Perşembe, Aralık 31

Yeni mesajım! Öre'den..



Canım benim,



Yıllar hızla akıp geçiyor.



Geçtiğimiz cumartesi, 10 Aralık 1992’de yani 20. Yaş günümde daktilo ile yazdığım bir sayfayı buldum. 20. Yaşımı kutlarken sanki yaşanması gereken her şeyi yaşamışım gibi bir hayat muhasebesi yapmışım. Oysa üzerinden 18 yıl geçti şimdi… Artık yaşanması gereken her şeyi yaşamışım gibi hissetmiyorum kesinlikle. Daha çok gün var göreceğimiz, daha çok yer var gezeceğimiz, daha çok şey var tadacağımız.

2010 da güzel bir yıl olsun, unutulmaz olsun.



Sağlık, mutluluk, aşk, para fiks ama en çok “Ağız tadı” mühim, o hep olsun



Mutlu yıllar

Salı, Aralık 29

dolunay ve halam..




ben aya bakıyorum hala sen de bakıyor musun?

1816'da Baltimore kentindeki eski bir tapınağın duvarı.


Gürültü ve patırtının ortasında sükûnetle dolaş;

Sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma.

Başka türlü davranmak, açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış.

Ama kimseye teslim olma.

Telaşsız ve açık seçik konuş.

Başkalarına da kulak ver.

Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları;

Çünkü dünyada herkesin bir hikâyesi vardır.

Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış.

Ne kadar küçük olursa olsun, işinle ilgilen.

Hayattaki dayanağın odur.

Olduğun gibi görün.

Sevmediğin zaman sever gibi yapma.

Aşka burun kıvırma sakın;

O çöl ortasındaki çimenliktir.

Yılların geçmesine öfkelenme,

Gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe.

Ara sıra isyana yönelecek gibi olsan bile hatırla ki, kâinatı yargılamak imkânsızdır.

Onun için kavgalarını sürdürürken bile kendi kendinle barış içinde ol.

Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen dünya yine de güzeldir.

2009 Neden iyi geçti?



2009'un notu: 3.14

Tüm ailemin desteğini hissettiğim ve her yıla nazaran onlarla daha çok zaman geçirdiğim bir yıl oldugu için...



Çıkmadık candan ümit kesilmez atasözünün ne kadar doğru olduğunu anladığım bir yaşam hikayesine tanık oldum.

Oluyorum.



Zamanın, sabrın ve isteğin insanı yasattıgını gözlerinden anladığım halam’la artık iletişim kurabiliğim için iyi geçti.





İç sesimi çok yogun dinlediğim anlardaki duygu yogunluklarımdan ve kendimi daha iyi tanıma neden oldugu için iyi geçti, kendime daha da yakınlaştım, sevdim kabul ettim.



Süprizin iyisi kötüsü olmaz, -süpriz işte, kucağına düştü yaşa-olaylarının bol olduğu, zeka parlatıcı karşılaşmalar tanışmalar, çekişmeler yaşadığım için kalbim bol bol

hopladı.



Aşık oldum, 2009’da.



Kontrol sende değil bunu kabul et ve öğren cümlesini bana defalarca dedirten bir yıl olduğu için beni öldürmedi süründürdü, sürüngenleştiğimi hissederken dikilebildiğim için, güçlendim, ve iyi geçti.



Hayatıma spor girdi, koştum esnedim, yürüdüm, mutlu oldum, iyi geçti.





Hayata gelmesinde fikir ve istek olarak öneml irol oyanadıgım canım kardeşim ikizlerin erkeği kardeşimle, evleri umulmadık bir anda umulmadık bir şekilde ayırdık, kendi tek yaşamıma geri döndüm.



Etrafımdaki insanların kendi gibi olanlarına yenileri eklerken, bazılarını çıkarabilmenin

Karar veriyorum ben işte, hissini yaşadım.



Basit bir şükür politikası ile bile hayatımı siyahtan beyaza cevirebildiğimi gördüm.

Pazartesi, Aralık 28

Haftasonundan notlar..


