelimeleri en sertinden en özünden secip sadece birbimizin iyiliğine olsun diye yorumlar yaptıgımızı bu konuda tepişmeden ve konusmadan anladık ve böyle yasıyoruz.

Sen evinden yokken ben sana gelicem yaklaşımlarımız var, aramızda lafı olmaz anlarımız var. Konustukların veya onun bana dedikleri hücrelerime işliyor. Öncesini bilmediği bir olayın çıktısı olarak aldıgım bir kararın, ne enerji ile alındıgını kararı duydugu an anlyor. Kıymetli hem de çok.



Zamanlar içinde gelişmedi bu bağ, gördük gelişti ve kopmadan esnedi, gerildi, devam etti ve yoluna girdi.



İkimizde yüksek doz’uz. Az’ız, öz’üz ve giz’iz.

Ve yaz’ız.



Dünden not : Yeni tanıyanlara bir anda kendini yansıtma, ölümler, sakatlanmalar ve şoklar oluyor. Aşklar da elbet.



Ara bir tepki gelişmiyor sadece, bu nedenle sakin!





Seni Seviyorum Gizmo!

Pazar, Mayıs 2

çok mu?

Eve gelince erkeğimden tek beklentim, elbisemin benim uzanamadıgım düğmesini veya fermuarını açmakta bana yardımcı olmasıdır.

Erkeğim nerde, ne zaman tanısıcaz, tanıstıksa ne zaman birbirmizi farkedeceğiz?
Onu tanıma fırsatını elede ettim ve ben mi es geçtim acaba?
Nedir?
n'oluyor?

Birgün içimizde birikenler...

Birleşerek ayrışarak ve bazıları yok olarak öyle bir meydana cıkar ki. Şaşarsın!
Seni tüm birikenler öyle bir noktaya vardırır ki, yok olanlar ve var gibi olup aslında olmayanların ki bunlar en faydalısıdır, seni bir yolculuga cıkartır.

İçin rahat ve endisesiz cıkarsın bu yola, geri dönüşü yoktur ve bir oyun gibi gerideki bonusları toplayarak anını daha rahat yasarsın. Toplayıp toplayıp harcamassın bu bonusları, topladıklarını bulup, dönüştürüp görünmeyen iç bonus ile temiz yold ileriye gidersin.

Kabul görenleri baş atcı edip kabl görmeyenleri attıgınızı sanıp aslında kendinizde bir yerlerde astıgınızı fark ettiğinizde olut bir patlama..

Aslında hayatta ilk sevdikleriniz ve sevmediklerinizin ailenizden cıktıgını anlarsınız.
Anlamak çözmeye yetmez bu noktada.
Anladım demekte, bir başlangıctır.

Sizi bir yere davet ediyorum.
Neresi oldugunu bilmeden.
Eğer isterseniz, buyrun, ben yola koyuldum.