Cumartesi:
Workshop’ın son günü. Ezel Akay’ın kurdug cümleler, seçtiği kelimeler ve aktardığı hafiflikle, olumluya geçtim,mutlu oldum.
Julie and Julia filmindeki küçük bir dağ oluşmuş sogan dograma sahnesi ile aklım
Şubat 2009’da attıgım adıma gitti, ve gerçekleştirmeye karar verdim. Murathan Mungan okurken, beyaz sarabım cok daha lezzetliydi, kafamın içindeki mutlu düşüncelerden,söylemediklerimi anlayan ve birşekilde bilen arkadasımı kucaklamak için onun doğumgününe gittim, rastladıgım olmamıs insan örneklerine rağmen, Michael Jackson çalan Lucca’da eğlenebildim.

Pazar:

Tatlı bir Pazar sabahı, kalplerini sevdiğim dostlarıma kahbe yaptım sakızlı..
Telim kapalı kopup kendime dünyama yerleşmek üzereyken çalan kapı sevindirdi, ve dışarı çıktım.
Nedir bu tesadüfler, cafe passion en ugrak yerimiz değil ki.
TGF, zaman geriye gitti resmen, 8 yıl kadar..4’te sordugum sorunun
Cevabınnı 9 sularında aldım.
Gün içinde gözlerin karşılaşması ile dalgalanan duygularım, yatarken durulmuş
Ve huzurlu bir uykuya bırakmıstı beni.

Perşembe, Aralık 24

my mood today..24 Aralık.





Göğüs kafesinin üzerine oturan hipopotam figuru.

Kafes ne aşağı gidebiliyor ne yukarı. Sadece minik açılarla hareket edebiliyor. Bir taraftan da baskı sebebiyle karnın kelebeğe doymuş gibi ve iki kulağının altındaki o çok hassas bölge yanıyor.

Salı, Aralık 22

genel


http://shine.yahoo.com/channel/health/4-reasons-you-are-quot-fake-hungry-quot-555792/

Bir arkadaşımdan duydum, Kate Moss zayıflıktan daha lezzetli bir şey olamaz demiş.
Zayıf kategorisinde olmasan da, hala, 36 beden olmanın keyfini yasıyorum, bir arkadasımın annesi de, şükretmen gerek bir şey de “ne yesen yaramıyor” demişti,
Aynı arkadasımın kocası, sadece tipten kazanıyorsun demişti.. Etkime giren bir erkek cocugumuz ki yasıda küçük sayılmaz, ingincsin,sana cok saglam bir adam lazım ben eksik hissediyorum dedi mesela..
Geçenlerde bir iş arkadaşım, tuhafsın dedi. Ne positif ne negatif : Bunu sen kaldırabilirsin diye paylaştım ve kaldırmana da sevindim dedi, herkeste bir sey uyandırıyorum, bir düşünce bir duygu bir merak..
Peki neden yanlızım?
Tuhaf enteresan eksantirik, egzotik, bunlar hep bana takılan etiketler.
İçinden geleni yapan sıradan bir kişiyim ben, kendimce..
İnsanların bana taktıgı etiketlerden dolayı hayatımın zorlaşmasını istemiyorum.


“Yeni fikirler, rahat ortamlarda doğmazlar” – Roger Von Oech
“Dünyada hiç birşey, sebatın yerini tutamaz” – Calvin Coolidge

Robert Kiyosaki


“Servetin ölçüsü, siz ya da ev halkınızdan birileri fiziksel olarak çalışmak zorunda kalmadan, yaşam standardınızı kaç gün sürdürebileceğinizdir”. Örneğin, aylık harcamalarınız 1000 dolar ise ve 3000 dolarlık tasarrufunuz varsa, servetiniz yaklaşık 3 ay ya da 90 günlüktür. Servetin ölçüsü para birimi değil, zamandır.”

Pazartesi, Aralık 21

cem yılmaz sen süper adamsın ya...


bundan sonra zamanı durduran hareketler yok..
hersey yalandı demek...
saçını nasıl benzeteceksin salak..

bir kere....makina yok..yalancı..
uzay köylüsü..
o kadar da geriye göndermemiş gerizekalı..
they put me in a time machine...who are you ya..
hiç bir fantastik filmde olmayan olaylar benim basımda
ben bu devirde değilim..

senlik birsey degil o..ver onu bana..

dik bir tavır
herhangi bir özel bire tavır yok

sizlerle baska sartlarda karsılasmayı cok isterdim..ama olmadı..bye bye..

vay tipe bak tipe tipe...

yok mu gelişkin canlı kardesim...

doktor bu yükü kaldıramam ben..
seni cok iyi anlıyorum jurassic..

ben baska zaman diliminden geliyorum...

ne gidicem ya...ver ısık hızını da gidiyim...

ben bu devrin adamı degilim abi..beni alma..bunu al..

kırık değil ama kırık olsa duramam..
fakirdik ama mutluyduk..

yeniliğe kapalıyım..icata karsıyım..

en sevmedigim sey..

saçmalama..
hayat o kadar anlamsız olamaz..

toplumdan kacarak bir kabuk olusturmus..zirvedeki yanlızlık gibi birsey yaşıyor..


stratosfere kadar tas mi döşicem ..kargabaş...

ne biçim toplumsunuz lan...
baskıcı toplumda o kadar gülüyor işte..


imkansız ask yoktur..
sevdigimle aramda bir milyon yıl var...

cok güzel kız..kışlık..

Herseyi kaydettik bir kere...


Kişiler nefes, hipnoz , ve diger enerji çözümleyen seasnlarla geçmişlerine çoçukların gidiyorlar ya, ben durup duruken yasarken pat bir sey oluyor, aklıma, bir çoçukluk sahnesi geliyor.
Annem ben ve büyük annanem, iffet anane, bizim aşağı ev diye adlandırdıgımız tüm ailenin içinde oturdugu, evin salonu, michale jackson eslişinde dans ediyoruz, sonraki parca flash dance...Sonra ben yerde oturuyorum, ayakklarım bagdas annem sen yoga yap diyor ilerde,
Çok bilinen birsey olmasa da, kac zaman geciyor ve yapmaya hatta, hocası mı olsam a kadar gidiyorum fakat, ge cim parası kazanma önceliğimle, öyle bir vakit ayırmıyorum..
Kendimizi serbest bırakmak, ne kadar zor tanrım, şu an baska birsey daha hatıluyorum, ilk oyunculuk kursuna baslarken, tiyatrocu olmak istiyorum isteğimin aynı sıra aslında kendimden baskası ne kadar olabilirim ve gecek hayatta kendime zarar vermemk için ne kısımlarda oyun yapabilirim, bu ögrenilir mi diyeydi.
Serbest bırakamadığım düşünceler ve kaslarım var, bugün heryerim agrıyarak uyandım, belli ki uykuda da pelte olamayıp, bayagı bir mücadele etmişim..
Sonra, büyük ankara oteli’nin havuzuna giderken, Rezzan arkadasımın Volvo’su bugünkü araba zevkimin gelişmesine mi neden?
Bazen böyle durduk yere çoçukluk anılarıma giderken, gecen haftalarda yogun olarak, 2002 de resmi sona acılı bir sekilde ulaşan ilişkimle ilgili, sanki arada zaman yokmuscasına bir geri dönüş yasıyorum. Sanki dün ayrıldım,
Sanki birisi hayatımın o günlerini, hislerle birlikte geldi bana enjekte etti. Hersey taze ve aklımda, beyinde sanki bazı bölümler ve bir anda öne cıkıyor, etkin hale geliyor, hersey aslında beynimizde, hiçbirseyi unutmuyoruz ki. Son günlerde eski kişiyle yaptıgımız tüm konusmalarda geçmişi silmek, anıları yoketmek şakaları yaparken, basıma gelen resmen bu, eski kayıtlar gün yüzüne çıktı. Tazelendi hafızam ve zaman mevhumum kayboldu. Sanki hersey dün olmuş gibi.
2009 Ocak ayı’da dün gibi.
Sezgiler, telepati, insanların ne hissettiğini bilmek, dün halam bir ara kendimi kaybediyorum gibi bir sey yazdı? Ne demekti o mesela? Onun şu an zihninde neler taze, hangi kayıtlar silindi, neler oluyor çok merak ediyorum. Onun yanından ayrılınca, dinginlik geliyor, bazen uykum geliyor, bazen enrji geliyor, uykum kacıyor, saatlerce ağlama hissi geliyor..
Zihin. Sen bizimle dost ol..

2009 yılından kaçarken..



Deriz ya aslında kaçmamak lazım, kaçan kovalanır, kaçarsan gelir seni bulur. Sevmediğin ot yanında biter misali.

Hadi o zaman diyelim ki, kaçmıyoruz ancak, bitsin istediğimiz bir yıl .Benim ve yakın çevremin. Hastalıklar, ölümler, taşınmalar, iş değişiklikleri, niyetsiz hayatımıza giren eski sevgililer, vefasız yeni sevgili adayları, dedikoducu küçük kızlar,halden anlamayan ordinaryüs ruh doktorları, kendi içinde gruplaşma çalışmaları yapma eğilimli kuzenler, kendilerine öz eleştiri yapmadan benden yorulan kesim, sınıfta kalınan kurslar derken, yorgunum. Sadece sauna’da mutlu hissettiğim bir yıl oldu. Bölünmüş bir kalp ve ruh seklinde dolandım etrafta.

Planlanmadan ve aslında hiç olmayacak dedigim onca olayın arka arkaya dizildiği bir yıl oldu 2009. Artık her an hersey olabilir modunda, sadece yasadıgım an’a şükrederek, ve olacak olan zaten olacak, düşünme, akarsu ol; ak diyorum kendime ve kendime yakın buldugum tüm dostlara.

Kin tutmadan sonunda insanları kategorilere alıyorum beynimde, merkezdeyim ve birinci cember ikinci cember seklinde dairesel hareketlerde uzaklasıyor insanlar benden. İnsansa zaten direk birinci cember.

2009’u tanımadıgım insanlarla hint yemekleri yiyip, meditasyon yaparak uğurlayacağım, üzerimde oluşturduğu yorgunlugu sıyırıp atmak için, buna ihtiyacım var.


Tüm yıla bakınca, not olarak, “2” veriyorum.

2010, çift sayı olasanda seni şimdiden sevdim.

Pazar, Aralık 20

20 Aralık 2009


bugün ilginç bir gündü.
efe'de kaldım.
Sabah baannnem Pazar sabahı değilmişcesine beni erken uyandırdı..
ısıgı yaktı
camı actı
üstümü actı..

kalk enerji dolu eve de hayat getir gibi bir istekte bulundu.
Uyandım ancak kahvaltıda bir keyfim kactı..
salonda keyif yapıyım derken halama gitmemiz gerekti ve hızla cıktık..

halamda sohbet güzeldi.
uykum geldi sonra devam edicem...

halam
pazar
vapur
ev yolu
bizim sokak
v esalon

bunları farklı gözlemledim
fazal hıssettim ve kokladım bugun..

Cumartesi, Aralık 19

vefa mı reva mı hava mı?




Allah zihin acıklıgı versin.
Benden uzak
Kime istersen yakın ol
Bir daha ki evlenme teklifini de kabul edecek aklı basında birine et.
Tek dilegim bu..

Salı, Aralık 15

Inspiring inspires me!




İkinci bir teşekkür de Ahmet Coka'ya..
2010 London konulu..

Hayatımda iki Ahmet var:
İkisi de, çok kendi,soyadları ilginç.
Ahmet parantezinde Öre ve Coka.

Öre'ye birşey anlatırım, iki satır yazar anında,
Coka'ya birşey okur anında çizer, ve kendinden de katar ve ayrıca benden de birçok sey olur içinde!

Ne şahane,

Çok mutluyum. Sevindim.

Ummadığımız anda karşılaştığımız küçük detaylar ve bir kez yapılıp tekrarı olmayan, hersey çok özel, ve hayatı hayat kılan bir yaklaşım!

Her ikisi de Yay bu arada.
Baba burç!


:))
Baban da mı Yay?
Evet!
:))

Not:
Bir kez yapılıp tekrarı olmayan (daha iyi bir ifade düşün, next time)

Pazartesi, Aralık 14

dünya işleri




Aklıma karsımızdaki mezarlık ve içinde kaç kişi oldugu ve sonrasında hemen hiç uzagımızda olmayan Aşiyan ve içindeki onlarca kişi geldi. Ruhlar var ve yasıyorsa, ne kadar iç içeyiz. Above the ground below the ground.
Basit ama kolay algısı olmayan bir husus.

London, 2010


Çıkıcam yola, Ahmet'cim.
Durdugum kabahat!
92
97
2010

3. London gezim yakındır.


Yola çıkmak için adım atmak gerekir

İlk adımı atınca yola çıkmışsındır bir kere

Yola çıkıp gelen insan aynı insan olmaz, yenilenip dönüşür,

Her şeyden önce daha geniş bir insan olur



Yola çıkmak zahmetli iştir

Yola çıkmak için hazırlık yapmak da yola çıkmanın bir parçasıdır ve her ne kadar zahmetli olsa da güzel şeydir.



Ve



Durup eşyaları dinlemekten iyidir yola çıkmak

Yola çıkmalı

Yola çıkmalı

Mavi Sandık, Kırmızı buzdolabı




Seviyorum aslında kullanmıyorum ancak veremiyorum,elden çıkaramıyorum. Eşyalara geçen karakter bu olsa gerek. İletişim var aramızda,konuşmuyor olsak ta. Varlıklarında bana geçen bir hissiyat var. Elim gitmiyor, evet alın bunları da yer açılsın demeye, giderlerse kötü olurum, özlerim.
O boşluk bana batar hissindeyim. İyisi mi dursunlar bir şekilde kullanırım. Dedem’in ruhu o buzdobında diyelim, Mavi sandık neyin nesi, onda ne var? İlk evime aldıgım ilk esya olarak sandık olması, gene sandık görerek büyümem mi gene bir geçmişten tasıgım bir durum. Bilincaltımı kazırsam da aslında ben babaanne oldugumda sandık torunuma cok sey ifade edebilir. Evet, o da kalacak, bana şu an hissettirdikleri ve daha sonrasında da hissettirecekleri adına kalmalı. Kararımı verdim.
Mavi sandık ve kırmızı buzdolabı kalıyor. Hem o sandık’ın rengini baskalaştırıp salona alıp gayet güzel şaraplık olarak kullanabilirim. Oldugu haliyle de güzel..
Sandık! Severim.

¥ :))

Cuma, Aralık 11

şapsal..haklı..yaratıcı


Kısa yazıcam..

Yazmaya başlar baslamaz daha lütfi kırdar'dan nasıl eve vardım,varamadım dan tut, kuruma esnasında yaratıcı taksi bulmadan girip esas demek istedigime gec varmayı secmeyip, onlar da güzel, sonra yazarsın diyip kendime, kısa yazıcam.
Kısa derken, konum Aslı'yı sevmem. Kendime zaten hasta oluyorum, beni bu kadar iyi tanımladıgı ve anladıgı için seviyorum.Anlamadıgı bir anımız var, onu da ileride gülerek hatırlayacağımız için gene seviyorum..Seviyorum da seviyorum bana ne..
Nerden Aslı'ya bağdaş kurduğuma geliyorum. SONUNDA!
Evdeyim. Jag.mas.içip, cehov martı okuyup analizlere bakıp hemde içimden ve dışımdan rolümü tekrar ediyorum.Pazar sınavım var.. Google da okudum yoruma kendimi öyle bir kaptırmışım ki, orada geçen aşağıdaki satırları okuyunca, direk elimdeki kitabın 121 sayfasına bakıyım dedim ve bir baktım kitap 111 sayda,sayılar da ilginc bu arada..nasıl ya, bendeki kitap eksik mi diye anında panik oldum ve, n'oldu? sakinleyip tekrar okudum, oyunda ki kitap ve rol olarak 121 e bakmaktan ve aslında o sahne den bahsediliyor, nasıl kaptırdıysam, içine aldı beni satırlar...Gerceği algılayınca tüm bunlar bu arada, toplan 50 sn aktı beynimden..ne sapşalım dedim ve Aslı geldi aklıma.

haklı,yaratıcı ve şapsal belirteçleri..


Tüm bu yazıya neden olan satırlar..

tam copy paste edicem, olmuyor..olmuyor...copy yes,paste no..



Seni seviyorum Aslı!

(as a sister or a friend,aman diyim yanlış anlaşılma olmasın..Toplum anlamaya degil, yanlıs anlamaya, hatta anlamak yerine anlamadan yorumlamaya programlı )

Perşembe, Aralık 10

estiler..



Genel olarak hayatı severim; İkiyüzlüleri hiç sevmem. Her türlü haksızlığa, bayağılığa, samimiyetsizliğe ve saygısızlıga en önemlisi de iletişimsizliğe tahammülüm yok.

Motivasyonum gelecek umudundan, hayallerimden ve olsun istediklerimden ve içime atmadan yaşadıklarımdan, acı çeksemde vazgeçmeyişimden ve survival modumdan..

Benimle karşılaşan herkes, içinde ister istemez daha yalın, daha doğru, daha kendisi olma isteği duyuyor.
İnsanları dönüştürdüğümü görüyorum, dönüşümden yola çıkarak ben bir sanat mıyım?

Kendi ruhsal bütünlüğümü kaybettiğim bazı anlar dısında huzurum kaçmıyor; ruhsal bütünlüğümün kurban gittiği kısa devre anlarım ise yukarıda saydıklarım hayatımda girince gerçekleşiyor. Her zaman kendisi olmayı, iç özgürlünü korumayı başardım.En sıkıldığım anlarda, insan ilşkilerindne yoruldugum bir o kadar da kırıldıgım zamanlarda, bu konuda kendimi takdir ederek, içimi rahatlatıyorum. Yalın, gerçek ve içten olan her şeyi seviyorum ve kendine özgü bir güçle başkalarına da tavsiyrm hep bu yönde oluyor. Sanırım bilincaltımdan bu bir mum bir mum yakmakla ışıpından birşey kaybetmez formülü. Yalınlık, gerçeklik ve içtenlik yayılsın, dostluklar, aşklar ve hayatlar bu degerleri üzerine kurulsun istiyorum.

Changing Agent, Özge, 2009.

Pazartesi, Aralık 7

Sıradan..


Evde elektrik düzeni ile gelen huzur.
Ezel Akay varlık enerjisi
Otto, sohbet ve aynı fikirde olma.
Herkes aynı hikayeleri farklı bir anlatımla yaşıyor.
Senaryo workshop’ının sağlaması olan bir akşam yemeği sohbeti,
Spontanız hadi gidelim Leyla’ya.
Ali’nin dogum günü pastası ve şampanyası
Dünya küçüktür, Çoçuklar dogruları söyler ve iyileri hisseder.
Çıkmışken ve bayağıda içmişken hadi Kiki.
İki mavi kuşken kiki'de,tesadüfen üçledik bir ara!
Zamanın uçması.
Eğlence, anlayış.
Samimiyet ile namı değer hidden agenda,hido.
15 dakika önce ve sonrasındaki karar degişiklikleri.
Pazar contemporary İstanbul,
Beklediğim gibi çıkmaması.
Gene rastlaşmalar.
Pazar ev dinlenme ve tembellik.
Ektiğimi biçme hisleri içime ekmek ve düşünmek
Geçmişi silmek üzerine, geçmişimle notlaşma ve gülüşmeler.
Bir kadın ve bir erkeği ilk defa izlemem ve çok sevmem.
Bir kadın’la ortak çok özelliğim yok.

Cuma, Aralık 4

selülozu alkali ve su ile karıştırarak yapılan ve suni ipek için kullanılan yapışkan bir madde

Çarşamba, Aralık 2

Farkındalık!

Farkındalık akımına kapılmış insanlar görüyoruz.
Hemen hemen hepimizin etrafında vardır bahsettiğim akımın yolcusu. Neyin farkına vardıklarının farkındalar mı pek farkettirmezler. İlgilendikleri konu farkındalık iken, aldıkları kararlar ve ya verdikleri tepkiler cesaret ettikleri çıkışlar cesaret edemekdikleri işler hep ele verir onları, özelliklede içleri terminoloji ve farkındalık dolu kurdukları altı boş cümleler ancak okurken farkında olmayana "evet, galiba iyi birşeyler diyor" ve "farkında dedirtir" bu cümle diye ürettikleri laf salataları..
Bu noktada; adama sorarlar, neyin farkındasın diye?
Nedir farkında olduğunuz?

Azıcık destek olayım.

F A R K I D A L I K:
Kusurlarımızın ve eksikliklerimizi itiraf etmenin bir başka şeklidir. Yumuşak öz eleştiri.

Anlayarak farkına varalım sonra mahcup duruma düşersiniz.


İyi Akşamlar.